Harput gazetemizin kıymetli okuyucuları; Bu haftaki yazıma başlamadan Büyük Türk düşünürü değerli Mütefekkir, Sosyolog Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK’ün fikir babam dediği Ziya GÖKALP’i25 Ekim 1924 ahirete intikal yıl dönümünün 102. Yılında Saygı ve rahmetle anmayı borç bilerek giriş yapmak istedim.
Bu günkü zamanımıza biraz garip gelecek ancak olması gereken hali ile esnaflığın temel taşı ve ocağı Ahilik teşkilatından, Ahilik haftası bahanesi ile ve işleyişinden bahsedelim.
Ahilik deyince amacı rızık nafaka kapısı olarak görünse de insanlık, Ahlak beceri, Yardımlaşma açısın aynı zamanda Türklük ve Mütedeyyinlik açısında zirve bir konuyla karşı karşıyayız.
Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu’da kurulan; ticaret, meslek, ahlak, din ve sosyal dayanışmayı birleştiren sosyo-ekonomik bir esnaf örgütlenmesidir. Arapça "kardeşim" anlamına gelen ahî veya Türkçe "yiğit, cömert" anlamına gelen akı sözcüğünden türemiştir.
Asya içlerinden Anadolu'ya gelen mutasavvıflardan biri olan Ahî Evran, bir müddet Denizli, Konya ve Kayseri'de ikamet ettikten sonra birçok şehir ve kasabayı gezerek ahîlik teşkilâtının kuruluşunda ve yayılışında önemli bir rol oynadı. Sonradan Kırşehir'e yerleşti ve ölümüne kadar burada kaldı. XV. yüzyılda kaleme alınan Hacı Bektaş Vilâyetnâmesi'nde, menkıbevî şahıslarla münasebeti ve bu arada Hacı Bektâş-ı Velî (ö. 1270) ile olan yakınlığı anlatılmaktadır. Bazı siyasî ve sosyal hadiseler, doksan üç yıl yaşadığı rivayet edilen Ahî Evran'ın hem Hacı Bektâş-ı Velî, hem de Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (1207-1273) ile çağdaş olduğunu göstermektedir. Çeşitli araştırmalarda ölümünün yahut öldürülüşünün 1262'de veya 1300-1317 yılları arasındaki bir tarihte olduğu ileri sürülmüştür.
Ahî Evran'ın debbağlık mesleğini icra ettiğine dair an'ane, onun velî olarak anılmasından sonra debbağ esnafının pîri sıfatıyla yüceltilmesine sebep olmuştur. Bu bakımdan Türk debbağlarının silsilenâmeleri kendisine dayandırılmış ve oradan da bütün debbağların pîri olan Zeyd-i Hindî'ye götürülmüştür. Osmanlı Devleti döneminde Ahî Evran'ın esnaf zümresi arasında pîr olarak kazandığı itibar bütün Anadolu, Rumeli, Bosna ve hatta Kırım'a kadar yayılmıştır.
Şeyhlerinin Ahî Baba unvanını aldığı Kırşehir'deki Ahî Evran Zâviyesi, Osmanlılar'da Türk debbağlarının ve zenaat erbabının mânevî merkezi durumunda idi. Ahî Baba ve onun salâhiyet verdiği, diğer şehirlerdeki yine Ahî Baba unvanını taşıyan ahî teşkilâtı reisleri, çıraklara şed* bağlamak hakkına sahipti. Zâviye şeyhleri, bu yetkinin kendilerine ait olduğunu zaman zaman devlete tasdik ettirme ihtiyacını duymuşlardır. Bu durum daha çok bazı esnafın Ahî Evran makamı ile münasebetinin gevşemeye başladığı zamanlarda olmuştur. Nitekim 1780, 1782, 1822-1823 ve 1842 tarihlerinde bu gibi durumların ortaya çıkması üzerine devlet yetkililerine başvuran zâviye şeyhleri, bütün esnafın pîri olduklarını bildiren beratlar almışlardır.
13.Yüzyılda Horasan’dan Anadolu’ya gelen Ahi Evran (Şeyh Nasirüddin Mahmud) tarafından Kırşehir merkezli kurulmuştur. Moğol istilası döneminde Anadolu’ya göç eden Türkmenlerin meslek edinmesi, şehir hayatına uyum sağlaması ve Gayrimüslim tüccarlarla rekabet edebilmesi amacıyla teşkilatlanmıştır. Osmanlı döneminde zamanla "Lonca Teşkilatı" yapısına evrilmiştir.
Ahlak ve Ticaret Birlikteliği: "Pabucu dama atılmak" deyiminin çıktığı Ahilikte, kalitesiz mal üreten esnaf cezalandırılır ve meslekten ihraç edilirdi. Tüketici hakkı doğrudan toplumsal ahlakla korunurdu.
Sosyal Adalet ve Dayanışma: Esnafların topladığı ortak sandıklar (orta sandığı) sayesinde batan esnafa yardım edilir, fakir halkın ve yetimlerin ihtiyaçları karşılanırdı.
Mesleki ve Kişisel Eğitim: Ahilik sadece iş öğretmez; yamak, çırak, kalfa ve usta hiyerarşisinde kişiye "şed kuşatma" törenleriyle ahlak, edep, konukseverlik ve cömertlik aşılanırdı.
Bacıyan-ı Rum (Anadolu Kadınlar Birliği): Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı tarafından kurulan bu kol, dünyadaki ilk kadın örgütlenmelerinden biri kabul edilir; kadınların üretimde ve dokumacılıkta aktif yer almasını sağlamıştır.
Nasreddin Hoca ile Şeyh Nasreddin (Ahi Evran) genel tarih kaynaklarına göre ayrı kişilerdir, ancak bazı araştırmacılar onların aynı kişi olduğunu öne sürmüştür. Evet, tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. Mikail BAYRAM tarafından yapılan araştırmalara göre, Ahi Evran ile Nasreddin Hoca'nın aynı kişi olduğu öne sürülmüştür.
Türklük şuurunun yüce Bilgesi Ziya GÖKALP ve ‘’AHİ EVRAN’’ Nasirüddin Mahmud (Nasrettin Hoca) ya bıraktıkları değerli miras için minnetimi Siz değerli okuyuculara saygı ve selamlarımı iletiyorum.
VAHİT DABAK
AHİLİK OCAĞI
AHMET VURAL
HEDER ETMİŞİM
TUNCER SÖNMEZ
HALDEN ANLAMADINIZ BU ÜLKENİN HALLERİ
Av. İrfan SÖNMEZ
İki Kurucu Halk Ne Demek?
MURAT AKGÜL
KİBAR FEYZO
MUSTAFA DOĞAN
ADANA'DA KEMAL RÜZGAR'I
EMRAL CÖMERT
EZİKLERİN TÜRKİYE’NİN BAŞARISIYLA İMTİHANI
DR. İMBAT MUĞLU
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’NİN SURİYE CEPHESİ
PROF. DR. HİKMET ESEN
Güneş Var; Sıra Enerji Aklında
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak