"İngiliz donanması harp nizamında denize açılmıştı. 28 Temmuz'da Türk dretnotlarının her ikisini de Kraliyet donanması için istedim. Tyne nehrinde demirlemiş bir Türk nakliye gemisi beşyüz gemici ile bir dretnotu almak üzere bekliyordu. Türk kaptan geminin teslimini istiyor ve gemiye binip Türk bayrağı çekeceğini söyleyerek, gözdağı veriyordu. Bu müthiş günlerde (31 Temmuz 1914) kendi sorumluluğum altında buna engel olunmasını ve Türkler tarafından gemiye el konulma teşebbüsünün, gerekirse silah kullanılarak önlenmesini emrettim. Bu yola sadece İngiliz bahriyesinin çıkarları için başvurdum."
19 .YÜZYIL... Osmanlı'nın son zamanlarında en büyük darbeler denizden gelmeye başlayınca; 1861 yılında tahta geçen deniz tutkunu ve deniz gücüne en çok önem veren padişah Sultan Abdülaziz; "donanması en güçlü devletlerin, dünyanın en güçlü devletleri olduğu" inancındaydı.
Bu nedenle Fransa ve İngiltere'ye karşı ağır borçlara katlanmayı göze alarak güçlü bir donanma oluşturdu.
Daha önce 1768- 1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nda İngilizlerin yardımıyla Akdeniz'e inen Ruslara, Çeşme'de bulunan Osmanlı donanması yaktırıldı. 1827 yılında Navarin limanındaki Osmanlı donanması da İngiltere ve Fransa tarafından yakılmıştı.
Osmanlı Devleti ne zaman denizlerde güçlense bir haçlı ittifakı oluşturuluyor ve Osmanlı Devleti üzerine saldırılıyordu. Sultan Abdülaziz tarafından kurulan güçlü donanmayı, Sultan II Abdülhamit Haliç'e çektirerek bir dönem savaştan uzak olmak istedi .(donanmanın Haliç'te atıl bırakılması iddiasına sebep olan hadise buydu)
1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet döneminde 14 Temmuz 1909'da Donanmayı Hümayun Muavene-i Milliye Cemiyetinin kurulmasıyla Donanma Yaptırma Derneği hızla gelişti. Ülkenin her yanında şubeler açan, oldukça büyük para toplayan cemiyetin gerçek amacı, Yunan donanmasında bulunan" Averof" zırhlısı ayarında bir dretnot satın almaktı, ancak, bu gemiye eş değer gemi bulunamadı.
Balkan Harbi mağlubiyeti Osmanlı'ya güçlü bir donanma ihtiyacını fazlasıyla hissettirdi.
Bahriye Nezareti evvela Almanya'ya Turgut Reis ve Barbaros isimli iki zırhlı gemi ile dört muhrip ve birkaç nakliye gemisi siparişi verdi.
1911 yılında İngiltere'deki Vickers Şirketine "Reşadiye" zırhlısı siparişi verilmiş ve gemi komutanlığına da Vasıf Bey tayin edilmişti. 1912 yılına gelinince İngiltere'ye verilen siparişe iki zırhlı daha ilave edildi; Fatih ve Sultan Osman
Bunlardan başka iki keşif gemisi, dört torpido muhrip ve iki denizaltı da yine İngilizlere verilen siparişlerin arasındaydı
1913-1914 ve 1915 senelerinde ise Fransızlara birer zırhlı, dört küçük kruvazör, yirmi destroyer, altı denizaltı ile çeşitli takviye gemileri sipariş edilmişti.
Daha önceden Brezilya tarafından da İngiltere'deki New Castel'da bulunan Armstrong şirketine bir savaş gemisi ısmarlanmıştı. Brezilya Rio De Janerio isimli bu savaş gemisinin parasını ödemeyip almaktan vazgeçince bu gemiye Osmanlı Hükümeti talip oldu ve adını "Sultan Osman" koydu. Osmanlı'nın savaş gemisi yaptırmaya başladığını duyan Rusya, parası dahi ödenmiş olan bu gemilerin en azından tesliminin geciktirilmesi için var gücüyle çalışmaya başladı. Kendi tersanelerinde yapılan gemileri hızlandırıyor, İngiltere makamlarıyla da Osmanlı gemilerinin geciktirilmesi için görüşmelerde bulunuyordu.
Rauf Bey 8 Ocak 1914 tarihinde gemiyi teslim almak için pek çok subay ve astsubay ile birlikte Reşadiye vapuruyla İngiltere'ye hareket etti.
Vickers tezgahlarına bir zırhlı daha sipariş edildi. "Fatih"! ilk taksiti de ödendi. Böylece Osmanlı donanması Yunanistan'ın "Averof" zırhlısına karşı üç büyük zırhlı ile üstünlük sağlayacaktı. Sultan Osman I, Reşadiye ve Fatih...
Haziran ayı başlarında İngiliz Deniz Kuvvetleri, Armstrong'lara, çevreye pek yayılmayan bir "sinyal" vermişti.
27 Temmuz'da gemiyi alacak Türk heyeti İngiltere'ye varmıştı.
31 Temmuz'da Churchill tershaneye bir yazı gönderdi; "Görünen koşullar çerçevesinde, Majestelerinin hükümeti olarak tersanenizdeki herhangi bir geminin yabancılara teslim edilmesine izin vermiyoruz!"
Son taksitlerinin ödenmesinden yarım saat sonra 2 Ağustos 1914 tarihinde İngiltere hükümeti Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarına el koyduğunu ilan etti. Parası ödenen "Sultan Osman" gemisi resmi emir ile gasp edilmişti. Aldığı cevap karşısında neye uğradığını şaşıran Tevfik Paşa, o saatlerde bankalar kapanmış olduğu için, parayı geri istemek maksadıyla derhal telgraf çekti Armstrong şirketine. Gemilere el konulmasının hesabını sormak için de İngiltere harciye müsteşarı ile görüştü. Müsteşar, Tevfik Paşa'ya bu kararın tedbir amacıyla alındığını ve yalnız Osmanlı'ya değil, tüm yabancı gemilere uygulandığını söyledi. İngilizlerin el koydu sadece bu iki gemi değil, sekiz ayrı gemi daha vardı zapt edilen. Fransızlar tarafından Mersin'de iki istimbot, İngilizler tarafından Çanakkale'de Haliç Vapuru, Bombay' da Karadeniz. Ruslar tarafından İttihat, Gürcistan ve Kozlu gemileri ile bir motor da el konulan ve akıbetleri meşhul olan gemilerdi.
Reşadiye- Erin, Sultan Osman ise Agincourt oldu.
Sultan Osman; teknik donanımındaki mühendislik hatalarından dolayı 1922 yılında gemi sökücüler tarafından parçalanarak hurdacıya satıldı.
Reşadiye; I. Dünya Savaşı'nda bize karşı kullanıldı ve onun da akıbeti 1921'de hurdacıya satılarak parçalanmak oldu.
Peki o günden bugüne ne değişti?
HÜRRİYETİMİZE KASTEDENLER İÇİN.
Kocaman bir hiç...
ANLATACAĞIM.
Not: Kaynak Tarih Arşivi
AHMET VURAL
AYRILIK ZAMANI
VAHİT DABAK
PAPA 14. LEO GELDİ
TUNCER SÖNMEZ
TEKNOLOJİ KAN KUSUYOR
Av. İrfan SÖNMEZ
Bir Kürtleşme hikâyesi; Koç Mehmetler
EMRAL CÖMERT
ERDOĞAN’I İDEALLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİĞİ İÇİN DESTEKLİYORUZ
YAVUZ GEZER
İbret Alınsaydı - IV
DR. İMBAT MUĞLU
ADALETİN TERAZİSİ KİMDE?
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP
Prof. Dr. Kenan KÖPRÜCÜ
Su Ürünleri Mühendisliği Mesleğine Dair…
MUSTAFA DOĞAN
HAMLELERLE GELEN GALİBİYET