İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından 1912 yılında kurulmuş olan Türk Ocakları 1931-32 yıllarında kapatılarak yerine “Halk Evleri” kuruldu ve Türk Ocakları’nın bütün mal varlığı Halk Evleri’ne devredildi.
Nerede Halkevi açılacağına CHP'nin merkez karar organı karar veriyordu. Mesela Ankaradaki Halkevleri Genel Merkezi doğrudan CHP Genel Sekreterliği’ne bağlıydı. Doğal olarak Halkevleri üyeleri de partinin üyeleri oluyordu. Bu ve benzeri uygulamalardan dolayı “parti devleti” kavramı kadar “devlet partisi” kavramı da gündemden hiç düşmedi. Tıpkı bunun gibi “Köy Odaları” da aynı mantıkla oluşturuldu. Tek fark; halkevleri il ve ilçe merkezlerinde, köy odaları ve köy enstitüleri de köylerde aynı amaç için çalışıyordu.
Halk Evleri; cumhuriyet ve batılılaşma fikir ve hayat tarzını şehirde yaşayan insanlara anlatmak ve göstermek için oluşturulmuştur. Kısa bir süre sonra, o dönemde faal olan Türk Ocakları 1931 yılında kapatılarak, bütün mal varlığı Halk Evleri’ne devredilmiş ve onların yerine ikame edilmiştir.
CHP, Cumhuriyet ilke ve inkılâplarının halk tarafından topyekûn benimsenmesi ve bu uğurda çalışacak vatandaşların yetiştirilmesi maksadıyla 19 Şubat 1932’de “Halkevi” adını verdiği binaların açılışını gerçekleştirmiştir. Halkevleri, devrim inkılâpları adı altında; müzik, resim, heykel, tiyatro, sinema, spor, folklor, tarih, edebiyat, müze, köycülük, kütüphanecilik, okuma-yazma, dergi-kitap yayını, sosyal yardım başta olmak üzere birçok alanda halkın katılımını sağladığı çeşitli yaygın faaliyetler tertip etmiş, kurslar ve sergiler açmış, konserler ve konferanslar düzenlemiştir.
19 Şubat 1932’de 14 merkezde açılan halkevlerinin sayısı hızla artmış, kendisini merkeze yakın gösterme çabası içerisinde olan insanların gösterdikleri çabayla 1939’un sonlarında bu sayı 378’e ulaşmıştır. Halkevlerine her yıl yenileri eklenerek 1951 yılında kapayıncaya kadar bu sayı devamlı artmıştır.
Halkevlerinin başkanları o illerin valileri idi. İllerde Halkevi açılması önemli bir politika olduğu için, Elaziz Valisi (Şehrin ismi o yıllarda henüz Elazığ olmamıştı.) Tevfik Gür’ün gayretleriyle bir halkevi de Elazığ merkezinde açılmıştır. Hatta Elazığ Halkevinin 23 Şubat 1934’te açılacak halkevleri arasında bulunacağı, 1933 yılında “Altan” dergisinde ilan edilmiştir.
Halkevi yapısı planlanırken bir de “Cumhuriyet Meydanı” fikri oluşuyordu. Halkevi; ortasında Atatürk Heykeli olan Cumhuriyet Meydanı’nın bir kenarında olmalıydı. Şehrin mimarisini de ilgilendiren “Atatürk Heykeli, Cumhuriyet Meydanı ve Halkevi” kompleksi için şehrin batı tarafında Malatya Caddesi üzerinde Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne (Çocuk Esirgeme Kurumu’na) ait geniş arsadan ve hemen bunun karşısında “Beş Kardeşler” olarak bilinen mensucat şirketine ait arsalardan yerler ayırmak yoluna gidildi. Bu yerlerin önemli bir kısmının Himaye-i Etfal Cemiyetine (Çocuk Esirgeme Kurumu) ait olması işi kolaylaştırıyordu. Ulusal kültür kaynağının etrafında bir çocuk bakımevi, bir çocuk oyun yeri, bir çocuk bahçesi vücuda getirilmek suretiyle çok geniş bir kompleks oluşturuldu.
20 Kasım 1933 tarihinde açılan Elazığ Atatürk Anıtı, bronz döküm olup, Ali Kenan Yontuç tarafından yapılmıştır. Burada Atatürk kaput giymiş sol elinde dürbün tutar vaziyette durmaktadır.
Cumhuriyet Meydanı ve Atatürk Heykeli’nin ardından, 23 Şubat 1934 Cuma günü Halkevi'nin açılışı gerçekleştirildi. Himaye-i Etfal (Çocuk Esirgeme Kurumu), Hilali Ahmer (Kızılay) ve Muallim Teşekkülleri (Öğretmen kuruluşları) yapı içine alınmış ve mevcut odalardan sekizi komitalara verilmiş ve her oda üstü kristal camlı masalar etajer gömme dolaplar, halı, soba ve deri kaplı koltuk takımları ile döşenmiştir. Yönetiminde günümüz toplumunun da tanıdığı; Osman Öğe, Ömer Kemal Ağar, Bahri Turgut Okaygün, Ahmed Karakaya, Nafi Gecekuşu gibi isimler vardır.
Yapılan halkevinin hemen yanında oluşturulan parka da “Kültür Parkı” adı verildi.
Halkevinin açılması ile beraber başkanlığına da dönemin Elazığ Valisi Tevfik Gür getirildi. Devam eden süreçte Vali Tevfik Gür tam dört yıl dört ay Elazığ Halkevi Başkanlığı yapmıştır. 1959 yılında mahalle haline dönüştürülen Sürsürü’de yapılan ilkokula “Vali Tevfik Gür İlkokulu” adı verilmiştir.
Elazığ’da açılan halkevleri:
Elazığ Merkez Halkevi (23 Şubat 1934)
Harput Halkevi (23 Şubat 1934)
Maden Halkevi
Palu Halkevi
Soyadı kanunu sonrası “Saçlı” soyadını alan Ahmet Hoca (Saçlı Hoca) Harput Halkevi’ne 20 lira aylıkla sekreter yapılmıştır.
1944 yılında kitap odasındaki raflar ihtiyacı karşılayamayınca Saçlı Hoca CHP Genel Sekreterliğinden “camlı dolap” yapmak için 275 lira ödenek istemiş, bu işlerden sorumlu Urfa Mebusu Şair Ahmet Kudsi Tecer kendisine bir ay içerisinde bu parayı havale etmişti...
“Demokrat Parti iktidarında Halkevleri kapatılınca bu kitaplar Elazığ Umumi Kütüphanesi’ne getirilmiştir. Kitaplar kütüphanenin deposunda 4 yıl bekletilmiş, Milli Eğitim Bakanlığının emriyle Kasım 1955’te İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi’ne nakledilmiştir. 26.11.1955’te düzenlenen tutanakta şu ibareler yer almaktadır:
“Harput eski halkevinden Elazığ Umumi Kütüphanesine devredilen ve Vekâlet yüksek makamının emirleri ile kütüphanemize nakli yapılan ilişik listede (32 sayfa) müfredatı yazılı 440 yazma, 9 taşbasması, 5 basma cem‛an [toplam] 454 kitabın listede belirtilen vasıfları ve hususiyetleri ile tarafımızca teslim alındığını bildirir zabıt varakasıdır.”
Bu kitaplar 65 yıldır Süleymaniye Kütüphanesinde “Harput Koleksiyonu” adı altında araştırmacıların ilgisini beklemektedir.” (Ahmet Karataş)
Altan dergisi, 1935 - 1937 yıllarında Elazığ Halkevi tarafından çıkarılmıştır. İlk adı" Çığır " olan derginin ismi sonradan "Altan" olarak değiştirilmiştir. Aylık olarak yayınlanan dergi, kültür - sanat ve folklor ağırlıklı konuları içeriyordu. Böylelikle Elazığ Halkevi kendi idare heyeti tarafından çıkarılan bir yayın organına sahip oldu.
Halkevlerinin toplumsal ve kültürel hizmetlerinden biri de topyekun bir seferberlikle kitap toplamak, kütüphane oluşturmak ve okuma yazma öğrettikleri vatandaşların bu kitaplara kolaylıkla erişmesini sağlamaktı. Bu kurumlarda hiçbir ayırım yapılmadan eski harfli yeni harfli, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rumca, Ermenice kitaplar toplanmış, tertip ve tasnif edilerek kütüphaneler oluşturulmuş, bunlar her yıl düzenli aralıklarla müfettişler tarafından kontrol edilmiş ve raporlar düzenlenmiştir.
Elazığ Halk Evi’nin Köycülük şubesinin de önemli hizmetleri olmuştur. O yıllarda vatandaşlarının yüzde sekseni köylü olan bir memlekette, Halkevinin işlevi oldukça önem arz etmiştir. Bizim kültürümüzde köylü sınıfı, işçi sınıfı, burjuva sınıfı gibi sınıflar yoktur. Türk Milleti, Türk vatanı gibi birdir.
Halkevlerinin köycülük şubesinin gayesi, sosyal olarak yükseltilmesi gereken önemli bir kısım halkın tabi olduğu hayat şartlarını düzeltmek ve geliştirmek olmuştur.
Köycüler şubesinin; 6 avukat, 5 öğretmen, 31 tüccar, 53 çiftçi ve 21’i kadın olmak üzere toplam üye sayısı 357’dir.
Aradan doksan yıl geçti ve 2022 yılında şehirde yapılan yeni yapılanma sonucu, mezkur alan yeniden oluşturuldu. Meydana “Cumhuriyet Meydanı” ad verildi. Meydanın en başında halkevi, önünde Atatürk heykeli ile 1934 yılı 2022 yılına taşındı. Kültür Park ise bir başka mekanda kurulmuş ve hizmet vermeye devam etmektedir.
Halkevleri 1951 yılında kapatılmıştır. (8 Ağustos 1951 tarihli kanun)
TUNCER SÖNMEZ
TECRÜBELİ BİR UYARI
AHMET VURAL
İNSANI SEVMEK
VAHİT DABAK
CUMHURİYET TARİHİNİN EFSANE SİYASET ADAMI TÜRK OCAĞI BAŞKANI
Av. İrfan SÖNMEZ
Yargıda yandaşlık
DR. İMBAT MUĞLU
Avrupa'nın Savunma Rüyası Çöküyor
EMRAL CÖMERT
MÜSLÜMAN YEİS’E DÜŞMEZ
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP