Son dönemde kamuoyunda en çok tartışılan konuların başında tutuklama kararları geliyor. Oysa tutuklama, bir ceza değil; ancak zorunlu hâllerde başvurulması gereken istisnai bir koruma tedbiridir. Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre kişinin özgürlüğü, yalnızca ölçülülük ilkesine uygun şekilde sınırlandırılabilir.
Hukuk devletinde asıl olan, bireyin özgürlük içinde yargılanmasıdır. Kaçma şüphesi ya da delilleri karartma ihtimali, soyut değerlendirmelerle değil; somut olgularla ortaya konulmalıdır. Aksi hâlde tutuklama, yargılamadan önce verilmiş fiilî bir cezaya dönüşür.
Masumiyet karinesi, adalet sisteminin temel taşıdır. Bu ilkenin zedelendiği her uygulama, yalnızca bireyin değil, toplumun da yargıya olan güvenini sarsar. Hukukun gücü, sertliğinde değil; ölçülülüğünde, gerekçesinde ve adalet duygusunu koruyabilmesinde yatar.
Av. İrfan SÖNMEZ
Değişe Değişe Apo'ya Dönüşenler
TUNCER SÖNMEZ
ŞU ORTADOĞU KATİLLERİ VE İZMİR'DEN KAÇARKEN YUNAN
AHMET VURAL
ZEMBİLLEMİ İNDİN YERE EY GÜZEL ?
EMRAL CÖMERT
DÜNYANIN EN GÜÇLÜ ÜLKESİ KORSAN OLUNCA NE YAPMALI?
VAHİT DABAK
AKIL VE İNANÇ
DR. İMBAT MUĞLU
KARS’IN DİNİ FARKLILIKLARI VE KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİĞİ
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP