Son dönemde kamuoyunda en çok tartışılan konuların başında tutuklama kararları geliyor. Oysa tutuklama, bir ceza değil; ancak zorunlu hâllerde başvurulması gereken istisnai bir koruma tedbiridir. Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre kişinin özgürlüğü, yalnızca ölçülülük ilkesine uygun şekilde sınırlandırılabilir.
Hukuk devletinde asıl olan, bireyin özgürlük içinde yargılanmasıdır. Kaçma şüphesi ya da delilleri karartma ihtimali, soyut değerlendirmelerle değil; somut olgularla ortaya konulmalıdır. Aksi hâlde tutuklama, yargılamadan önce verilmiş fiilî bir cezaya dönüşür.
Masumiyet karinesi, adalet sisteminin temel taşıdır. Bu ilkenin zedelendiği her uygulama, yalnızca bireyin değil, toplumun da yargıya olan güvenini sarsar. Hukukun gücü, sertliğinde değil; ölçülülüğünde, gerekçesinde ve adalet duygusunu koruyabilmesinde yatar.
TUNCER SÖNMEZ
İKİ GÖNÜL BİR OLSA SAMANLIK SEYRAN OLUR
VAHİT DABAK
YENİ NESİL ÇOCUK ÇETELER
EMRAL CÖMERT
KONFORUN ESİRİ OLMAK
AHMET VURAL
6 ŞUBAT AFETİ
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. İrfan SÖNMEZ
Maskeli bölücülük
DR. İMBAT MUĞLU
BARIŞ DİLİ
MUSTAFA DOĞAN
TECRÜBE FARKI
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP