İlkokuldan beri yanlış öğretilerle yetiştik. Ormanların baş düşmanı sayılan keçiler meğer yangın söndürme uçaklarından helikopterlerinden çok daha iyi orman koruyucularıymış.
Ülkemizde maalesef çok yanlışlar yapılıyor. Akılla hareket edemiyoruz. Bugün yıllanmış ormanlara dahi koyun ve keçilerin sokulması yasak. Yıllarca büyütülen ormanlar çıkan bir yangınla bir kaş günde yok oluyor. Oysa bu ormanlarda koyun ve keçi sürüleri çok olsa, otlar bu kadar büyüyemeyecek ve yangınlar bu denli hızlı yayılmayacak.
Yangınların ormanlık alandaki küçükbaş hayvan sayısıyla ters orantılı olduğunu gösteren çok istatistik var. Fakat biz ilkokulda kulağımıza üflenen yanlışın peşine düşmüşüz ve 40 yıllık ormana dahi koyun ve keçinin girmesini yasaklıyoruz.
Antalya’nın dağlarında keçinin çok olması Torosları az çok kurtarıyor. Devletin ne yapıp yapıp koyun ve keçi beslenmesini ve orman alanların hayvanların girişine açılmasının elzem olduğunu yetkililerin anlaması gerekir. Ülkemiz Akdeniz havzası ve maalesef yazlarımız çok sıcak ve kurak. Ormandaki otların temizlenmesini yere yakın yaprakların temizlenmesini koyun ve keçiden başkası yapamaz.
Ülkemizde devlet gerekir ise yurt dışından çobanlar getirtmeli koyun ve keçi sayısını hızla artırmalı ve orman alanlarda çok sayıda sürü olmalı.
Türkiye orman ekmede kötü bir ülke değil fakat bu ormanların yangınlar ile yok olması küresel ısınmaya neden olacak miktarda. Ülkemizde suyun kullanımı ve ormanları korunması konulu bir kurultay düzenlenmeli ve bu konu baştan aşağıya tartışılmalı. Bana göre orman alana küçükbaş hayvanı girmesinin yasaklanması ve doksanlı yıllarda koyun etinin tüketilmemesi gerektiği ifadeleri ülkemize karşı yapılan bir komplodur.
Bakanlık; bu konuyu özgürce tartışmaya açmalı ve genel öğretilerin dışına çıkarak köklü çözümler bulunmalı.
Elazığ’ın Mastar Dağının güneyinde 1992-93 yıllarında binlerce badem ekildi. Bugün o bölgeye koyun ve keçi girişi yasak. En ufak bir kıvılcımda tüm dağ kül olur. Bu bölgenin derhal kuyun ve keçi girişine açılması gerekir.
Koyun ve keçinin beslenmesi ormanlarımızı korumakla beraber tamamen yerli üretim demektir. İthalata ihtiyaç duymadan dağların otunu ete çevirmektir. Ne ABD mısırına ne soyasına para ödemek zorunda kalmayız. Tavuk yemini % 30’u soyadır. Ülkemiz yıllık 3 milyar civarında soya ithalatı için para ödüyor. Soyanın % 97’si maalesef ithal.
Ülkemizde yerli üretimi önceliyor, ormanlarımız yanmasın diyor isek en önemlisi koyun ve keçi sayısını artırmaktır. Hem soya ithalatı ve kırmızı et ithalatı azalacak, hem de ormanlarımız kurtulacak. Ülke sevdalılarının bu konuyu işlemesi gerektiğini düşünüyor önce ülkem diyenlere saygılar sunuyorum.
TUNCER SÖNMEZ
HUZURLU VATAN
Av. İrfan SÖNMEZ
İç cephe
AHMET VURAL
MUTLU OLDUN MU ?
VAHİT DABAK
İRANDA NELER OLUYOR
EMRAL CÖMERT
ANA AMACI KONFORLU YAŞAMAK OLAN İNSANI BAŞKAN SEÇEMEYİZ
DR. İMBAT MUĞLU
KAYGI
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
YAVUZ GEZER
İbret Alınsaydı - IV
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP
Prof. Dr. Kenan KÖPRÜCÜ
Su Ürünleri Mühendisliği Mesleğine Dair…