Harput gazetemizin kıymetli okuyucuları;
Haziran 2026 itibarıyla ABD–İran–İsrail–Lübnan eksenindeki tablo oldukça karmaşık. Resmî ve herkes tarafından kabul edilmiş nihai bir barış anlaşmasından ziyade, ateşkesler, mutabakat metinleri ve bunların uygulanmasına ilişkin ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor.
Sabah dediği ile akşam dediği birbirine uymayan Amerika başkanının, ateşkes deyip vurmaya devam eden İsraillin yazılı metinlerde olsa varacakları mutabakata ne kadar riayet edeceği konusunda şüpheler ön planda.
Gelinen son durum ABD ile İran arasında, bölgesel çatışmaları durdurmayı amaçlayan bir mutabakat üzerinde uzlaşı sağlandığı ve bunun Lübnan’ı da etkilediği bildiriliyor.
İsrail ile Lübnan arasında ABD arabuluculuğunda çeşitli ateşkes ve güvenlik düzenlemeleri görüşüldü. Ancak sahada ihlal iddiaları ve karşılıklı suçlamalar sürüyor.
İsrail ordusu Güney Lübnan'daki bazı bölgelerde askerî varlığını sürdürmek isterken, Lübnan hükümeti, İran ve Hizbullah buna karşı çıkıyor.
Hizbullah son dönemde operasyonlarını büyük ölçüde durdurduğunu açıklasa da bunu İsrail'in ateşkese uyma şartına bağlı görüyor.
Farklı kaynaklarda yer alan ortak başlıklar şunlar, Karşılıklı askerî operasyonların durdurulması,İsrail, İran, Hizbullah ve diğer vekil unsurların saldırılarını sonlandırması.
Lübnan cephesinde ateşkesin korunması İsrail'in Lübnan'daki askerî varlığı ile ilgiliİran ve Lübnan tarafı İsrail'in Güney Lübnan'dan çekilmesini talep ediyor.
İsrail ise güvenlik tampon bölgesi gerekçesiyle Hizbullah'ın silahlı faaliyetleri durdurmadan daha fazlasını silah bırakmasını istiyor.
ABD, İsrail ve Lübnan hükümeti Hizbullah'ın saldırı kapasitesinin sınırlandırılmasını veya silahsızlandırılmasını istiyor.
Hizbullah ise İsrail çekilmeden bunu kabul etmeyeceğini belirtiyor.
Lübnan devletinin egemenliğine bakacak olursak, Lübnan ordusunun ülke içinde tek meşru silahlı güç olması yönünde maddeler gündemde.
Bu konu Hizbullah'ın geleceği açısından en kritik başlıklardan biri ABD–İran boyutu İran'ın nükleer faaliyetleri, yaptırımların kaldırılması ve bölgesel vekil güçlere desteği müzakerelerin merkezinde yer alıyor.
ABD tarafı bölgesel gerilimin azaltılmasını ve İran'ın askerî programlarının sınırlandırılmasını hedefliyor.
ABD Bölgesel savaşın büyümesini engellemek istiyor görünümü içinde Lübnan’da istikrarlı bir devlet yapısı ve Hizbullah'ın etkisinin azaltılmasını destekliyor.
İran'la kontrollü bir uzlaşma yoluyla enerji ve güvenlik risklerini azaltmayı amaçlıyor, İsrail'in Lübnan ve diğer bölgelerdeki askerî varlığını sonlandırmasını talep ediyor.
Hizbullah'ı "direniş ekseni"nin parçası olarak gören İran yaptırımların kaldırılması ve güvenlik garantileri istiyor. İran destekli grupların sınırlarına yaklaşmasını kabul etmiyor.
İsrail halen Hizbullah'ın yeniden silahlanmasını en büyük tehdit olarak görüyor, Güney Lübnan'daki bazı bölgeleri güvenlik tamponu olarak değerlendirmekte ısrar ediyor.
Lübnan Hükümeti ülke topraklarından İsrail askerlerinin çekilmesini istiyor.
Devlet otoritesinin güçlendirilmesini savunuyor. Ancak Hizbullah'ın ülke içindeki konumu nedeniyle iç siyasi dengeleri de gözetmek zorunda.
Hizbullah İsrail'in çekilmesini ön şart olarak görüyor ateşkese şartlı destek veriyor, silahsızlandırma taleplerine karşı çıkıyor, çünkü Hizbullah’ın silahsızlanmasının tükenişi olacağının farkında.
Bugün itibarıyla en büyük anlaşmazlık noktası İsrail'in Güney Lübnan'dan çekilip çekilmeyeceği ve Hizbullah'ın silahlı yapısının geleceğidir. ABD ve İran arasında bir yumuşama görülse de İsrail'in güvenlik talepleri ile İran/Hizbullah'ın talepleri arasında hâlâ ciddi bir mesafe bulunuyor. Bu nedenle süreç "kalıcı barış" aşamasına ulaşmış değil; daha çok kırılgan ateşkesler ve geçici düzenlemeler döneminde bulunuluyor.
Atmış günlük detayları görüşme ve bu arada Nükleer silahlar konusunu ele alma süreci sonunda gerekirse yeniden vurabileceğini belirten Trump, aba altından sopa göstermeyi ihmal etmezken, İran’ın dondurulmuş paralarının verileceğini belirtirken, İran’a yapılacak üçyüz milyon dolarlık yatırımın işaretlerini de verdi.
ABD ve İRAN karşılıklı olarak savaşı kendilerinin kazandığını iddia ederken mutabakat sonuçları göz önüne alındığında İran’ın karlı çıktığı görülüyor.
İran yıllardır rehin altındaki yurt dışında alıkonulmuş paralarının ödenmesini hak kazanırken bu savaş İranın muhalefeti, iktidarı ile bütünleşmesini sağladı Millet olmanın başarısını dünyaya gösterdi.
Bu anlaşmaya en büyük tepki Netanyahu ve iktidarı tepki verdi, sebebi zaten malum bu sonuçlar Netanyahu ve iktidarının sonunun yavaş yavaş geldiği İsrail basını tarafından da dile getirilmesi ile dikkatleri çekiyor.
Siz değerli okuyucularımıza selam ve saygılarımla.