Toplumları ayakta tutan en büyük güç güvendir. Güvensiz ortamlar insanların mutsuz olmasına, yaşam sevincinin bitmesine neden olur.
Toplumlar öncelikle yalanla mücadele etmeli. Yalan söylemeyen nesiller yetiştirmek için mücadele etmeliyiz. Örneğin eşini aldatan bir insan asla kaliteli insan olamaz. Çünkü bu insan % 90 yalan söyleyen insandır.
Devleti dolandıran insan yalancı bir insandır. Toplumun mutlu ve huzurlu olması için yalanla mücadele diğer kötü alışkanlıklarla mücadeleden önce gelir. Toplumu sarsan en büyük kötü alışkanlık yalanın yaygınlaşmasıdır. Toplumda yalanı sıfırlamak elbette mümkün değil. Fakat yalanı minimuma indirmek için her birimiz elimizden geleni yapmalı ve asla yalan söylememeliyiz.
İnsanlar siyasi tartışmalardan, ticari işlere, hatta sosyal olaylarda, çok rahat yalan söylemeye başladılar. Rahmetli babam kocaman insan nasıl yalan söyler derdi. Kendisi hiçbir şartta yalan söylemez hatta mahkemede kendini savunması için hâkimin yönlendirmesine rağmen olayı olduğu gibi anlatarak hapis cezası almıştı. Bu gün insanlar küçücük menfaat için bin çeşit yalan söylüyorlar.
Toplumda yalanı nasıl azaltırız, yalan beyanlara cezalar mı çıkarmak gerekir bilmiyorum. Fakat hepimiz doğruculara değer vermeli, yalan söyleyenleri bu kötü huylarından vazgeçirmeye çalışmalıyız.
Toplum yalandan ve ideolojik takıntılardan kurtulur ise daha az kazançla dahi daha mutlu bir yaşamı yakalayabilir. Yalan söylemeyen toplum birçok illegal işten kurtulmuş olur. Yalanın pembesi olmaz çocuklarımızı asla yalan söylemeyecek bir karakterle yetiştirmeliyiz.
Yalanla beraber tüm yanlışlarla mücadele etmeliyiz. Ülkemizde hırsızlık yapan, devleti soyan hangi partiden olur ise olsun hepimiz onları dışlamalıyız. Birilerinin hırsızlık yapması bizin diğer hırsızlara göz yummamızı gerektirmez. Onlarda yalan söylüyor her belediyede yolsuzluk var gibi ifadeler kullanarak, toplumsal kaliteyi sıfırlamaya hakkımız yok.
Birileri hırsız yapıyorsa bizimkilere de hesap sormayın demek yerine her yalancının her hırsızın üzerine gitmeliyiz.
Ülkemizde ideolojik takıntı içinde başkalarının siyasi tercihlerine saygı göstermeyen insanların kendini demokrat ve aydın gösterme sevdasına da şaşırıyorum.
Toplumsal kaliteyi artırmak için her şartta doğru söylemeli, adil ve merhametli olmalıyız diyor, hiçbir şartta yalan söylemeyenlere saygılar sunuyorum.