Harput Gazetemizin değerli okuyucuları;
İran2009’dan beri çeşitli sebeplerle hayata geçirilen protestoların en geniş çaplı ve yüksek dozajını yaşıyor,1979 İslam Devrimi'nden bu yana karşılaştığı en derin ve en şiddetli toplumsal huzursuzluk dalgalarından birinin kaos çemberinde. 2025'in son günlerinde başlayan ve 2026 Ocak ayı itibarıyla zirveye ulaşan bu süreç, ülkeyi hem ekonomik hem de siyasi bir yol ayrımına getirmiş durumda.
İran'daki durumu üç ana başlıkta şöyle özetleyebiliriz:
1. Olaylar Nasıl Başladı ve Gelişti?
Ekonomik Tetikleyici: Olaylar, 28 Aralık 2025'te Tahran Büyük Çarşı esnafının, yerel para birimi riyalin aşırı değer kaybı ve %60’lara ulaşan enflasyona karşı başlattığı grevle fitillendi.
Askeri ve Dış Etkenler: Haziran 2025'te İsrail ile yaşanan doğrudan çatışmalar ve nükleer tesislere düzenlenen saldırılar, ekonomiyi felç ederek halktaki "güvenlik" ve "refah" algısını yerle bir etti.
Siyasi İsyan: Başlangıçta hayat pahalılığına tepki olarak başlayan gösteriler, günler içinde doğrudan dini lider Ali Hamaney'i ve mevcut sistemi hedef alan siyasi bir isyana dönüştü. "Diktatöre ölüm" sloganları 20'den fazla büyük şehirde yankılanmaya başladı.
2. Şu Anki Durum (Ocak 2026)
Ağır Bilanço: İnsan hakları örgütleri (HRANA vb.), son birkaç haftada hayatını kaybedenlerin sayısının 3.000'i aştığını, gözaltına alınanların ise 22.000'den fazla olduğunu bildiriyor. Hatta bazı uluslararası kaynaklarda can kaybı tahminleri çok daha yüksek rakamlarla ifade ediliyor.
İnternet ve İletişim: Rejim, olayların yayılmasını engellemek için ülke genelinde sık sık internet kesintilerine ve "dijital karartmaya" başvuruyor. Ancak bugün (17 Ocak) itibarıyla internetin kademeli olarak açılmaya başladığına dair bilgiler geliyor.
Dış Baskı: ABD (Donald Trump yönetimi) protestoculara destek verirken, İran yönetimini sert askeri önlemlerle tehdit ediyor. Bölgede askeri hareketlilik devam ediyor.
3. Sonuçlar Ne Olabilir? (Olası Senaryolar)
Uzmanlar 2026 yılı için üç temel senaryo üzerinde duruyor:
Statükonun Sertleşmesi: Devrim Muhafızları'nın tam kontrolü ele alarak isyanı tamamen bastırması ve ülkenin dış dünyaya kapalı, daha baskıcı bir "güvenlik devleti" haline gelmesi.
Kontrollü Reform: Mesud Pezeşkiyan gibi isimlerin öncülüğünde, halkın öfkesini dindirmek için sosyal kısıtlamaların gevşetilmesi ve Batı ile yeni bir ekonomik müzakere sürecinin başlaması.
Sistem Çöküşü: Protestoların bir liderlik kazanması ve güvenlik güçleri içinde kopmalar yaşanması durumunda, mevcut rejimin yapısında köklü ve geri dönülemez değişimlerin tetiklenmesi.
Şu an için belirsizlik hâkim olsa da İran toplumunun artık sadece ekonomik iyileşme değil, yapısal bir özgürlük ve değişim talep ettiği net bir şekilde görülüyor.
Bu konuyla ilgili özellikle ekonomik etkiler veya Türkiye'ye olası yansımaları ne olabilir diye bakacak olursak;
İran'daki bu derin krizin hem bölge hem de Türkiye üzerindeki etkileri, Ocak 2026 itibarıyla oldukça kritik bir boyuta ulaştı. Olayların ekonomik boyutu ve Türkiye'ye yansımalarını şu başlıklarla detaylandırabiliriz:
1. İran Ekonomisindeki Tam Çöküş
İran ekonomisi şu an "serbest düşüş" evresinde. Para Biriminin Sonu: İran riyali dolar karşısında tarihi bir değer kaybı yaşayarak 1,4 milyon seviyesini aştı. Bu durum, halkın alım gücünü tamamen bitirmiş durumda.
2. Türkiye İçin Riskler ve Yansımalar
İran'daki yangın, Türkiye için hem güvenlik hem de ekonomi açısından doğrudan riskler barındırıyor:
Yeni Bir Göç Dalgası: Ocak ayı ortası itibarıyla Van/Kapıköy sınır kapısından Türkiye'ye giriş yapan İranlı sayısında ciddi bir artış gözlemleniyor. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 15 Ocak'ta yaptığı açıklamada sınırdaki güvenlik önlemlerinin en üst seviyeye çıkarıldığını duyurdu. İran'daki olası bir rejim sarsıntısı, Suriye'yi dahi gölgede bırakabilecek kitlesel bir göç hareketini tetikleyebilir.
Enerji Arz Güvenliği: Türkiye'nin İran ile olan 25 yıllık doğalgaz anlaşması Temmuz 2026'da sona eriyor. Mevcut karmaşa, bu kritik anlaşmanın yenilenmesini imkânsız kılabilir veya sevkiyatta teknik/siyasi kesintilere yol açabilir. Bu da Türkiye'nin enerji maliyetlerini (LNG gibi daha pahalı alternatiflere yönelerek) artırabilir.
Ticaret ve Lojistik: Türkiye'nin Orta Asya'ya açılan önemli ticaret güzergahları İran üzerinden geçiyor. İç karışıklıklar nedeniyle tır trafiğinin durması veya güvensizleşmesi, Türkiye'nin ihracat lojistiğini olumsuz etkiliyor.
Bölgesel Güvenlik: İran'daki otorite boşluğu, Irak ve Suriye'deki milis grupların (Haşdi Şabi, Pejak gibi) kontrolsüz kalmasına ve Türkiye'nin güney sınırlarında yeni güvenlik tehditlerinin oluşmasına neden olabilir.
3. Küresel Etki: Petrol Fiyatları
Ocak 2026 itibarıyla, ABD'nin (Trump yönetimi) İran'a karşı "sert müdahale" imaları petrol piyasalarını tetikledi. Olası bir askeri müdahale veya Hürmüz Boğazı'nın kapanması riski, küresel petrol fiyatlarını hızla yukarı çekebilir; bu da Türkiye'de akaryakıt zamları olarak hissedilecektir.
Özetle: Türkiye şu an sınır hattında "teyakkuz" durumunda. İran'daki olaylar sadece bir iç mesele değil; Türkiye için enerji, göç ve sınır güvenliği demek.
Durdurulamayan Enflasyon: Resmî rakamlar %40-50 arasını gösterse de halkın günlük hayatta hissettiği gerçek enflasyonun çok daha yüksek olduğu biliniyor.
Grevlerin Gücü: Tahran Büyük Çarşı esnafının başlattığı grevler, ekonominin kalbi olan ticaret ağını durdurdu. Esnaf, fiyat belirleyemediği için mal satmayı bıraktı.
İran'daki yangın, Türkiye için hem güvenlik hem de ekonomi açısından doğrudan riskler barındırıyor:
Türkiye sınırlarında yeni güvenlik tehditlerinin oluşmasına neden olabilir, yukarıda belirttiğim gibi oluşacak göç dalgası ne Irak peşmergene deSuriye göçüne benzemeyecektir.
Tebriz merkezli kuzey İran ya da başka bir deyişle güney Azerbaycan lı soydaşlarımızın sayısı 40 Milyondan fazla tabii kapımızı ve yüreklerimizi açmak zorunda kalacağız bu da ülkeye nasıl bir yük getirecek hesaplamak bile mümkün değil.
Satır aralarında belirtmek isterinki her ne kadar Pehlevi ailesi sahneye sürülerek oyun oynanıyorsa da İran Türklerinden aldığım bir bilgiye göre Almanya’da yaşayan ‘’Mücahit’’ isimli şahıs eğer rejim yıkılırsa İran’ın başına getirilmesi istenen kişi olacak, yine İranlı kardeşlerimizden aldığım bilgiye istinaden söylüyorum bu şahıs için çok tehlikeli yıkılacak rejimi aratacak biri olarak tanımlanıyor. Buda bana Irak, Libya ve Suriye’nin geldiği durumu hatırlatıyor.
Olayların başlangıcında sahneye çıkıp müdahale sinyalleri veren ABD, olayların üzerinden bir hafta geçmesinin ardından ne hikmetse sert çıkışını yumuşatmış, İran’ın kendisine verdiği sözlerden bahsetmeye başlamıştır.
Gazetemizin siz saygıdeğer okurlarına Selam ve Saygılarımla.