Güç Savaşları, İç Cephe ve Sosyal Değişmenin İstikameti İşgal ve katliamlarına devam eden İsrail yayılmacılığıyla geçen 2024’ün son ayına, Suriye'nin kuzeybatısında sürpriz bir saldırı sonrası Halep'in ve Tel Rifat’ın ardından Şam’ın da Suriyeli muhaliflerin eline geçişiyle birlikte 61 yıllık Esed ailesinin ve Baas yönetiminin hakimiyetine son verildi.
Türkiye’nin on yılı aşan ilişki kesilmesinin ardından Suriye yönetimiyle görüşmeyi içeren normalleşme çağrısı Esed rejimince kabul görmemişti.
Türkiye’nin asıl maksadı, sürekli bir belirsizlik yaratan terör örgütlerinin kökünün kazınması ve bunlara destek verenlerin de oyundan düşmesidir.
ABD, İsrail, İngiltere, Irak gibi ülkelerin, aleni veya zımni kabulleri son günlerde muhaliflerin ilerleyişinde Türkiye’nin etkisinin bulunduğu yönünde.
Anlaşılan o ki; Birinci Dünya Savaşı sürerken ortaya çıkan Sykes-Picot Anlaşması, özelde Osmanlı Devleti’nin, genelde de bütün Ortadoğu'nun sınırlarının alacağı şekli belirliyordu, ancak bu anlaşmanın süresi doldu ve Suriye'deki rejimin tek kurşun sıkmadan yönetimi rejim muhaliflerine devretmeleri ve şimdilik bir iç çatışma çıkmaması, büyük bir planın ve anlaşmanın sonucu olabilir mi acaba?
Güç savaşlarının arttığı bu vasatta Türkiye'nin iç cephesini tahkim etmekten, küresel ifsat projelerinden azami boyuttaki pek çok sosyal ve ekonomik krizden devlet-toplum ilişkisindeki sorunlara kadar bir dizi problemin üstesinden gelmesi gerekiyor.
Cumhur İttifakı, son çağrıları özelinde ilk andan itibaren girilen yolun yeni bir “çözüm süreci” olmadığının altını ısrarla çiziyor ve PKK'nın silah bırakmaması durumunda yaşanacakları da hatırlatıyor. Şayet bu süreçten müspet bir netice çıkacaksa bu ancak sorumlu yaklaşımlarla gerçekleşecektir diyorlar.
Terörü gündemden çıkarabilecek ve kardeşliği güçlendirecek girişimleri desteklemenin son derece önemli olduğuna artık herkes inanmalıdır. Evet, bir kısım insanların ve grupların bu gelişmelerden rahatsızlık duyduğu çok açık görülüyor. Ulusalcılar ve takipçileri, Suriye Muhalif Grupları’nın İslam’la olan ilişkilerinden çok rahatsızlar. Bu anlamda Ulusalcılar da İsrail gibi seküler bir yapıdan yanadırlar.
Ne diyor İsrail İstihbarat Şefi; “Türkiye, Suriye, Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan’dan oluşan “Sünni” bir oluşum kurularak, Suriye’de dahil olmak üzere koordinesi Türkiye’ye bırakılmalıdır. Bu oluşum elbette seküler bir yapılanma olacaktır. Batı ayarında bir demokrasi oluşturamazlar ama en azından demokratik ve iktisadi sorunları çözen bir yapılaşma meydana getirebilirler.” Onun da hedefinde Şii İran’ın yalnız bırakılması düşüncesi var.
“İsrail, Suriye'deki çıkarlarını ilerletmek için mevcut durumdan faydalanmaya çalışıyor” diyor bir konu uzmanı.
Türkiye ise “bu aşamada sebebin bir dış güçte aranmaması gerektiğini” açıkça ifade etti.
ABD’de dört yıl aradan sonra ikinci kez seçilen Donald Trump görevine başlamadan bölgesel dengeler hatta Güney Kore’deki hadiseler de dikkate alınırsa, dünya yeniden şekilleniyor.
Diğer yandan Trump’ın Ukrayna’da ve Filistin’de uygulayacağı politikalarla, yeni dinamiklerin Suriye’deki dengeleri tekrar sarsması şaşırtıcı görülmemeli. Trump daha önce Suriye’den çıkmak istemiş ancak Pentagon’un direnişi ve kendisine anlatılanlar sebebiyle bu fikrinden vazgeçmiştir. Göreve başlayacağı 20 Ocak 2025 sonrasında muhaliflerin ilerleyişini İran ve Rusya’nın geriletilmesi bakımından olumlu bulan isimlerin Amerikan yönetiminde etkili olması durumunda Trump’ın kritik bir müdahaleden uzak durması beklenebilir.
Dünya dinlerinin merkezi ve medeniyetin beşiği olarak Ortadoğu’nun yalnızca ilk küresel gücü meydana getirmiş olması değil, ayrıca yeniden küresel bir güç olarak sahneye çıkma imkânı vardır diye düşünüyorum.
TUNCER SÖNMEZ
DEVLET
AHMET VURAL
İNSANI SEVMEK
VAHİT DABAK
CUMHURİYET TARİHİNİN EFSANE SİYASET ADAMI TÜRK OCAĞI BAŞKANI
Av. İrfan SÖNMEZ
Yargıda yandaşlık
DR. İMBAT MUĞLU
Avrupa'nın Savunma Rüyası Çöküyor
EMRAL CÖMERT
MÜSLÜMAN YEİS’E DÜŞMEZ
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP