Kahraman Türk Kadınları- VIII

YAVUZ GEZER

29-08-2024 10:06

VE ONLAR… ELLERİ ÖPÜLESİLER

Kurtuluş Savaşı'nın bir destana dönüşmesinde en büyük paylardan biri de Türk kadınına ait. Türk kadını Milli Mücadelenin her aşamasında cephede ve cephe gerisinde önemli roller üstlendi. İşte bu kahraman analarımızın, tarih sayfalarına altın harflerle geçmiş hayat hikayelerini kısaca anlatmaya devam etmek istiyorum.

ŞERİFE BACI (1900?-1921)

O devirde, Devrekâni ilçesine nahiye olarak bağlı bulunan Seydiler'in Satı köyünde, 1900'lerin başında doğdu. Kurtuluş Savaşı sırasında deniz yoluyla İnebolu'ya kadar getirilen cephanenin, Türk Ordusu’na ulaştırılmasında yararlılık gösterdi. Yanına kundağa sarılı kızını alarak İnebolu'dan Ankara'ya (331 km) cephane götüren kafilede yer aldı. 1921 kışında, olumsuz hava koşullarında kağnı ile cepheye mühimmat taşırken Kastamonu Kışlası yakınında, yoluna devam edemeyerek kağnısının üzerinde donarak öldü. Yanındaki kızını ve mermileri korumak için, top gülleleri arasına yerleştirdiği kundaktaki bebeğinin üzerine örttüğü yorgana abanmış ve donarak vefat ettiği tespit edilmiştir.

Üzerindeki kıyafetlerden Seydilerli olduğu düşünüldüğü için cenazesi Seydilere nakledilmiştir. Nereye gömüldüğü, nasıl defnedildiği bilinmemektedir.

Milli Mücadele'de kadınların, savaşın kazanılması için yaptığı fedakarlık ve kahramanlıkların bir sembolü haline gelmiştir.

Çerkez Ethem tarafından kendisine hediye edilen, (çetelerden alınmış) Yunan filintasıyla verdiği mücadele ile destanlaşmış çocuk asker

(ONBAŞI NEZAHET)

“Ben askerlerin kalesiyim, dönmek isteyen olursa karşısında beni bulur" Onb. Nezahet

Nezahet, 1909 yılında İstanbul'da Hafız Halit Bey ve eşi Hadiye Hanım’ın çocuğu olarak dünyaya geldi.

Annesinin veremden ölmesi üzerine, 8 yaşında öksüz kaldı. Bakacak kimsesi olmadığı için, sonradan "Kızlı Alay" olarak ünlenen, Kuvayı Milliye'den ayrılarak Mustafa Kemal Paşa'nın emrine giren 70. Alay'ın komutanı, babası Hafız Halid Bey'in yanına Çanakkale cephesine gitti.

Çocukluğu cephelerde geçti. At binmesini silah kullanmasını iyi öğrenen Nezahet'e, on iki yaşındayken onbaşı rütbesi verildi. 1. Dünya Savaşı'ndan sonra, işgal edilen vatan toprağını düşmanın elinden kurtarmayı kendine küçük yaşından itibaren vazife bildi. Bu sebeple babasının komuta ettiği alayla Geyve, Sakarya, Gediz, 1. ve 2. İnönü savaşlarında görev aldı. Küçük yaşına rağmen gösterdiği cesaretinden dolayı askerlere azim kaynağı oldu. İsmet Paşa tarafından bu gözü pek küçük kahramana "kurmay" lakabı verildi.

ATATÜRK denetlemelerde kulakları küpeli bu kızı gördüğünde, "sen burada ne iş yaparsın?" diye sorduğunda "ben askerlerin kalesiyim, dönmek isteyen olursa karşısında beni bulur." diyen ve ilk üniformasını 20 yaşında giyen GERÇEK KAHRAMAN... ve "isteyen gidebilir" diyen başkomutanım (jandarma komutanının ifadesi ile)

