Harput Gazetemizin değerli okurları gün itibarı ile Ramazan ayının üçte birini geride bıraktık, bir aylık oruç süresini Rahmet mağfiret ve günahlardan arınma olarak değerlendirdiğimiz süreçleri olan orucu Yüce Allah biz sizden öncekilere olduğu gibi size de farz kıldık diyor.
Nereden icap ettiği hala belli olmayan bir anlayışla İslam’ın şartlarının beşle sınırlı olduğu kanaatidir, bu farzlara riayet edince İslam’ın emirlerinin yerine geldiği konusunda bir anlayış hasıl olmuştur.
Namaz, Oruç, Hac, Zekât ve Kelime-i şahadetle belirlenen beş şarttan biri olan orucun ifa ayı içerisindeyiz.
Bu ibadetlerin ikisi öncelikle maddi imkanlar gerektirirken diğer ikisi bedensel ibadete giriyor kalan bir farzda dil ve kalbin ikrar ve takriri ile tamamlanıyor.
Halbuki İslam dininin insanı mükellef kıldığı kısaca adına erdem diyebileceğimiz onlarca uygulanması yaşanması gereken emirleri vardır ama bunlar geri plana atılarak altı boşaltılmaya çalışılmaktadır.
Erdemlikle desteklenmiş bütün ibadetler gerçekten lezzetli bir hal alırken İslam’ın beş şartı olarak değerlendirdiğimiz ibadetler gerçekten maksadını aşan ve anlamını yitirmiş bir şekle giriyor.
İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında idrak ettiğimiz Orucun geldiği vaziyet gerçekten insanlar açısından içler acısıdır, Oruca başlama ve bitirme konusunda anlamsız, katı bir zaman ayarlaması üzerinde titizlikle durulurken, orucun gerekliliğinin ardındaki gerçek anlamdan bi haber vaziyette iftar vaktine gelmek amacı taşıyan bir mücadele başlıyor.
Hiç kimseyi itham etmeden, kimsenin orucunu tahlil etmek gibi bir niyetim olmadan olayın görünen yüzüne baktığımızda, Sahurda başlayıp iftara kadar devam eden fiziksel olarak aç ve susuz kalmaya dönüşen bir ibadet şeklimiz haline geldi.
Oruç bu mudur acaba? Nerede kaldı ihtiyacı olanın haliyle empati kurup onu daha iyi anlayabilmek, Nerede kaldı vücudu dinlendirerek beden zekatını verebilmek.
Sahurla başlayıp iftarda ne yiyeceğiz hayalleri kurup iftarda tıka basa mide zaafı geçirecek kadar yemek midir oruç?
Daha ilk günü sabahında rastlanan insanın suratından düşen bin parça halde bu ahvalin nedeni sorusuna ‘’orucum’’ gibi Orucun şanına yakışmayan bir cevap.
Oruç Tevazudur, Oruç Sevgidir, Oruç Saygıdır, Oruç huzurdur, Oruçta zirve hedef sabırdır sabır değerli kardeşim kimsenin senin oruç tuttuğun için ekşimiş suratını çekmeye tahammülü yok.
Her konuda tabana vurmuş olan insanların tahammül sınırı belki de gerçek anlamına uygun yapılacak oruç ibadeti ile yeniden tekrar oluşturulabilir. Bu manada gizli bir Allaha tövbede gerçekleşir.
Oruç taklitten ve kalıplardan çıkarılarak maksadın rıza makamının razı olacağı güzel ahlakla eda edilmelidir.
Oruç ‘’İlahi ente maksudi, ve Rızaike ente matlubi’’ (Rabbim maksadım sensin, senin rızanı kazanmak) zihniyeti ile olmalıdır.
Daha Ramazan ayı başlamadan ortaya atılan polemikler oruç bitene kadar devam eder bu ülkede Ramazan pidesi kaç lira olacak, hangi hurmayla açarsak oruç daha sevap olacak, orucu şu bozar bu bozar meseleleri.
Halbuki her an çıldırmaya, cinnet geçirmeye hazır bir kapının eşiğine gelmiş milletimiz için kendimize gelmek toparlanmak için ne büyük bir niğmet oruç
Orucun nitelikleri ve nicelikleri bellidir, ama ona yön verecek olan kişinin kalp ile yaptığı ibadete yön verebilmesidir bu zaten kırmızı çizgi ile belirtilmiştir, ‘"Sizin ameliniz Niyetinizle sabittir’’ bu zihniyetten uzak ibadetle sadece kendinizi kandırırsınız."
Bugün ifade etmeye çalıştığım her şey İslam’ın emrettiği her farz için geçerlidir. Çünkü Niyet hayr ise, Akıbet hayr olur.
Rabbim bizlere yaptığımız ibadetleri hakkı ile idrak etmeyi nasip etsin, yüce Allah oruçlarınızı ve bütün ibadetlerinizi, dualarınızı makbul ve kabul etsin. Selam ve saygılarımla.