BAAS, Birinci Dünya Savaşı sonrası Arap topraklarını, Osmanlıya isyan eden Mekke Şerifi Hüseyin'in oğulları arasında paylaştıran devletlere duyulan öfke zemininde yeşermiş bir özgürlük ve milliyetçilik hareketiydi.
BAAS hareketi, kısa sürede demokrasi olmayan cumhuriyetlerin elverişsiz ortamında, hırsları yeteneklerini aşan yöneticilerin elinde birer diktatörlüğe dönüştü.
Suriye'deki BAAS rejiminin bir halk devrimi sonucu yıkılması, iktidarın zehrine kapılarak yoldan çıkan dünyadaki tüm yönetimler için ibret dolu bir derstir.
Beşar Esad'ın babası Hafız Esad, askerlik kariyerinde hızla yükselerek hava subayı olmuş, 1963’de Mısır'ın karizmatik lideri Nasır’a özenerek iktidara el koyan genç subaylar arasında yer almıştı. Bu genç subaylar bu defa 1966 yılında General Emin’i devirerek onun yerine Hafız Esad’ı Kasım 1970’de önemli yetkilerle donatılmış olarak 7 yıl için cumhurbaşkanı seçtirdiler ancak bu görev, Hafız Esad’ın 2000 yılında ölümüne kadar devam etti.
Hafız Esad yönetime tümüyle BAAS’çıları, kilit noktalara da yakın çevresinden Şii inancı mensuplarını getiriyordu. Oysa Şiiler, Suriye nüfusunun ancak yüzde on ikisini oluşturuyordu.
Hafız’ın kardeşi Rıfat Esad yönetimindeki kuvvetler 1982 yılında çıkan olaylarda Hama’da onbinlerce insanı öldürdü.
BAAS’ın kurucuları farklı din ve inanç çevrelerinden geliyordu. Mişel Eflak Ortodoks Hıristiyan, Selahattin Bitar Sünni, Arsuzi Şii, Ekrem Havrani’nin seyit olduğu söyleniyor.
BAAS hareketi, Arap coğrafyasında yaygın olan sosyal adaletsizliğe, sömürüye, feodaliteye, dışa bağımlılığa karşı söylemleriyle sadece Suriye'de değil, başta Irak, Mısır ve Ürdün olmak üzere geniş bir coğrafyada etkili oldu. Hürriyet, özgürlük ve sosyalizm replikleri aynı zamanda Mısır'da Nasır’ın öncülük ettiği Hür Subaylar hareketinin de dilinden düşmeyen slogandı.
BAASçıların hayata bakışları tamamen sekülerdir.
Arap Devletleri içinde monarşik yapılarını sürdüren başta Ürdün ve Suudi Arabistan iktidarları için tehlikeli sloganlardı. Irak'ta, Şiiler Sünnilerle birleşmeye karşıydı. Şiiler, Arap Birliği içinde kendilerinin iyice azınlık durumuna indirgeneceğinden kaygı duyarken, Sünniler ise Arapların birleşmesi halinde, ayrı bir vatan ve devlet sahibi olma hakları olduğuna inanıyorlardı.
Bir ara not olarak belirtelim ki; Türkiye’de BAAS tipi ‘devrimci’ bir darbe 9 Mart 1971’de planlandı. İktidara el koymayı ve partileri tasfiye ederek kalıcı bir Devrim Meclisi kurmayı kararlaştıran bir grup asker-sivil aydınların girişimi, Genelkurmayın girişimden haberdar olması üzerine akamete uğradı ve girişim 12 Mart 1971 muhtırasıyla bir karşı darbeye dönüştü.
Keza 1960 darbesinden sonra da darbeci subaylar iktidarda kalıcı olmak isteyen kanadı tasfiye ederek, bir yıl içinde serbest seçimlerle iktidarı sivillere devretmişlerdi.
Benzer bir durum 1968’de devlet başkanı olan BAAS’çı eski asker Hasan el-Bekir yönetimindeki BAAS döneminde Irak’ın petrollerini işleten yabancı ortaklıklar millileştirilmiş, böylece Irak'ın petrol geliri 1970 öncesi 1 milyar doların altındayken, 1979’da 25 milyar doların üstüne çıkmıştı. Ancak bu hareket sonrasında 1976 yılında sağlık sorunlarını ileri sürerek görevinden istifa ettirildi ve yerine Saddam Hüseyin getirildi.
İran savaşından iki yıl sonra petrol yataklarını ele geçirmek amacıyla Irak’ın Kuveyt’i işgale kalkışması, Saddam Hüseyin’in sonunu getiren sürecin başlangıcı oldu. 1991’de ABD ve müttefikleri Irak'ı Kuveyt’ten çıkardı.
Tekrar Suriye’ye dönersek; Hafız Esad’ın yerine geçeceğini umduğu oğlu Basil bir kaza sonucu ölünce tıp eğitimi görmüş oğlu Beşar Esad, BAAS’ın tek adayı olarak cumhurbaşkanı seçildi.
Beşar Esad, göreve başladığında Suriye için bir umuttu. İlk yıllarında bu umudu besleyen adımlar da attı. Ancak 2010 sonrası Arap Baharı denilen, büyük ölçüde dış destekli ayaklanmaları yönetemedi.
Bu baskı ortamında, her yerde olduğu gibi, halk yoksullaşırken, iktidara yakın olanlar aşırı zenginleşti. Böylece yöneticilerin halktan kopuşu gözle görünür hale geldi.
2011’de başlayan olaylar,13 yıl süren karşılıklı acımasız çatışmaların sonunda, bir milyon insan öldü, 10 milyon insan yurdunu ya da evini tek etti; maddi ve manevi yıkımların değeri ölçülemez hale geldi. Sonunda Esad, dayandığı güçlerin desteğini arkasında bulamayınca yenilgiyi kabul etmek zorunda kaldı. 24 yıl önce ülkesi, hatta Arap toplumu için yeni ve aydınlık bir umut olabilir gözüyle bakılan son BAAS’cı Dr. Beşar Esad, bir gece yarısı sessizce ve gizlice ülkesini terk ederek Rusya’ya kaçtı veya sığındı.
İktidar, gücü elinde tutanlar için tehlikeli bir bomba gibidir. Onu iyi kullanmaz, toplumsal dengeleri gözetmez, hele servetin ayarlarını korumaz, toplumu ve karşıtlarını sıkar, ezer, bunaltırsa, bomba avucunda patlayabilir.
Irak ve Suriye’de bu sorunlar yaşandığı için BAAS çöktü ve halk onlar için parmağını dahi kıpırdatmadı.
TUNCER SÖNMEZ
DEVLET
AHMET VURAL
İNSANI SEVMEK
VAHİT DABAK
CUMHURİYET TARİHİNİN EFSANE SİYASET ADAMI TÜRK OCAĞI BAŞKANI
Av. İrfan SÖNMEZ
Yargıda yandaşlık
DR. İMBAT MUĞLU
Avrupa'nın Savunma Rüyası Çöküyor
EMRAL CÖMERT
MÜSLÜMAN YEİS’E DÜŞMEZ
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP