Anayasa, bir ülkenin hukuku başta olmak üzere pek çok alandaki işleyişini belirleyen temel kurallardır. Ülkemizde bugüne kadar 4 farklı anayasa uygulandı ve bu anayasalar üzerinde pek çok değişiklik yapıldı. Ancak bugün yürürlükte olan 1982 anayasasının ilk dört maddesi değiştirilemez ve hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Peki diğer maddeler değil de neden anayasanın ilk dört maddesi değiştirilemez?
Pek çok kişiye ve hukukçuların büyük bir bölümüne göre anayasanın ilk dört maddesi demek, nice zorluklarla var ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temelleri demektir. Bazıları ise bu maddeleri yalnızca kâğıt üstünde yapılacak bir değişiklik gibi görüyor. Elbette konu hakkında pek çok farklı görüş var ancak biz bunları hukukçuların uzmanlığına bırakalım ve anayasanın ilk dört maddesi nedir, neden değiştirilemez bunu görelim.
Birinci madde Devletimizin Türk devleti ve idaresinin Cumhuriyet olduğunu vurgular.
İkinci maddesi toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğunu açıkça belirtir.
Üçüncü maddede Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı’dır, Başkenti Ankara’’dır der.
Şimdi gelelim soğuk su kurnazlarının bunlarla sorunumuz yok dördüncü maddeyi değiştirelim dedikleri maddeye, Anayasamızın dördüncü bizim de asla dokundurmayız dediğimiz madde ilk üç maddenin korunma zırhıdır, bunu kaldırmak Türkiye Cumhuriyetinin surlarını yıkmak her türlü işgale açık kapı bulundurmaktır.
Bir devlet kurulduğunda elbette o devleti canla başla işgalcilere karşı savunmuş, kan dökmüş insanların ve kanun koyucuların o devletin korunaklı kalması için elbette radikal kanunlar koymak mecburiyetindedir.
Bir meczup parti liderinin ortaya attığı konu hakikaten bu milleti ne kadar saf veya aptal gördüğüne işarettir.
Bir meczup parti liderinin ortaya attığı konu hakikaten bu milleti ne kadar saf veya aptal gördüğüne işarettir. Düzeltiyorum bu şahıs meczup değil aslında senaryonun son derece düşük roldeki bir piyonu.
Son zamanlarda dikkat ettiyseniz ülkeler arası savaşlarda velayet çatışmaları sürdüğü gibi içimizdeki yılanlarda bu statüde çalışıyor, iç veya dış güdümlü güçler velayet memurlarını direk ortaya atamadıkları konularda devreye sokup kullanıyorlar, milletin nabzını bu şekilde yoklamaya çalışanlar gelecek tepkilerin boyutuna göre yeni müdahale programlarını hazırlıyorlar.
Ancak akıllarından çıkardıkları bir durum var ki hayat şartları ve siyasi akımlar içerisinde ne kadar uyuşuk, sessiz, kayıtsız dursa da
Bu millet yeri zamanı geldiğinde yüz yıl önceki gibi ayağa kalkarak Türk ve Türk devleti düşmanlarına gerekli tokadı atar atacaktır, burada önemli olan ne kadar erken titreyip kendine dönerse oynanan senaryoyu erken fark ederse bir o kadar bu ihanet çevrelerine erkenden dersini vermiş olur.
Kimin uşağı olduğunu, kimlerin ağzı ile konuşup emellerini dile getirdiğini bildiğimiz sözde başkan haddini bil Anayasamızın üç maddesini de onların koruma zırhı olan maddeye de Türk milleti olarak dokundurmayız. NE MUTLU BU ÜLKEDE TÜRKÜM DİYENE, DİYEBİLENE. Harput gazetemizin değerli okuyucularına selam, saygı ve muhabbetlerimle.