Rönesans’ın önemli figürlerinden önemli bir devlet adamı, strateji uzmanı, Machivelli diyor ki “İnsanlar öyle saf ve zayıftır ki aldatmak isteyen zekâsı çerçevesinde dilediği kadar ahmağı bulabilir, yeter ki dini kullanmayı ihmal etmesin.’’
Bir ülkede Anayasa arafta, ekonomi bozuk, sosyal düzen yerlerdeyse buna eklenecek demografik yapının bozulması ile o Devletin ve Milletin sonu gelmiş demektir.
Ülkemiz düzensiz göçmen kampı olmaya devam mı ediyor, önce peşmergelerin (1991 yılında 650.000 kişi) sonra Suriyelilerin (Resmi kayıtlara göre 4- 5 Milyon kişi ancak iddia 8 Milyon kişi) arkasından Afganlıların (Resmi kayıtlar 300.000 kişi ama yine iddialara göre 1.6 milyon civarı) gelmesinden sonra şimdide anlaşılmaz bir sebeple Ruandalıların ülkemize gelebilme yollarının kapılarının açılması çok ilginç değilmi?
Nedir bu Ruanda meselesi bir bakalım bundan on gün kadar önce İngiltere başbakanı Sunak’ın yaptığı bir açıklamada ülkedeki düzensiz göçmenleri Ruanda ya göndereceklerini söylüyor ve o ülkeye 120 milyon sterlin destekte bulunacağını belirtiyor.
İngiltere 10.000 kilometre uzaklıktaki bir ülkeyle böyle bir anlaşma yaptığı göçmen sorununu başka ülkelerin üzerine yıkma açısından eleştirilirken, bu açıklamanın akabinde Türkiye ile Ruanda arasında Turizm anlaşması yapılıyor.
İngilizler daha önce Man adaları, Cebelitarık, Gana ve Arnavutluk ile göçmen gönderme konusunda anlaşmada başarısız olmuş ancak Ruanda ve Uganda ile 2017 de anlaşmaya muvaffak olmuştur.
Ruanda kişi başına milli geliri 823 dolar olan on iki milyon nüfuslu sanayisi olmayan Afrikanın ortasında dağlık bir bölge kendini bile zor doyurabilecek kadar tarımla uğraşan asayişi sorunlu fakir bir ülke.
Türkiyenin dışardan sıcak para toplama çabası sırasında İngiltere’ye Maliye bakanı olarak sık sık gidip gelen Sayın Mehmet Şimşek bu işin neresinde,İngiltere’nin bu açıklamasından birkaç gün sonra yapılan bu anlaşma sadece tesadüfmü?
02.06.2024 tarihinde Türkiyeye 66 uçak dolusu Ruandalı turistin geleceği yönündeki haberlerin gazetemizin dağıtıma geçtiği günde aslında görmüş olacağız umarım yalan haber diye güler geçeriz şayet doğru olursa işte bir kez daha çanlar kimin için çalıyor filmini tekrar izleyeceğiz.
Bu ülkenin yeni bir düzensiz göç dalgasını kaldırabilecek ne maddi nede manevi gücü yok, bizimde hangi şartlar altında bu yapılacak olursa olsun tahammülümüz yok ekonomik sorunlar ülkenin sadece bu gününü değil yarınını da tehlikeye atıyor.
Osmanlının yıkılışındaki en büyük etkenlerinden birisi olarak gösterilen nüfus azlığı yarın bizimde kapımızı çalacak, genç nüfus her gün biraz daha azalıyor ülkenin geleceği olacak gençlik azalıyor ailelerin buna en büyük sebep olarak gördüğü ekonomik nedenler, üç beş çocuk yapın demek kolay ancak bu çocukların geleceği için hiç kimsenin bir şey yaptığı yok yapın demekle bitmiyor mesele.
Ancak düzensiz göçle ülkemize gelenler yedi veren çiçekleri nerdeyse biyolojik kuralları bozacak şekilde çoğalıyor, burada kesinlikle yabancı düşmanlığı yapmak gibi bir niyetim yok her Türk vatandaşı gibi bende devletimi, milletimi, ailemi ve bunların geleceğini düşünmek ve dile getirmek mecburiyetindeyim çünkü sığınmacı adı altında gelenlerin gitme, getirenlerinde gönderme gibi bir niyetleri yok ve milletin aşından işinden pay alıyorlar.
Ensar muhacir kasveti altında muhafaza müdafaa zamanı doldu, korkarım ki şimdiki göçmenleri artık turist adı altında alacaklar.
Yakın zamanda “Öz yurdunda yetimsin, öz vatanında parya” konumuna geleceğiz. Ülkenin yöneticileri sehven yaptığını düşündüğü bu hazin durumu yeniden gözden geçirmeli alacakları karar ve tedbirleri buna göre ayarlamalıdır.
Harput gazetemizin değerli okurlarına Selam ve saygılarımla…