1793 yılında 3. Selim’le başlayan “modernleşme” veya Cumhuriyet dönemindeki ismiyle “Batılılaşma” hareketleri amaçları açısından aynı mıdır, değil midir sorusu üzerinde birkaç cümle söyleyerek esas konu olan “Türk Modernleşmesi” konusuna dair düşüncelere veya konunun uzmanlarınca söylenen fikirlere geçebiliriz.
Öncelikle bu modernleşme hareketine zemin hazırlayan olaya dikkat edelim. Osmanlı padişahı lll. Selim’e Osmanlı-Rus savaşı yenilgisi ile yenilginin nedeni gelir: “Bizim ordumuz 120.000 kişi, Rus ordusu 8.000 kişi. Onların kullandığı savaş silahlarına karşı bizim kullandığımız silahlarla cevap veremediğimiz için ordumuz yenilmiştir.”
İşte bu olay değişimin şart olduğuna işaret ediyor ve padişahın direktifi ile yapılaşma ve teknolojik değişim için düğmeye basılıyor. Ancak eski usulde eğitim yapmak isteyen Yeniçeri değişime karşı çıkıyor Kabakçı Mustafa isyanını başlatıyor. lll. Selim saltanatını ve canını kaybediyor. Alemdar Mustafa Paşa 2. Mahmud’u tahta geçiriyor.
Tahta geçen ll. Mahmut değişimi devam ettirmek azmindedir. Yeniçeri ağaları da işi iyice azıtmışlardır. Her şeye rağmen ll. Mahmut değişim konusunda kararlıdır. Kılık kıyafetle başlayan değişim 1826 yılında Yeniçeri Ocağının kaldırılmasıyla büyük bir engel aşılıyor.
18. yüzyıl sanayileşme ve Pazar arayışlarının yüzyılıdır. Kapitalizm, Avrupa'nın dünyayı sömürme hareketi şeklinde işliyor. Avrupa'da ekonomik bütünleşmeler başlıyor. Osmanlı Batı’daki bu gelişmeleri görüyor ve kendi “toplumsal yapı ve kültür” penceresinden değerlendirmeler yapıyor. Bundan dolayı modernleşme/Batı’daki teknolojik gelişmeyi almak için “modernleşme” hareketlerine başlıyor.
Aslında Osmanlı “modernleşme” derdinde değil, hedefi teknik kalkınmayı yakalamak. Yani modernleşme bir “taklitçilik hevesi” değil, kalkınma hamlesidir. Bu çabalara “Batı taklitçiliği” olarak değil, kendi özünü koruyarak yapmış olduğu yeniden yapılanma hareketi olarak bakmak daha gerçekçi olur zannederim.
Modernleşme lll. Selim, ll. Mahmut, Abdulmecit, Abdulaziz ve ll. Abdulhamit dönemlerinde ilerleyen bir hızla devam etmiş, Cumhuriyet dönemini meydana getiren kadrolar da bu hamlelerden biri olan okullarda yetişmiştir. Bu değişim l. Dünya Savaşı nedeniyle kesintiye uğrasa da 1920 yılından sonra isim değiştirerek “Batılılaşma” adıyla yoluna devam etmiştir. Cumhuriyet döneminde 1932 yılına kadar “muasır medeniyet seviyesine çıkmak” hedefi, 1933 yılından itibaren “muasır medeniyetin üzerine çıkmak” başlığı ile bir üst versiyona geçmiştir.
Cumhuriyet döneminden itibaren Batılılaşma çabaları dönemin yazarları tarafından daha çok ideolojik olarak algılanmış, birçok meşhur isim geçmişi inkâr ve kötülemek adına bu düşüncelerini saklamak lüzumunu dahi duymamıştır. Bu kadrolar Batılılaşmayı kalkınma hamlesi olmaktan ziyade bir “kültür değişimi” olarak görmüştür.
1920’den itibaren dönemin ana felsefesi Hümanizm adı altında Batılılaşma’dır.
Birkaç istisnanın dışında dönemin yazarları Yunan kültürüne ileri derecede düşkündürler. Hatta maziyi unutmak anlamında “Hafızamızı silmemiz gerekir” diyorlar.
Nurullah Ataç geçmişin silinmesi adına Kapalı Çarşı’nın bile yıkılmasını istiyor. Genelde şiiri ve özelde “Divan Şiiri”ni iyi biliyor ama dünya görüşü olarak divan şiirinin kalkmasını istiyor.
Minareleri görmek istemiyorlar.
Türk musikini sevmiyorlar.
Münir Nurettin Selçuk’u sevmiyorlar.
Hatta Yahya Kemal’i önceleri seviyorlar ama dini çağrıştıran şiirler yazınca onu da defterden siliyorlar.
Büyük çoğunluğu ateisttir. Alev Alatlı bu kategoriye girmeyen parmak kaldırsın diyerek bu kadrolara meydan okumuştu yakın bir geçmişte.
Kahir ekseriyeti İsmet Paşacıdır.
Hepsinin İslam’la kavgası var. Hatta Nurullah Ataç; “Ölümüme yanmam, Ataç vefat etti diyecekler ona yanarım” diyor.
Çoğunun İslam’a düşmanlığı var ama Batılı olması nedeniyle Hıristiyanlığa ve Hz. İsa’ya hayrandırlar.
Modernleşme olgusu başlangıçta bir “kalkınma” ideolojisi iken, dönemin yazarları, yeniden yapılanma hareketini İslam düşmanlığına evirerek, toplumla yönetimin arasına engeller koymayı bir başarı olarak göstermeye gayret etmişlerdir.
TUNCER SÖNMEZ
DEVLET
AHMET VURAL
İNSANI SEVMEK
VAHİT DABAK
CUMHURİYET TARİHİNİN EFSANE SİYASET ADAMI TÜRK OCAĞI BAŞKANI
Av. İrfan SÖNMEZ
Yargıda yandaşlık
DR. İMBAT MUĞLU
Avrupa'nın Savunma Rüyası Çöküyor
EMRAL CÖMERT
MÜSLÜMAN YEİS’E DÜŞMEZ
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP