“İyi ki kitaplar var.”
“Kitaplar onların vasıtası olmadan ulaşamayacağımız şekillerde kendimizi görmemizi sağlar.”
Bir başka açıdan bakarsak; “Okumak paradoksal bir şekilde değerlidir. Çünkü yaşamak için katiyen gerekli değildir -nefes almaya benzemez; hayata devam etmek için elzem değildir. Birçok insan çok fazla okumadan başarılı olur. İyi okumak ne şöhreti veya serveti ne de dünyevi başarıyı garanti edebilir.”
Peki o zaman kitap okumak zorunda mıyız? Ya da, neden okuyalım ki? İsterseniz soruyu şöyle soralım; Okumanın değeri tam olarak nedir?
Her şeye rağmen Okuyoruz, çünkü başka bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz. Aptallaşmak istemiyoruz, çünkü aptallık tam da başka türlüsünün mümkün olmadığını düşünmekle yakın bir ilişki içerisinde. Zaten kitaplar da aptallar için değil.
Bu giriş cümlelerini Kemal Karpat’ın “İslam’ın Siyasallaşması” isimli kitabı hakkında konuşmak için yazdım. Kitaplar yazarların topluma sundukları en kayda değer katkılarıdır.
Çok sayıda kitapları bulunan Karpat, İslam’ın Siyasallaşması’nı oldukça önemsediğini ve bu eserini, bir ömrün hasadı anlamında “başyapıt” olarak nitelendirmektedir. Birçok önemli isim; “Türk Demokrasi Tarihi”ni (1959), “Çağdaş Türk Edebiyatında Sosyal Konular”ı (1962), “Türkiye’de Toplumsal Dönüşüm”ü (1976), “Osmanlı Nüfusu”nu (1985) ve “İslam’ın Siyasallaşması”nı (2001) Karpat’ın bilimsel kariyerinin dönüm noktaları olarak görüyorlar.
Siyasallaşmadan amaç; halkın büyük çoğunluğunun, dinin, değişen ve toplumun kültürel, sosyal ve iktisadi birçok değerini etkileyen konuma gelmesidir. Öyle ki, din adeta kendi etnisitesini meydana getirir duruma gelmektedir. Yani dinin değişen toplumsal şartlar karşısında aldığı fonksiyonel durumu ifade etmektedir. Mesela Rusya'da uygulanan ateist felsefeye rağmen, toplum tekrar eski Ortodoks dinini canlandırmıştır. Devlet de bu akıma uymak zorunda kalmıştır.
1970’li yıllarda komünist olduğu gerekçesiyle Türk üniversitelerinden uzaklaştırılan Karpat’ın, kitaplarının yayımlanmasından sonra da; Türkçü, neo-Osmanlıcı ve İslamcı olarak nitelemelere muhatap olmasını esasen bu ülkeye özgü ironilerden saymak gerekir.
Karpat, Osmanlı’yı Asya, Ortadoğu, Afrika ile doğu ve orta Avrupa’da varlığını sürdürmesinden dolayı onu evrensele oturtmaya gayret etmiş, Osmanlı deneyimini dünya ölçeğinde düşünmeye davetiye çıkarmıştır. Nitekim Osmanlı’nın iktisadi uygulamalarından başta ABD olmak üzere faydalanmayan gelişmiş ülke yoktur denebilir. Çünkü o günkü dünyanın merkezi konumundaki “Akdeniz Havzası” 250 yıl Osmanlı kontrolündedir. Ona göre Osmanlı devleti 1918’de değil, 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında yıkılmıştır.
Meşhur romancımız kemal Tahir’e göre de “Kurtlukta düşeni yemek kanundur.” 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında düşen de Osmanlıdır. Yani Batı, mirasın nasıl paylaşılacağı ile uğraşmaktadır. Temeli bir önceki yüzyılda atılmış olsa da, 19.yüzyılın ana teması sömürgeciliktir.
İşte bu ahval ve şerait içerisinde Osmanlı için can alıcı soru; “Bu açmazdan kurtulmak için nasıl ve neler yapmalı?” sorusudur. Tabi bu olaylar aynı zamanda gücün hanedandan devlete kayması sonucu doğurur.1826 sonrasındaki devlet-bürokrasi arasındaki gel-gitleri, nihayet 1909 sonrası Jön-Türk hakimiyetini de bu pencereden okumak gerekir. İşin bir başka rengi de, halkın bir güç olarak varlığını hissettirmesidir. Bundan dolayı Kurtuluş Savaşı daha çok “yeşil hareket” yani İslami yönü ağır basan bir özelliğe sahiptir. Diğer yandan, 1860 yılında görünür olan Batıcılık, Türkçülük ve İslamcılık (Üç tarzı siyaset) ilk dönemlerde Batı’ya (işgalcilere) karşı olmakla birlikte, sonraları kurulu düzene, statükoya ve hükümetlere karşıdır.
İşte tam da bu aşamada, ikisi de modernleşmiş olan; Batılılaşmış elitler ile geleneğe bağlı olanların; Batı’nın meydan okumalarına karşı ayakta durma çabalarına şahit olmaktayız.
Burada iki farklı çözüm önerisinin mücadelesine de şahit oluyoruz: Tüme varımcılar ve tümden gelimciler. Yani yukarıdan devlet eliyle değişimden yana olanlarla, toplumsal dinamiklere dayalı değişimden yana olanlar.
TUNCER SÖNMEZ
TECRÜBELİ BİR UYARI
AHMET VURAL
İNSANI SEVMEK
VAHİT DABAK
CUMHURİYET TARİHİNİN EFSANE SİYASET ADAMI TÜRK OCAĞI BAŞKANI
Av. İrfan SÖNMEZ
Yargıda yandaşlık
DR. İMBAT MUĞLU
Avrupa'nın Savunma Rüyası Çöküyor
EMRAL CÖMERT
MÜSLÜMAN YEİS’E DÜŞMEZ
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP