Harput gazetemizin değerli okuyucuları,
Kamuoyunda uzun süredir geniş yankı uyandıran ve aralarında çok sayıda belediye başkanının da bulunduğu Aziz İhsan Aktaş davasında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararını açıkladı.
Davanın mahiyeti, mahkemenin verdiği sonuçlar ve bu sonuçlara yönelik yöneltilen eleştirileri gelin birlikte özetleyelim.
Davanın Konusu ve Arka Planı iş insanı olarak değerlendirilen beytülmal düşmanı hırsız Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğinde kurulduğu iddia edilen bir yapının belediye ihalelerini rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, belgede sahtecilik ve benzeri yöntemlerle kendi şirketleri lehine yönlendirdiği belirlenmiş ve hakkında kamu davası açılmıştı.
Soruşturma süreci kapsamında Beşiktaş, Esenyurt, Avcılar, Seyhan, Ceyhan, Adıyaman ve Adana Büyükşehir belediyeleri hedef alınmış, aralarında belediye başkanlarının da yer aldığı 200 sanık hakkında yüzlerce yıla varan hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.
Nihayetinde o garip uygulama devreye girmiş (etkin pişmanlık olayı gerçekleşmiş) ismini verdiği herkes tutuklanmış ama şahıs denetimli serbest bırakılmıştı.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Silivri'deki duruşma salonunda açıkladığı 60 sayfalık kısa karara göre öne çıkan hükümler şunlardır:
Örgüt Suçlaması düştü İddianamenin temelini oluşturan “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme” ve “örgüte üye olma” suçlamalarından, başta Aziz İhsan Aktaş ve yargılanan tüm belediye başkanları dahil 200 sanığın tamamı beraat etti. Mahkeme ilginç bir şekilde ortada bir "çıkar amaçlı suç örgütü" olmadığını hükme bağladı.
Aziz İhsan Aktaş yüzlerce yıl hapis istemiyle yargılananırken soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Aktaş, örgüt suçundan beraat ederken; yalnızca “ihaleye fesat karıştırma” suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası ve 2 yıl ihalelerden men cezası aldı. Rüşvet suçlamalarından ise etkin pişmanlık ve yasal gerekçelerle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi.
Belediye Başkanlarına Verilen Cezalar:
Rıza Akpolat BeşiktaşBelediyeBşk. "Örgüt üyeliğinden" beraat etmesine rağmen, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve aklama suçlamalarından toplam 23 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Zeydan Karalar Adana Büyükşehir Belediye Bşk. "Rüşvet alma" suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ve memuriyetten men cezası aldı.
Oya Tekin SeyhanBelediye Bşk. "Rüşvet alma" suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Utku Caner Çaykara AvcılarBelediye Bşk. "Rüşvet alma" suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezası aldı.
Kadir Aydar Ceyhan Belediye Bşk. "Rüşvet alma" suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Ahmet Özer Esenyurt Belediye Bşk. Çoğu suçlamadan beraat ederken, "ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma" suçundan 8 ay hapis cezası aldı ancak hükmün açıklanması geri bırakıldı.
Abdurrahman Tutdere Adıyaman Belediye Bşk. Rüşvet suçlamasından beraat etti.
Kararın açıklanmasıyla birlikte hukukçular, siyasetçiler ve kamuoyu nezdinde çeşitli çelişki ve eleştiriler dile getirildi.
"Örgüt Yoksa Rüşvet ve İhale Fesadı Nasıl Var?" Çelişkisi en temel eleştiri, mahkemenin "suç örgütü" ve "örgüt üyeliği" suçlamalarını bütünüyle reddetmesine rağmen, bu örgütün varlığına dayandırılan ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet eylemlerinden belediye başkanlarına ağır hapis cezaları vermesi oldu. Hukuk çevreleri, örgüt temeli çökmesine rağmen bireysel bazda bu denli yüksek cezaların verilmesinin hukuki mantığı üzerine tartışmalar başlattı.
"VIP Sanık" ve Etkin Pişmanlık tartışmaları ana sanık konumundaki Aziz İhsan Aktaş’ın yüzlerce yıl hapsi istenmesine rağmen etkin pişmanlık hükümleri sayesinde örgüt suçundan beraat etmesi ve yalnızca 2 yıl gibi nispeten hafif bir ceza alarak serbest kalması adalete olan güven açısından eleştirildi, Muhalefet ve eleştirmenler, süreci başlatan ve merkeze konulan ismin neredeyse cezasız kalırken, belediye başkanlarının ağır cezalar almasını "çelişkili" buldu.
Siyasi hedef ve görevden uzaklaştırma eleştirileri davanın açıldığı günden bu yana sürecin siyasi bir operasyon olduğu yönündeki iddialar karar sonrasında da yinelendi.
Verilen cezaların kişiye özel uygulanması sonucun hukuksal mı siyasal mı sorusunu tekrar gündeme getirirken, yerel yönetimlerin işleyişini sekteye uğratmak amacıyla "örgüt" kisvesi altında büyük bir algı yaratıldığı, ancak mahkeme aşamasında bu örgüt iddialarının düşmesinin operasyonun hukuki temelden yoksun olduğunu gösterdiği savunuldu, buna karşın verilen hapis ve memuriyetten men cezalarının seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden hukuken uzaklaştırılmasına gerekçe yapılması da siyasi tepkileri beraberinde getirdi.
Davanın ilerleyen aşamalarında istinaf ve Yargıtay süreçlerinin nasıl şekilleneceği, özellikle "örgüt beraati" ile "rüşvet, ihaleye fesat cezaları" arasındaki hukuki bağın üst mahkemelerce nasıl değerlendirileceği merakla beklenmektedir.
Tarihe zaferler ayı olarak geçen Ağustos’un Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Dumlupınar’dan Sakarya’ya Türkün zafer haftası kutlu olsun. Siz kıymetli okuyucularımıza selam ve saygılarımla.
VAHİT DABAK
KARARLARI ANLAŞILMAZ BİR DAVA
TUNCER SÖNMEZ
FAKİRİN ÖLÜMÜ
AHMET VURAL
CEYLAN MİSALİ
EMRAL CÖMERT
Elazığ, 14 Baraj, Hazar Gölü ve Batı Tarafını Baştan Başa Saran Karakaya Barajı’yla Göller Bölgesi Oldu
PROF. DR. HİKMET ESEN
Güneş Var; Sıra Enerji Aklında
Av. İrfan SÖNMEZ
PKK Affını Unut, Süleymancılara Bak
DR. İMBAT MUĞLU
BOP ve İsrail
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA