Köpürtülmüş arzuların kölesi olduk. Tatmin olamayan, gözü doymayan, ulaştığı konforun farkına varamayan, şükretmeyi zayıflık sanan, zavallılar ordusuna döndük.
Arzuların tatmini gerçek anlamda mümkün değildir. Bir tv reklamında, şık kıyafetler içinde otelden çıkıp lüks spor ‘arabasına’ binen gösterişli mankeni gördüğümüzde hissettiğimiz arzuyu tatmin edecek bir ‘araba’ yoktur. Gerçek hayatta, reklamdaki aynı arabaya sahip olsak da, reklamı izlerken hayalini kurduğumuz tatmine ulaşamayız. Peki neden? Neden arzuların tatmini mümkün değildir?
Günümüz insanı, "tasarlanmış arzuların" peşinde durmadan koşmasına ve bazılarını elde etmesine rağmen, neden hayalini kurduğu tatmin duygusuna bir türlü ulaşamaz? Bitmek bilmeyen tatminsizliğin nedenini iyi irdelemek gerekir. Freud bu tatminsizliğin sebebini yönlendirilmiş arzularının fizyolojik ihtiyacın dışında olduğunu, bu nedenle yönlendirilmiş arzuların güdümüne girmiş insanın asla tatmin olamayacağını ispatlamaya çalışıyor.
Fransız düşünür FREUD arzunun tatmin edilemeyeceğini bir deney ile ortaya koymaya çalışır. Freud deneyi için seçtiği kişiyi çok soğuk bir ortamda aç halde bırakır ve uyumasını ister. Sonrasında uyandırıp rüyasında ne gördüğünü sorar. Denek, düşünde dört sütunlu bir yatak ile havyar gördüğünü söyler. Bu düş, donmak üzere olan aç bir insanın temel isteklerini gösterir. Yani yiyecek ve barınak isteğini… Ancak Freud, kişinin neden normal bir yatak, bir tas çorba değil de, abartılı bir yiyecek (havyar) ve yatak gördüğü üzerinde durur. Çünkü ona göre, arzu devreye girerek gerçek istekleri (yiyecek-barınak) ikinci plana atmaktadır. İsteğin yerine, karşılanması güç abartılı arzular almıştır ve bu arzular bilinç dışında oluştuğu için tatmini mümkün değildir. İstek (ihtiyaç), bilinçli olarak istediğimiz bir şeydir, simgelerle ifade edilir, tatmini mümkündür. Oysa arzu, ona ulaştıracak nesnesi belirsiz olduğu için bilinç düzeyinde değildir ve tatmini mümkün değildir. Arzu bilinç dışında bir yerde ortaya çıktığı için, arzuyu tatmin edebilecek bir nesne olamaz.
Freud’un bu deneyi ve bizim bu gün yaşadığımız maalesef örtüşmektedir. Yönlendirilmiş arzular insanlığı modern köle haline getirdi. Tatmin olmayan sürekli harcayan, harcadığıyla övünen, başkalarını önemsemeyen bencil canlılara dönüştük.
İnsanlık arzularının peşinde koşar iken temel ihtiyacını karşılamayan daha elektriğe ulaşamamış, içilebilir su bulamayan 100 milyonların yaşadığı bir dünyada arzularının esiri olmuş milyonların olması gerçekten insanlığımızı sorgulamamızı gerektirir.
Masalımsı bir dünyada, AVM lerde marka peşinde koşanlar, tatil için yaşayanlar, ruhlarını ait olmadığı yarışlara sürükleyenler her ne kadar kendi hayatını yaşadıklarını düşünseler de, aslında başkalarına yarayan, tatmini mümkün olmayan 'planlı arzuların’ peşinde nafile bir çaba ile koşturup duruyorlar. İnsanların zayıflıklarına, boşluklarına, mutluluk hayallerine dayanarak, koskoca bir yaşam formu tasarlanmıştır ve insanlık sömürülmektedir.
Nefisiyle mücadele eden, arzu ve isteklerin köleliğinden kurtulmuş bir nesil oluşturmak için insanlığın, insanım diyen her kişinin ciddi çaba harcaması elzemdir diyor, arzularına dur diyebilenlere saygılar sunuyorum.