Türk ordusunun Yunanlılara karşı ilk defa yenilgi aldığı cephelerden biri olan Gediz cephesinde; kaçan askerlerin geri döndürülüp, birliğin toparlanmasında rolü büyüktür Nezahet Onbaşı’nın, "ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz" sözleri ile askerlerin önüne dikilmesi ve askerin geri dönmesine vesile olması, onun bir savaş kahramanı olarak tarihe geçmesine ve İstiklal savaşının kahramanları arasında yer almasına dayanak olmuştur. Kurtuluş Savaşı'nın devam ettiği günlerde Nezahet Onbaşı'nın öyküsü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gündeme geldi. Bursa Milletvekili Emin Bey İlk İstiklal Madalyası’nın Nezahet Onbaşı'ya verilmesini önerdi, buna karşılık İzmit Milletvekili Hamdi Namık Bey çeyiz verilmesini, Tunalı Hilmi Bey ise paşalık unvanı verilmesini önerdi. Bu öneriler mecliste kabul edilmesine rağmen savaşın karışıklığında unutuldu ta ki 1986 yılında Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen törene kadar. Dönemin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Necmettin KARADUMAN tarafından Nezahet Onbaşı'ya Takdir Berat'ı (Şükran belgesi) verildi.

Nezahet Onbaşı, savaştan sonra babasıyla birlikte İstanbul'a yerleşti ve Kumkapı'da açılan Jan Dark Enstitüsü'ne girdi. Bir süre sonra aile kararıyla okuldan alınarak, sonradan ATATÜRK'ün yaveri olacak Yüzbaşı Rıfat ile evlendi (1931). Eşinin görevi dolayısıyla sürekli ATATÜRK'ün yanında yer aldı, devlet törenlerine katıldı.

24 Eylül 1993'te hayata gözlerini yumdu. Asker olan eşinin yanına, Karacaahmet mezarlığına defnedildi.

"Türk Jan Dark'ı olarak da anılan Onbaşı Nezahet isminin anlamı olan "TEMİZ AHLAKIN" SEMBOLÜDÜR.…

ASKER HALİME 

"Bey, yüz bin kişi kurtulacak, ben öleceğim de ne olacak?" Asker Halime

Halime,1898 yılında Kastamonu'ya bağlı Duruçay köyünde doğdu. Babası ve annesi istememesine rağmen Türk Kurtuluş Savaşı'na (1919-1923) katılmak istedi. Saçlarını kazıttı sakal tıraşı oldu ve erkek kılığında milis güçlerine katıldı. Arkadaşları arasında bir müddet "Halim" olarak tanındı.

Ordunun lojistiğinde görev aldı. İnebolu hattından Ankara (331 km) ve Sakarya (465 km) öküz arabaları üzerinde silah ve mühimmat taşıdı. Bir gün İnebolu'dan cepheye mühimmat taşırken; kar yağışlı ve soğuk havada montunu cephanenin üzerine örttü. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki heyete denk geldi. Ancak onu tanıyamadı. Mustafa Kemal Paşa, cepheye taşıdığı mermileri kendi hayatından daha çok önemseyen bu askerden çok etkilendi ve ona "neden üzerindeki montu mermilerin üstüne örttün? Üşümüyor musun?" sorusunu yöneltti. Halime, "benim üşümem hiç önemli değil, bu cephane; yüzlerce, belki binlerce askerimizi koruyacak" dedi. Kimi kaynaklara göre ise, "Bey, yüz bin kişi kurtulacak, ben öleceğim de ne olacak?" sözlerini sarf etti. Mustafa Kemal Paşa kafa kağıdını (kimlik belgesini) istediği Halime'nin kadın olduğunu görünce, "Sen kız mısın?" diye sordu ve "evet" cevabını aldı. Paşa yaverine Halime ile ilgili tüm bilgileri not aldırarak Ankara'ya döndü.

9 Haziran 1921'de Yunan gemileri Georgios Averof ve Kilkis, İnebolu'yu bombaladığı sırada ayağına gelen şarapnel parçası nedeniyle ağır yaralanarak ordudan ayrıldı.

Savaşın sonunda Mustafa Kemal Paşa ve eşi Latife Hanım ile görüşmesi için Ankara'ya davet edildi. Çankaya köşkünde 15 gün ağırlandı. Bu sırada Çavuş rütbesine yükseltildi ve İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.

Paşa'nın 'seni yollamıyorum, bizim kızımız ol "sözlerine "annem ve babam beni bekler" yanıtını verdi. Paşa tarafından çeşitli hediyelerle birlikte evine yollandı ve kendisine aylık bağlandı.

1934'te soyadı kanununun çıkarılmasından sonra KOCABIYIK soyadını aldı. Hiç evlenmedi, kardeşinin oğlu Sadık KOCABIYIK'ı evlat edindi. Kastamonu'nun Duruçay köyünde 20 Şubat 1976 yılında vefat etti. (Devam EDECEK)

DİĞER YAZILARI Su Bulunacak 01-01-1970 03:00 İbret Alınsaydı - IV 01-01-1970 03:00 İbret Alınsaydı-III 01-01-1970 03:00 Ve Aleykümselam 01-01-1970 03:00 İbret Alınsaydı- II 01-01-1970 03:00 İbret Alınsaydı 01-01-1970 03:00 Kapak 01-01-1970 03:00 Siyah (Kara) Gül 01-01-1970 03:00 Yüzbaşı Şekip Bir Şehidin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Zor Olanı Yapmak (Takdir Edebilmek) 01-01-1970 03:00 Mesele 01-01-1970 03:00 Pazarlıksız Pazarlık 01-01-1970 03:00 Feraset 01-01-1970 03:00 Sudur Türklüğüm 01-01-1970 03:00 Futbol Manifestosu Üzerine 01-01-1970 03:00 Hayatı Yaşarken 01-01-1970 03:00 Ölüm 01-01-1970 03:00 Ortaya karışık 01-01-1970 03:00 Gönül Yarası 01-01-1970 03:00 Efferim Oğlum Ehmet Saha da Prafo 01-01-1970 03:00 Hüma Kuşu 01-01-1970 03:00 Tomurcuklar Çiçek Açtı 01-01-1970 03:00 Kore Gazileri 01-01-1970 03:00 İz Sürmek 01-01-1970 03:00 Sanatçı ve Zanaatkâr 01-01-1970 03:00 Ne Verirsen Elinle 01-01-1970 03:00 Çanakkale 3 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE-2 01-01-1970 03:00 Çanakkale 01-01-1970 03:00 Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı 01-01-1970 03:00 Unutma 01-01-1970 03:00 Demir Kapının Sesi 01-01-1970 03:00 Yazmak Mı Silmek Mi 01-01-1970 03:00 Gözler 01-01-1970 03:00 Atatürk'e ve Cumhuriyete Bağlılığın Yaptırımı Olmaz! 01-01-1970 03:00 Korku 01-01-1970 03:00 Söz Konusu Vatansa 01-01-1970 03:00 Aldatmak... III 01-01-1970 03:00 Aldatmak- II 01-01-1970 03:00 Aldatmak 01-01-1970 03:00 Yılbaşı-Noel- Nardugan 01-01-1970 03:00 Hissetmek... 01-01-1970 03:00 Işığa Tahammül... 01-01-1970 03:00 Halep 01-01-1970 03:00 Yurdum Turan... 01-01-1970 03:00 Anlamazlar Sizi... 01-01-1970 03:00 Düne Nazire - V 01-01-1970 03:00 Düne Nazire- IV 01-01-1970 03:00 Düne Nazire- IV 01-01-1970 03:00 Düne Nazire-III 01-01-1970 03:00 Düne Nazire- II 01-01-1970 03:00 Düne Nazire...- I 01-01-1970 03:00 Halden anlamak 01-01-1970 03:00 Din, Peygamber, Hurafeler- II 01-01-1970 03:00 Din, Peygamberler, Hurafeler- I 01-01-1970 03:00 Din, Peygamberler, Hurafeler- I 01-01-1970 03:00 Yapmayın... II 01-01-1970 03:00 Yapmayın...- I 01-01-1970 03:00 Kahraman Türk Kadınları- IX 01-01-1970 03:00 Kahraman Türk Kadınları -VII 01-01-1970 03:00 Tarihte Kahraman Türk Kadınları - VI 01-01-1970 03:00 Tarihte Kahraman Türk Kadınları - V 01-01-1970 03:00 Tarihte Kahraman Türk Kadınları IV 01-01-1970 03:00 Tarihte Kahraman Türk Kadınları - III 01-01-1970 03:00 Tarihte Kahraman Türk Kadınları- II 01-01-1970 03:00 Tarihte Kahraman Türk Kadınları- I 01-01-1970 03:00 Söz... (Vermek)- V 01-01-1970 03:00 Söz ... (Vermek)-IV 01-01-1970 03:00 Söz....Vermek- III 01-01-1970 03:00 Söz .... Vermek - 2 01-01-1970 03:00 Söz.... (Vermek) - I 01-01-1970 03:00 Hayırsız (Sivri) ada! 01-01-1970 03:00 Kediler ve Gaddar 01-01-1970 03:00 Ortaya Karışık - Daldan Dala 01-01-1970 03:00 Büyüğü Alana Küçüğü Eşantiyon 01-01-1970 03:00 Gel Bakalım Devletin Babası-II 01-01-1970 03:00 Gel Bakalım Devletin Babası- I 01-01-1970 03:00 Bayrama Dair... 01-01-1970 03:00 Şakga Yaptık... 01-01-1970 03:00 Hadee Canım!!! 01-01-1970 03:00 Dedem Atlas 01-01-1970 03:00 Var Ya... (Varya) 01-01-1970 03:00 Emekli... 01-01-1970 03:00 Sevda... 01-01-1970 03:00 Peynir Heç'e Çıktı 01-01-1970 03:00 Zümrüd-ü Anka - II 01-01-1970 03:00 Simurg (Zümrüd ü Anka)- I 01-01-1970 03:00 90 Lira Bindi (Taksi)-10 Lira İndi (Simit) 01-01-1970 03:00 Asker- Saf Anadolu Çocuğu 01-01-1970 03:00 Şehit... 01-01-1970 03:00 Kutsim kızıl saçlım-4 01-01-1970 03:00 Kutsi – Kızıl saçlım 3 01-01-1970 03:00 Kutsi – Kızıl saçlım 2 01-01-1970 03:00 Kutsi...Kızıl saçlım 01-01-1970 03:00 Saatler dursa da akan zaman… 01-01-1970 03:00 Ekşi her zaman ekşi değildir. Bazı ekşiler tatlıdır hıdır ekşi gibi 01-01-1970 03:00 Pamuk tarlaları beyazın lekeleri 01-01-1970 03:00 Orada bir köy var mıymış uzakta? 01-01-1970 03:00 Futbol üzerine – Topumuzu kessinler mi? 3 01-01-1970 03:00 Futbol üzerine – Topumuzu kessinler mi?- 2 01-01-1970 03:00 Futbol üzerine – Topumuzu kessinler mi? 01-01-1970 03:00 Anne, melekler neden beyaz? 01-01-1970 03:00 Nostalji sendromu 01-01-1970 03:00 YETER – YAHU 01-01-1970 03:00 Yas’ın Gölgesinde Cumhuriyet-III 01-01-1970 03:00 Yas’ın Gölgesinde Cumhuriyet- II 01-01-1970 03:00 Yas’ın Gölgesinde Cumhuriyet- I 01-01-1970 03:00 Savaşta çocuk olmak 01-01-1970 03:00 Emeğim 01-01-1970 03:00 Türk – Osmanlı –II 01-01-1970 03:00 Türk – Osmanlı 01-01-1970 03:00 HİLAL VE YILDIZ 01-01-1970 03:00 Onbeşinci gün 01-01-1970 03:00 Ağustos – Zaferler ayı 01-01-1970 03:00 Diken ve gül 01-01-1970 03:00 Ayıyla sohbet 01-01-1970 03:00 Neden ben? 01-01-1970 03:00 Kırk birinci 01-01-1970 03:00 BORDO BEYAZ 01-01-1970 03:00 Kurban 01-01-1970 03:00 Sevdalar; mektuplar, güller 01-01-1970 03:00 Çelik Kaleler 01-01-1970 03:00 Tebessüm 01-01-1970 03:00 Güzel görebilmek 01-01-1970 03:00 Bir şehir ki -III 01-01-1970 03:00 Tıpşor... 01-01-1970 03:00 Kanatsız Melekler 01-01-1970 03:00 Neyiz… Bilinsin! 01-01-1970 03:00 İnsan ve sevgi 01-01-1970 03:00 BUGÜN BAYRAM GÜNÜ DERLER... 01-01-1970 03:00 On Bir Ayın Sultanı – 4 01-01-1970 03:00 On bir ayın sultanı – 3 01-01-1970 03:00 On Bir Ayın Sultanı – 2 01-01-1970 03:00 On Bir Ayın Sultanı – 1 01-01-1970 03:00 Topun sahabı benim – 3 01-01-1970 03:00 Topun sahabı benim – 2 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetin aydınlık yüzü; Prof. Dr. Naci Görür 01-01-1970 03:00 Cemre bu sefer insanlığa düşsün! 01-01-1970 03:00 Topun sahabı benim – 1 01-01-1970 03:00 Gitti canımın cananı 01-01-1970 03:00 İmdaaat… 01-01-1970 03:00 Sonsuzluğa mektup 01-01-1970 03:00 KİMSİN? YA SEN KİMSİN? 01-01-1970 03:00 Özlenen 01-01-1970 03:00 Bir şehir ki… 01-01-1970 03:00 Kırmızı gül her dem olmaz 01-01-1970 03:00 Büyük Abe (Selahattin’in Sıçanları) 01-01-1970 03:00 HARBİYELİ 01-01-1970 03:00