Avrupa'nın son yıllarda en çok kullandığı kavramlardan biri "stratejik özerklik" oldu. Almanya ve Fransa, altıncı nesil FCAS'ın (Future Combat AirSystem) savaş uçağı geliştirme çalışmalarından tamamen vazgeçtiğini varsayarsak, bu gelişme Avrupa Birliği'nin uzun vadeli savunma kapasitesi açısından yalnızca bir uçak projesinin iptali değil, aynı zamanda Avrupa'nın "stratejik özerklik" hedefi için ciddi bir gerileme anlamına gelir. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa liderleri, kıtanın güvenliğini yalnızca ABD'nin askerî şemsiyesine bırakamayacağını sık sık dile getirdi. Ancak söylemler ile gerçekler her zaman örtüşmüyor. Almanya ve Fransa'nın öncülüğünde geliştirilen altıncı nesil savaş uçağı projesi FCAS'ın (Future Combat AirSystem) çöküşü, bunun en somut örneği olarak karşımızda duruyor.Aslında FCAS, bir savaş uçağından çok daha fazlasıydı. Avrupa'nın teknoloji, savunma sanayii ve siyasi entegrasyon kapasitesinin sınavıydı. Fransa, Almanya ve İspanya aynı masaya oturacak, ortak finansman sağlayacak, ortak teknoloji geliştirecek ve 2040'ların hava savaşlarını şekillendirecek bir sistem ortaya çıkaracaktı. Kağıt üzerinde mükemmel görünen bu proje, yıllar süren anlaşmazlıkların ardından duvara çarptı. Sorun teknik değildi. Avrupa mühendislik açısından böyle bir uçağı geliştirebilecek kapasiteye sahip. Sorun, Avrupa'nın kronik hastalığı olan siyasi ve endüstriyel rekabetti. Fransız Dassault, Rafale tecrübesine dayanarak liderliği bırakmak istemedi. Alman Airbus ise eşit ortaklık talep etti. Sonuçta ortaya çıkan tablo, Avrupa'nın ortak savunma projelerinde yıllardır yaşadığı güç mücadelesinin yeni bir versiyonundan ibaretti. Herkes Avrupa savunmasından söz etti ama hiç kimse kendi ulusal çıkarlarından vazgeçmek istemedi.Bu gelişme normal şartlarda yalnızca bir savunma sanayii haberi olarak değerlendirilebilirdi. Ancak zamanlama son derece dikkat çekici. ABD son dönemde Avrupa'daki askerî varlığını yeniden gözden geçiriyor. Almanya'daki Amerikan askerlerinin bir kısmının çekilmesi tartışılıyor. Washington'da artık Avrupa'nın güvenliğinin maliyetini Amerikalı vergi mükelleflerinin ne kadar süre daha üstleneceği sorgulanıyor. Böyle bir dönemde Avrupa'nın kendi en büyük savunma projesini sürdürememesi ciddi bir çelişki yaratıyor. Avrupa'nın önündeki temel soru artık şudur: ABD'nin güvenlik yükünü paylaşmak isteyen bir Avrupa mı var, yoksa ABD'nin koruması altında kalmaya devam etmek isteyen bir Avrupa mı? FCAS'ın başarısızlığı ikinci seçeneğin hâlâ daha güçlü olduğunu gösteriyor.Bugün birçok Avrupa ülkesi çözümü Amerikan F-35'lerinde buluyor. Kısa vadede bu mantıklı bir tercih olabilir. Ancak uzun vadede Avrupa'nın kritik hava gücü teknolojilerinde dışa bağımlı kalması anlamına geliyor. Stratejik özerklik söylemi ile Amerikan teknolojisine artan bağımlılık arasındaki çelişki giderek büyüyor. Öte yandan FCAS'ın çöküşü, Avrupa dışında yeni fırsatlar yaratıyor. İngiltere, İtalya ve Japonya'nın yürüttüğü GCAP programı artık altıncı nesil savaş uçağı yarışında daha avantajlı bir konuma yükselmiş durumda. Avrupa'nın gelecekteki hava gücü mimarisinin Paris ve Berlin yerine Londra merkezli şekillenmesi ihtimali artık eskisinden daha güçlü. Sonuç olarak FCAS'ın çöküşü yalnızca bir uçak projesinin iptali değildir. Bu olay, Avrupa'nın büyük stratejik hedefler koymasına rağmen bunları gerçekleştirecek siyasi birlikteliği oluşturmakta hâlâ zorlandığını gösteren bir semboldür. Kıta, güvenlik alanında daha bağımsız olmak istiyorsa önce ortak projelerde ulusal rekabeti aşmayı öğrenmek zorundadır.Aksi halde Avrupa, kendi savunmasını konuşmaya devam edecek; ancak savunmasını şekillendiren teknolojiler başka başkentlerde geliştirilecektir. Bu da stratejik özerklik değil, stratejik bağımlılığın yeni bir biçimi olacaktır.
DR. İMBAT MUĞLU
Avrupa'nın Savunma Rüyası Çöküyor
TUNCER SÖNMEZ
ZAMANI KÖŞEYE SIKIŞTIRMA
EMRAL CÖMERT
MÜSLÜMAN YEİS’E DÜŞMEZ
Av. İrfan SÖNMEZ
Devlet aklı mı, hukuktan kaçmak mı?
VAHİT DABAK
CHP DE MUTLAK BULDAN MESELESİ
AHMET VURAL
GÜNÜN BİRİNDE
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP