"Senin yaran halâ kanıyor, öne gel önce sana bakayım."
"Komutanım, bırak aksın! Balkan Cenginin karası temizleniyor."
İngiltere'nin sömürgecilikle elde ettiği zenginlik ve büyük siyasi güç karşısında, Almanya'nın rahatsızlığı giderek artıyordu. Üstelik Fransa'da sömürgecilik faaliyetlerini genişletiyordu.
Yükselen Alman milliyetçiliği, "güçlü donanma, güçlü ordu" siyasetinde vücut buldu.
1871 yılında Fransa'yı mağlup eden Almanya Alsace-Lorraine bölgesini ele geçirince, Fransa İngiltere'ye yaklaştı.
Güçlü Alman ordusu Avrupa'daki dengeleri sarsmaya ve diğer ülkelerin Afrika ve Okyanus adalarındaki faaliyetlerine müdahale etmeye başladı.
Bu durumdan rahatsız olan İngiltere'nin endişesi giderek büyüyordu.
Alman İmparatoru II. Wilhelm'in "aşağılık küçük ordu" nitelemesi, İngilizlerin İngiliz olmayanları hor görme siyasetine gösterilen tepkidir.
Rusya Uzakdoğu'da Japonlar tarafından durdurulunca, Balkanlar'a dönmüş, Slavlığı koruma siyasetine ağırlık vermişti. Rusya'nın Balkanlar'ı ele geçirme amacı Almanları kızdırıyordu. Almanya Balkanlar'da söz hakkı isteyen Avusturya'nın müttefikiydi ve Slavlığın Cermenliği ezmesine izin veremezdi. (Yılmaz ÖZTUNA, Büyük Türkiye Tarihi cilt VII. s. 283)
Her gün geçen gün sesini biraz daha yükselten Almanya karşısında Rusya, İngiltere ve Fransa'ya yaklaşmaya başladı. Almanya ise Balkanlar'daki Rus faaliyetlerine karşı tutumuyla Osmanlı Devleti'ne yaklaşmış oluyordu. Bu yakınlaşmanın, Mısır'ı tehlikeye düşürebileceği düşüncesi İngiltere'nin korkusunu arttırdı.
Böylece Almanya ve İngiltere iki ayrı bloğun başında;
Almanya, Avusturya- Macaristan, İtalya ittifakı.
İngiltere, Fransa, Rusya üçlü İtilafı oluşmuş oluyordu.
Sonradan; İtalya İtilaf, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan İttifak saflarına geçtiler. Sırbistan, Romanya, Yunanistan, Japonya ve ABD'de de İtilaf devletlerine katıldı.
Artık dünya bir barut fıçısına dönmüş, patlama için bir kıvılcım bekliyordu.
Avusturya- Macaristan Veliaht Prensi Ferdinand ve eşi 28 Haziran 1914'te Saraybosna'da Sırp öğrenci PRİNCİP tarafından öldürüldü.
Barut fıçısı tutuşuverdi.
Avusturya 23 Temmuz 1914'te verdiği ültimatomun bütün maddelerinin kabul edilmediği gerekçesiyle Almanya'nın onayını alarak 28 Temmuz 1914'te Belgrat'ı bombaladı.
29 Temmuz 1914'te Rusya seferberlik ilan etti.
1 Ağustos 1914'te Almanya Rusya'ya savaş açtı.
1’nci Dünya Savaşı başlamıştı.
29-30 Ekim 1914 gecesi Karadeniz'e açılan Goben ve Braslav Zırhlıları (Çanakkale Boğazı'ndan geçmesine tarafımızdan müsaade edilip, daha sonra satın aldığımızı İtilaf devletlerine bildirdiğimiz) Odessa ve Sivastopol Limanlarını bombaladı.
31 Ekim 1914'te Osmanlı Devleti fiilen harbe girmiş oluyordu.
Rusya 2 Kasım 1914'te Osmanlı'ya harp ilan etti.
Savaşın başlaması ile birlikte hesaplar da başlamıştı. II. Abdülhamid'in "Düvel-i Muazzamanın şımarık çocuğu "dediği Yunanistan, savaşın başlamasıyla birlikte İstanbul ve İzmir hayallerini hayata geçirmişti. Ancak Rusya, Yunanistan'ın İstanbul'u ele geçirmesinden korkuyor ve Yunan Kralı da asker vermek için Bulgaristan'ın tarafsızlığını şart koşuyordu.
Yunan Başbakanı Venizelos 27 Ağustos 1914'te Londra'ya gönderdiği telgrafta, "kara ve deniz kuvvetlerimiz emrinizdedir "diyordu.
Bu telgraf İngiltere'nin dikkatini Çanakkale'ye çevirdi.
Kasım 1914'te İngiliz hükümeti ve komutanlar Çanakkale'ye taarruz düşüncesini tartışmaya başladılar. 25 Kasım 1914'te İngiliz Harp Meclisi'nde bir konuşma yapan Bahriye I. Lordu (Bahriye Nazırı) Winston CHURCHILL Çanakkale'ye taarruzla elde edilecek faydaları sıraladı ve şöyle dedi: "Türklerin gırtlağı bu boğazdadır. Onu demir bir elle şöyle bir sıkmak yeter" (Mahmut BOĞUŞLU 1. Dünya Harbi s.102)
Bu arada 2 Ocak 1915'te Rusya'nın feryadı duyuldu. Grandük Nikola Kafkasya'da zor durumda olduklarını bildiriyor ve Türkiye'ye karşı harekete geçilmesini istiyordu. Onlar doğusuna hücum ederek Almanya'nın Batı cephesinden asker çekmesini sağlamışlar, İngiltere ve Fransa'yı rahatlatmışlardı. Öyleyse şimdi yardım etme sırası İngiltere'deydi. Bununla birlikte Rusya, İngiltere'nin İstanbul'u tek başına ele geçirmesinden kaygılanıyor, ileri gitmemeleri konusunda İngiltere'yi uyarıyordu.
İngiltere ile Rusya arasında Boğazlar konusunda yapılan gizli-açık anlaşmaların hiçbirinin İngilizler açısından bir değer taşımadığı çok sonraları daha net anlaşılacaktır.
Tüm bu gizli-açık görüşmeler, Çanakkale cephesi üzerinde yoğunlaşmış düşünceler Türk tarihinde de iki kahramanı ortaya çıkaracak onların Çanakkale'ye yapmış oldukları bu harekât kendileri için kaybın başlangıcı olacaktı.
Bu kahramanlardan bir tanesi tüm dünyanın kabul etmiş olduğu büyük Komutan ve Siyaset Adamı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, diğeri ise Arapgirli Cevat (ÇOBANLI) paşadır. (Org) Cevat ÇOBANLI Paşa'nın da 1. Dünya Harbi’ndeki adı "18 Mart Kahramanı" olarak tarihe geçmiştir. Bu adın verilmesinin gerekçesi ise; Çanakkale Cephesi’ndeki üstün başarısı olmuştur.
"110 yıllık çığlık onu yüreğinde duyabilenlere halâ ilham verirken, şüphesiz işbirlikçi vatansatarlara ise kulak ardı edilesi galiz bir ses gibi gelmeye devam ediyor.
Kimi o destansı zaferin üzerinden siyasi rant devşirmeyi ganimet- i fırsat görürken, kimi sadece 18 Mart'taki olağanüstü Deniz Zaferini yaklaşık 14 ay süren imkânsızın başarıldığı, koskoca Çanakkale savunmasına tercih edip sözüm ona, Cumhuriyetin kurucularıyla rövanş peşinde koşan, 100 yıl sonra bile halâ düşman zırhlılarının pruvalarında arz-ı endam eden zavallıların varlığı, kan suyu verip toprağı "vatan" edenlerin kemik sızısı olmaya devam ediyor ne yazık ki.
Üstelik bu topraklarda mağlup olmanın bile şerefini her yıl "Şafak Ayinleri'yle" onur dersini niteliğinde, yaşatırken torun Anzaklar... Ender Kakıcı- Mustafa Kemal'in askeri.
Çanakkale Savaşları dünya tarihinin kaydettiği en önemli olaylardan biridir. Düşman devletlerinin sadece Anadolu'daki topraklar için değil özellikle de boğazlar üzerindeki istekleri belli ve çok yönlü olmuştur.
Çanakkale Savaşları Akif'in dediği gibi "Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk:
Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk.
“Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...” mısralarında olduğu gibi İngiltere'nin (sömürge) öncülüğünde Fransızların (sömürge), çok sınırlı olarak da Rusya ve Avusturya'nın katılımıyla gerçekleşmiştir ("Safkan" İngilizler... Onların geldikleri yere göre adlandırılan Norfolk, Lancashire, Yorkshire, Geucester, Manchester, Lowland gibi taburlar... Midland bölgesinden gönüllüler
İrlanda, İskoçya, Galler birlikleri...
Avustralyalılar... Yeni Zelandalılar...Kanadalılar...
Suriyeli Yahudi Mülteciler Alayı: Sion Katır Birliği
İspanyol Süvariler... İsviçreliler...
Polonez Adalarından Maoriler, Ellis Gilbert Takım Adaları'ndan Raratongalar, Cook Adaları askerleri...
Hint Tugayı içinde Sih, Pathan,Jat,Bhil, Madrosi ve Bahiciler...
Nepal'den 4 Gurka Taburu...
"Safkan" Fransızlar... onların Afrika sömürgelerinden askerler...
Zouaveler...
Senegalliler...)
Kısa sürede başarı beklenti ve plânları, Türk askerinin direnci sayesinde Çanakkale'nin derin sularına gömülmüştür. (DEVAM EDECEK)
NOT: Yazı hazırlanırken Recep Şükrü ALPUHAN (Çanakkale Geçilmez, İsmet GÖRGÜLÜ (Çanakkale İlk Günde Biterdi) kaynak kitaplarından yararlanılmıştır.
TUNCER SÖNMEZ
İKİ GÖNÜL BİR OLSA SAMANLIK SEYRAN OLUR
VAHİT DABAK
YENİ NESİL ÇOCUK ÇETELER
EMRAL CÖMERT
KONFORUN ESİRİ OLMAK
AHMET VURAL
6 ŞUBAT AFETİ
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. İrfan SÖNMEZ
Maskeli bölücülük
DR. İMBAT MUĞLU
BARIŞ DİLİ
MUSTAFA DOĞAN
TECRÜBE FARKI
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP