Harput gazetemizin kıymetli okuyucuları, Bu günkü yazımız ‘’Kör ölmüş Badem gözlü olmuş’’ misali, günlerdir haber sitelerine, sosyal medyaya sohbet konularına gündem olmuş bir konuda bende fikrimi sizlerle paylaşmak istedim.
Ömrünü Türk milletine, Türk Birliğine adamış biri bakalım Kâşif Kozinoğlu Kimdir? 1955 yılında Trabzon’da doğan Kozinoğlu, 1976 yılında Kara Harp Okulu'ndan mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde Eğridir Dağ Komando Okulu, Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görev yaptı. 1995 yılında binbaşı rütbesindeyken ordudan emekli olarak MİT'e katıldı vatan, Bayrak, Millet sevdalısı, gözü pek, mangal yürekli, cesur ve akıllı bir Türk subayı.
Dış Operasyonlarda profesyonel’ce MİT bünyesinde Suriye, Bosna-Hersek ve Afganistan gibi zorlu coğrafyalarda görev aldı.
Asya Sorumluluğu görevinde MİT Dış Operasyonlar Dairesi bünyesinde Orta Asya’dan Çin’e kadar uzanan bölgede yönetici ve baş müşavir pozisyonlarında bulundu.
Bölgesel Faaliyetlerinde Bosna'da yerel birliklerin eğitimi, Afganistan (Raşit Dostum kontrolündeki Türklere) ve Türk Cumhuriyetlerindeki istihbarı faaliyetler ile FETÖ nün yurt dışındaki (özellikle Orta Asya'daki) yapılanmalarına yönelik kritik raporlamalar yürüttü.
İşte belirttiğim son konu olan FETÖ raporları oldu, MİT müsteşarlığın en güçlü adayı olduğu bir dönemde Enver ALTAYLI (fetö hükümlüsü, ülkücü camianın içine sızmış çıban) denen şahsın Fetöye verdiği raporda Kâşifin Müsteşar olması halinde Fetöye büyük darbe vuracağını raporunda belirtmesi ile ipi çekildi.
11 Mart 2011 tarihinde yurt dışı (Afganistan) görevinden Türkiye'ye çağrıldı. Dönemin Ergenekon soruşturması kapsamında yürütülen Oda TV davası çerçevesinde savcı Zekeriya Öz'e ifade verdi.
Kozinoğlu’na istinat edilen suçlamalar "Silahlı terör örgütü üyeliği" ve "devlete ait gizli belgeleri temin etmek" iddialarıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderildi. Kozinoğlu hakkındaki tüm suçlamaları reddetmiştir.
Ülkücüler ve Ulusalcılardan oluşan Türk milliyetçileri üzerinden hayata geçirilen saf dışı etme amaçlı Ergenekon-Balyoz operasyonu sonucunda koğuş arkadaşı Hasan Atilla UĞUR(Emekli Jandarma Albay)Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat bünyesinde terörle mücadelede önemli görevler üstlenmiş, Abdullah Öcalan’ı İmralı'da sorgulayan ilk asker olarak tanınan bir komutandır. Oda Ergenekon davası kapsamında tutuklanmıştı.
Kâşif KOZONONOĞLU’nun diğer bir koğuş arkadaşı Hasan Ataman Yıldırım (Emekli Deniz Yüzbaşı).
Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde, 12 Kasım 2011 tarihinde ( sözde yaptığı spordan sonra ) fenalaştı. Kaldırıldığı Silivri Devlet Hastanesi'nde 13 Kasım 2011'de (56 yaşında) hayatını kaybetti.
Bunun böyle olmadığını bütün Türkiye bilirken, Resmî otopsi ve adli tıp raporlarına ölüm nedeni kalp krizi olarak geçti ve adli soruşturma takipsizlikle kapatıldı.
Kaşifoğlu İlk duruşmasına çıkmasına kısa bir süre kala (22 Kasım 2011 davasından birkaç gün önce) yaşamını yitirmesi, ailesi ve kamuoyu tarafından ölümünün şüpheli görülmesine yol açtı. Oğlu ve yakın çevresi kalp rahatsızlığı bulunmadığını belirterek, yurt dışındaki FETÖ yapılanmalarına ilişkin sunduğu raporlar nedeniyle suikasta uğradığını belirtmişlerdir.
Değerli okuyucular olayları FETÖ yaptı deyip kenara çıkmak, vakayı bu günkü şartlarda sulandırmaktan başka bir şey değildir, böylece basit bir sonuç olmakla beraber onunda arkasındaki gücün saklanmasına çanak tutmaktır.
Bunu hep yaptık Fetö içerisinde öyle adamlar var ki Fethullah Gülen denen hainin bırakın onları yönetmesini yanlarından bile geçmesi mümkün değil,
Rusya’nın Asya’da gelişmesi, uzun yıllardan beri Arap ülkelerinin çoğunluğunun Baas (Arap sosyalist diriliş) partili karakterlerle yönetilmesi en çok kimin işine gelmez diyerek bakarsak olayın perdesi aralanmayabaşlar.
1963 Yılında CİA bu haine (fetullah Gülen) ilk görevini veriyor ve Kominizimle mücadele derneğini kurduruyor, o günden bu yana Fetö üzerindeki destek ve büyüme şartlarını kolaylaştıran ABD tüm dünyada özellikle fetö okullarına maddi ve (CİA kökenli) eğitimci desteği ile yükseltiyor. Kurumsal olarak Turuncu devrimlerinde büyük rol alıyor, Ortadoğu’da Arap baharı darbelerinin temelini oluşturuyorlar.
Kafkaslarda başlayıp, Ortadoğu’da devem edip Türkiye’deki darbeye kadar uzanan bu olaylar arkasında büyük bir istihbarat gücü olmadan yapılacak şeyler mi?
Gelelim ülkemize 12 Kasım 2011 den bu yana birkaç tanesi mükerrer olmak üzere dokuz bakan değişmiştir, adı fetöcüye çıkmış şahıslar bile bu makama gelmiş, doğal olarak hiçbir bakan halı altına süpürülen bu davayı aydınlatma yoluna gitmemişlerdir.
Unutmadan birde ülkemizde oynanan dizilerin senaryo meselesi var senaristler, oyuncular ve konsept danışmanları elbette ki sorgulanacak, vadinin sponsorlarıda iyi incelenmeli filmin yapımında gelen paralar kimden, nerden, neden geldi. belki şifre oradan daha rahat çözülebilir, ancak ifade için çağırılan Doğu Perinçek var bu davetliler arasında vadi de olanlardan haberi var mıdır bilmem ama daha iyi bileceği bir şeyi sormalılar onada bir zamanlar kendisine ait olan Aydınlık adlı dergide Vadide verilen mesajları veriyordu, yazılan makaleler bir ay geçmeden hayata geçiyordu aslında bizim iyi bildiğimiz bu ülkeyi yönetenlerinde iyi bildiğini düşündüğümüz bu şahıs hakkında sorgulama doğru olmazmı.
Kıymetli okuyucularımıza Selam ve Saygılarımla.