Dut yaprak döken ağaç türlerindendir. Dünyanın birçok ılıman bölgesinde yetişir ve dikimi yapılır.
Genel olarak, bilinen çeşitleri meyve rengine göre adlandırılan; beyaz, kırmızı ve karadut çeşitleridir.
Beyaz dut Güney Asya'ya özgüdür.
Dut ağacının yaprağı ipek böceğinin çok sevdiği yiyecektir.
Boyu 15 m'ye kadar uzayabilir. Fazla su istemez. Susuzluğa karşı oldukça dayanıklıdır.
Erkek dut ağacı meyve vermez. Genellikle ipek böceği yetiştiriciliğinde ve peyzaj mimarisinde kullanılır.
Diğer meyvelere oranla demir içeriği oldukça yüksektir diyor gıda mühendisleri. Taze dutun bir porsiyonu ortalama bir su bardağı, kuru dutun bir porsiyonu ise iki çorba kaşığı kadardır. Herhangi bir hastalık ve kilo problemi olmayanlar günde yüz gram taze dut veya bir avuç kuru dut tüketebilirler.
Karadutun ana vatanının Orta Asya, beyaz dutun ise Çin olduğu tahmin ediliyor. Binlerce yıllık bir geçmişi olan dut ağacı, ipek ticareti ile birlikte tüm dünyaya yayılmış. Dolayısıyla günümüzde dut ağacına her yerde rastlamak mümkündür.
Özellikle Güney Asya ve Avrupa ülkelerinde sık sık yetiştirilen bir meyvedir. Ülkemizde dut üretimi en çok Akdeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde yapılır. Malatya, Kahramanmaraş, Ankara ve Elazığ dut yetiştiriciliği ile ön plana çıkan şehirlerimizdir. Özellikle Kahramanmaraş, Adıyaman, Elazığ, Erzincan, Malatya, Tunceli ve Tokat illerinde ekonomik anlamda yetiştiriciliği yaygındır.
Tıpkı üzüm yaprağı gibi sarması yapılabilir. Dut yaprağında mineral olarak kalsiyum, demir, çinko, fosfor, magnezyum bulunur diyor beslenme uzmanları. Ayrıca C Vitamin açısından da zengindir diyorlar.
Tamamen doğal yöntemlerle üretilen dut pekmezinin kan yapıcı özelliği biliniyor. Dut pekmezini tahinle yemek de hem besleyici hem de damak tadına uygundur.
Dutun yararları saymakla bitmiyor. Kalorisi az, diğer kırmızı meyvelere kıyasla daha az şeker içeriyor diyor uzmanlar. Sindirim sistemine yarıyor, kolesterolü düşürüyor, dolaşımı hızlandırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser, kalp ve şeker hastalıklarını engelliyor. Cildi toparlıyor, saçları parlatıyor ve erken beyazlamasını önlüyor. Son yıllarda konuşulan “süper besinlerden” biri olduğuna şüphe yok.
Kuru dut, düzenli tüketildiğinde kalbi destekler. Diyabet hastaları kuru dutu dikkatle ve keyifle tüketebilirler. Kuru dut, kan şekeri seviyesini ideal bir seviyede tutmaya yardımcı olur.
İçerdiği bolca lif sayesinde hem kolayca sindirilir hem de uzun süre tok tutmaya yardımcıdır. Bu nedenle diyet listelerinde yer alması gereken ideal meyvelerden biridir.
Karadut’a “şahdut” da denir. Bağırsakların hızlı ve düzenli bir şekilde çalışmasına destek olan karadut suyu kabızlık sorunu yaşayan kişiler için de olumlu sonuçlar verir.
İhracatıyla Türkiye’ye döviz getiren karadut Malatya, Diyarbakır, Elazığ, Adıyaman ve Tunceli’den dış ülkelere gönderiliyor. Türkiye geneli 1325 ton kuru dut ihracatı gerçekleştiriliyor.
Bölgede beyaz, kara ve urmu olmak üzere 3 farklı dut türünün yetiştirilmektedir. Urmu dutuna bu bölgede “urum dutu” diyorlar. Urmu dutu; kışın yaprağını döken, üzümsü meyve veren ağaçlarda yetişir. Bu ağaçlardan iyi gelişmiş olanlarının boyu 8-10 metreye kadar ulaşabilmektedir. Ağız yaralarının iyileştirilmesinde çokça kullanılmaktadır.
Dut savaş yıllarında Anadolu insanının en önemli yiyeceklerinden olmuş. Özellikle “Dutunu” tabir edilen ve kışın toprak küplerde muhafaza edilen oldukça besleyici ve lezzetli bir yiyecek çeşidi de vardır. Hele bu “dutunu”nun arasına badem veya kayısı çekirdeği de konursa oldukça besleyici ve lezzetli bir çerez olur.
Şair Bedri Rahmi Eyüboğlu, “Karadut” isimli bir de şiir yazmıştır.
Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Agaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın a gülüm
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.
II
Sigara paketlerine resmini çizdiğim
Körpe fidanlara adını yazdığım
Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sıla kokar, arzu tüter
Ilgıt ılgıt buram buram.
Ben beyzade, kişizade,
Her türlü dertten topyekün azade
Hani şu ekmeği elden suyu gölden.
Durup dururken yorulan
Kibrit çöpü gibi kırılan
Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan
Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan
Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum.
Bu şiir, Bedri Rahmi Eyüoğlu’nun yasak aşkı Mari Gerekmezyan’a yazdığı satırlar diyor konu uzmanları. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’de Mari Gerekmezyan heykeltıraştı. O dönemde asistanlık yapan Bedri Rahmi ile tanıştı. Birbirlerine delice tutuldu iki aşık.
Mari sevdiği adamın büstünü yaparken, sevdiği adam ise bu aşka şiirleri ile karşılık veriyor. Bütün İstanbul bu aşktan haberdar. Bedri Rahmi’nin evli olduğu eşi Eren Hanım da sessiz kalarak kocasının ona dönmesini bekliyordu.
TUNCER SÖNMEZ
DEVLET
AHMET VURAL
İNSANI SEVMEK
VAHİT DABAK
CUMHURİYET TARİHİNİN EFSANE SİYASET ADAMI TÜRK OCAĞI BAŞKANI
Av. İrfan SÖNMEZ
Yargıda yandaşlık
DR. İMBAT MUĞLU
Avrupa'nın Savunma Rüyası Çöküyor
EMRAL CÖMERT
MÜSLÜMAN YEİS’E DÜŞMEZ
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP