Türkiye’de basın, görsel yayın ve dijital medya üzerindeki baskı, denetim ve yasaklama mekanizmaları, hukuki düzenlemeler, idari yaptırımlar ve mülkiyet yapısındaki değişimlerle birlikte uzun süredir yoğun bir tartışma alanıdır. Uluslararası endekslerde ve meslek örgütlerinin raporlarında Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda alt sıralarda yer aldığı görülmektedir.
Konunun güncel durumu ve temel boyutlarını şöyle özetleyebiliriz.
1. Uluslararası Endeksler ve Sıralamalar
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi uluslararası kurumların yayımladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye, uzun yıllardır gerileme gidişini sürdürmektedir. Yapılan son değerlendirmelerde Türkiye, 180 ülke arasında alt sıralarda 163 sırada konumlandırılmakta bu durum, ifade ve haber alma özgürlüğünün kısıtlandığına dair temel gösterge olarak sunulmaktadır.
2. Yasal Düzenlemeler ve "Dezenformasyon" Yasası
Basın ve internet medyası üzerindeki hukuki denetimi artıran en önemli adımlardan biri, kamuoyunda "Dezenformasyon Yasası" olarak bilinen ve Türk Ceza Kanunu'na eklenen suç tanımlamaları olmuştur.
Bu yasalarla birlikte, "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla gazeteciler ve sosyal medya kullanıcıları hakkında soruşturmalar açılabilmektedir.
Hukukçular ve basın meslek örgütleri, bu tür maddelerin muğlak ifadeler içerdiğini, bunun da otosansürü artırdığını savunmaktadır.
3. RTÜK ve İdari Yaptırımlar (Görsel Yayıncılık)
Televizyon ve radyo gibi görsel/işitsel yayınlar Üst Kurulu (RTÜK) denetimindedir.
Muhalif çizgi izleyen televizyon kanallarına sık sık program durdurma, üst sınırından idari para cezaları ve yayın lisansı iptali gibi yaptırımlar uygulanmaktadır.
Toplumsal olaylar, krizler veya güvenlik operasyonları sonrasında getirilen yayın yasakları ve internet platformlarına uygulanan bant daraltma / erişim engeli kararları, habere erişimi sınırlayan yaygın araçlar arasında yer almaktadır.
4. Dijital Medya, Sosyal Medya ve Haber Sitelerine Engeller
Geleneksel medyanın yanı sıra internet haber siteleri, bağımsız dijital mecralar ve sosyal medya platformları da yoğun bir denetim altındadır:
Çok sayıda haber portalına, mahkeme veya Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) kararlarıyla erişim engeli getirilmektedir.
Yabancı merkezli bazı uluslararası medya kuruluşlarının Türkçe servislerine veya dijital mecralara lisans zorunluluğu ve erişim engelleri uygulanmıştır.
5. Ekonomik Baskılar ve İlan Dağılımı
Basın üzerindeki baskının yalnızca idari ve hukuki değil, ekonomik boyutları da bulunmaktadır Resmi ilan ve reklamların dağıtımında yetkili kurum olan Basın İlan Kurumu’nun (BİK) eleştirel veya muhalif gazetelere verdiği resmi ilan kesme cezaları, bu kurumların ekonomik olarak sürdürülebilirliğini zorlaştıran bir unsur olarak dile getirilmektedir. Ayrıca ana akım medyanın büyük bölümünün iktidara yakın iş insanları ve grupların elinde bulunması, mülkiyet yapısı üzerinden bir tektipleşmeye yol açmaktadır.
Yayın yasağı ve bant daraltma, RTÜK ve BTK ne amaçlıyor? Halbuki asıl dayanağı ne Halkın haber alma özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar bir şeylerin üzerini kapatmak amaçlımı.
Türkiye’de basın ve yayın kuruluşlarına kayyım atanması ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ya da kayyım yönetimlerine devredilmesi süreçleri iki ana döneme ayrılmaktadır: 2016 yılındaki darbe girişimi sonrasındaki süreç ve son dönemde (özellikle 2025-2026 yıllarında) yürütülen adli soruşturmalar ve mali operasyonlar.
