Uluslararası çağrı merkezi; Malatya da, İzmir’de, Urfa’da ve Van’da, Elazığ da ve Rize’de çağrı merkezi açtı. Malatya’da 2400 civarında çalışan var. Urfa ve Van iki bin civarında Elazığ da şimdi 1200 civarında çalışan var. İşte kalış süresi, Malatya’da 5 yıl iken, Elazığ da 5 ay civarında. Çalışma süresi olarak Elazığ 6 il içinde en kötüsü.
Elazığ insanı; ülke için, şehir için, insanlık için çalışmanın elzem olduğunu anlamalı. Komşu iki şehirde maaşlar aynı, çalışma koşulları aynı iken Elazığlı neden sebat etmiyor, neden hemen iş bırakıyor, bu durumun incelenmesi gerekir.
Elazığ’da çalışanlar yapılan anketlerde en çok organize sanayide oluşundan çarşıda olsa çalışacağından bahsetmiş. Böyle bir gerekçe ile çalışmamak neyin nesi, kaldı ki Malatya dada organize sanayide. Aynı firmanın iki ayrı lokasyonunda işten ayrılma süreleri bu kadar farklı olabilir mi?
Elazığ’da çalışma kültürü maalesef gelişmemiş. 42 000 den fazla üniversite öğrencisi barındıran ve bu kadar üniversite mezunu veren bir şehirde çağrı merkezi çalışacak insan arıyor ise bizim bazı şeyleri gözden geçirmemiz gerekir. Malatyalılar 13 yıldır çağrı merkezin de 2400 kişi çalıştırıyor ve çalışanların çoğu işe devem ediyor ise burada çok düşünmek gerekir.
Malatya bizden daha fakir bir şehir değil o halde orada çalışma kültürü bizden iyi. Biz devlet kurumlarında çalışmış az çalışarak çok para almışız. Özel sektörün çok çalıştırıp az para vermesinden dolayı çalışmıyor olabilir miyiz?
Elâzığ’dan daha kötü şehir var mı derseniz var. İzmirlide çalışma kültürü hiç yok. Öğlen 3 oldu mu insanlar iş yerini terk etmek eğlenmeye veya denize gitmek istiyorlar. Bu ülke insanı üretim yapmadan çalışmadan beleş yaşama kültürünü acilen terk etmeli.
İzmir potansiyeli olan bir şehir. Az çalış arakta geçinebilir. Yaşam standartları olması gereken potansiyelin çok altında, fakat potansiyel iyi olunca yene kurtarıyor. Elazığlı çalışmak gelişmek firmaları Elâzığ’a çekmek zorunda. Her tembel şehrin üzerinde yüktür. Kimse bahaneler uydurarak tembelliğine kılıf bulmamalı.
Elazığ insanı aç kabadayı takılmayı bırakmalı. Elazığ insanı dışarıya çıkınca çalışıyor nede ise kendi şehrinde kendi kolonisini oluşturmuş kahve ev arasında gidip geliyor. Bu tembellerin çoğu edilgen bir ruh haliyle birilerini suçluyorlar.
Elazığ’ın eğitimcileri, TV programcıları, kanaat önderleri işverenlerinşikâyet ettiği ‘’Elazığ insanı iş zorluğunda hemen kaçar’’ algısını yıkmalılar. Maalesef çalışmayan işe sahip çıkmayanlar nedeniyle kalkınmada öncelikli, teşvikin olduğu bir şehirde istihdam artmıyor.
Elazığ’da yaşayanlar çalışma koşullarını bahane etmeden her şartta çalışmalı en kötü işin işsizlikten iyi olduğunu anlamalı. Şehir her kişinin üstüne düşeni yapmasıyla zenginleşir ve güzelleşir diyor asalak yaşayanlara acilen kendilerine gelmelerini tavsiye eder, her şartta çalışanlara selam ve saygılar sunarım.