Bu süreçte kayyım atanan, TMSF yönetimine geçen veya KHK'larla kapatılan başlıca basın ve yayın kuruluşları şunlardır:
1. Son Dönemdeki Operasyonlar ve Kayyım Atanan Medya Kuruluşları (2025 - 2026)
Son dönemde yürütülen mali soruşturmalar, holding operasyonları ve yasa dışı bahis, mali suç iddiaları kapsamında birçok televizyon kanalı ve medya grubu kayyım, TMSF yönetimine devredilmiştir.
Halk TV Yürütülen soruşturmalar ve mülkiyet yapısına yönelik adımlar kapsamında kayyım yönetimine devredilen son büyük kanallar arasında yer aldı.
Haber Türk Medya Grubu ve Ciner Yayın Holding Bünyesindeki Kanallar: Holding'e yönelik operasyonlar çerçevesinde.
Show TV, Bloomberg HT, HT Spor, Show Türk, Show Max kayyım yönetimine geçti.
TELE1, "Casusluk" ve hukuki soruşturmalar kapsamında yönetimine kayyım atanan kanallar arasında yer aldı.
Eko Türk TV, Finansal soruşturmalar (papara/bahis iddiaları) kapsamında TMSF yönetimine devredildi.
Flash Haber TV (Flash TV): Soruşturmalar ve mali süreçler sonucunda yönetimine kayyım atanan, ardından çalışanların iş akitlerinin sonlandırılması ve satış süreçleriyle gündeme gelen bir diğer kanal oldu.
Kanal V ve GAİN Medya: Yerel ve dijital mecralara yönelik farklı soruşturmalar kapsamında kayyım atamalarının yapıldığı diğer medya varlıklarıdır.
2016 ve Sonrasındaki Süreç (FETÖ Soruşturmaları ve KHK'lar)Türkiye’de medya yapısını kökten değiştiren ilk büyük toplu kayyım dalgası, 2016 yılındaki darbe girişiminin ardından Fethullahcı Terör Örgütü (FETÖ) ile iltisaklı olduğu iddia edilen medya gruplarına yönelik gerçekleştirilmiştir:
Feza Gazetecilik ve Zaman Grubu (Fetöcüler) : Türkiye'nin o dönem en yüksek trajlı gazetesi olan Zaman gazetesi ile birlikte Cihan Haber Ajansı ve Samanyolu TV’ye kayyım atanmış, kurumlar daha sonra Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile tamamen kapatılmıştır.
İpek Medya Grubu: Bugün ve Millet gazeteleri ile Bugün TV ve Kanaltürk kanallarına kayyım atanmış, ardından bu kurumlar da kapatılarak mal varlıkları Hazine'ye devredilmiştir.
Diğer Yayın Organları: Aynı dönemde Taraf, Özgür Gündem, Meydan gibi farklı çizgilerdeki gazete ve yayın organları da yargı kararları, kayyım atamaları veya KHK kapamalarıyla faaliyetlerine son vermek zorunda kalmıştır.
Mülkiyet Yapısının Değişimi özel bir kayıp olarak Basın meslek örgütleri ve muhalefet, kayyım atamaları ve TMSF devirlerinin, eleştirel ses çıkaran medya kuruluşlarının sesini kısmak ve mülkiyet yapısını değiştirmek için bir araç olarak kullanıldığını savunmaktadır.
Ekonomik ve Sosyal Yıkım açısından bakarsak Kayyım atanan ya da kapatılan kurumlarda çalışan yüzlerce gazeteci ve medya emekçisinin işsiz kalması, mesleki güvencesizliğin artması ve haber alma hakkının daralması kamuoyunda en çok dile konulan eleştiriler arasında yer almaktadır.
Elbette ki BU ülkenin ve Türk milletinin Kültürel ve ahlaki durumuna zararlı olan bölücülük yapan kuruluşların eline bu imkânlar verilmemelidir. Ancak siyasi bekalarına sıkıntı çıkaracakları düşüncesi ile büyük bir güç olduğunun farkındalığı ile basın ve yayın kuruluşlarını baskı altına almak kendi tarafına çekmek keyfiyet çerçevesinde Milletin haber alma özgürlüğüne kısıtlama getirmek en büyük suçtur.
SELAM VE SAYGILARIMLA.