Harput gazetemizin kıymetli okuyucularına selamlarımla, Öncelikle belirtmem gerekiyor ki bu bir bayram değildir bir milletin düşürülmek istenen tuzaktan Milletine aşık vatanını seven bir kesimin başlattığı kimliğini hatırlatma vakasıdır.
İkinci dünya savaşının başlaması ile bitişi arasında başarıya ulaşmak üzere görünen devletler arasında yalpalayan hükümete bu milletin kim olduğunu hatırlatma olayıdır.
Bilinmektedir ki Türk devleti olarak kurulan Selçuklular zamanla asimile olarak Farslaşmış yıkılmaya mahkûm olmuştur Yine bir Türk devleti olarak kurulan Osmanlı devleti zamanla Araplaşarak devlet yapısından çıkıp yıkılmıştır, iç Anadolu’ya sıkıştırılan Osmanlıdan hürriyetin en son alan millet olarak Türkler Mustafa kemal ATATÜRK önderliğinde kurtuluş mücadelesi vererek genç Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuştur.
Türk milliyetçilerinin TÜRKÇÜLÜK- TURANCILIK olarak adlandırdığı 3 Mayıs 1944 olayları, Türk siyasi tarihinde "Irkçılık-Turancılık Davası" olarak bilinen sürecin başlangıcı ve Türkçülük hareketinin dönüm noktalarından biridir. Bu tarih, günümüzde de "Türkçülük Günü" olarak anılmaktadır.
1942 yılında Başbakan Şükrü Saraçoğlu’nun mecliste yaptığı konuşma Hüseyin Nihal Atsızı harekete geçirmiş ülkedeki Kominizim çalışmaları ve propagandası hakkında isim vermeden faaliyetleri belirterek gerekli önlemlerin alınması konusunda ihtarları belirten mektuplarını dile getirmiş ikinci mektupta kişileri açık açık belirtmiştir.
Olaylar, Hüseyin Nihal Atsız’ın dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’e hitaben Orhun dergisinde yazdığı iki açık mektup ile fitillenmiştir. Atsız, bu mektuplarda devlet kadrolarına ve eğitim sistemine komünist sızmalar olduğunu iddia etmiş ve yazar Sabahattin Ali’yi "vatan haini" olarak nitelendirmiştir.
Bunun üzerine Hasan Ali yücelin kışkırtmaları ile Sabahattin Ali, Atsız’a hakaret davası açmıştır. Davanın 3 Mayıs 1944’teki ikinci duruşması için Ankara’da toplanan binlerce milliyetçi genç, Atsız’a destek vermek ve komünizmi protesto etmek amacıyla büyük bir gösteri düzenlemiştir.
Ankara Adliyesi’nden Ulus Meydanı’na ve Başbakanlık binasına kadar uzanan bu yürüyüş, tek parti döneminde hükümetin izni dışında gerçekleşen ilk büyük halk hareketlerinden biri kabul edilir. Emniyet güçleri gösterilere sert müdahale etmiş, 165 kişi gözaltına alınmıştır.
Hüseyin Nihal Atsız, hakaret davasından 4 ay hapis cezası alıp cezası tecil edilmesine rağmen, Hükümet efradına cumhuriyetin ilk Nümayişi etkili bir korku vermiş (Kürşad’ın Çin sarayına saldığı korku andıran bu Türklük başkaldırısı sebebi ile) duruşma çıkışında ve kaldığı otelde arkadaşlarıyla birlikte "hükümet darbesine teşebbüs" ve "gizli cemiyet kurma" suçlamalarıyla tutuklanmıştır.
TÜRKLÜK-TURANCILIK,"Irkçılık-Turancılık Davası" kapsamında 23 kişi İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanmıştır. Tutuklanan ve yargılanan çoğu birbirini hiç görmemiş bazıları sadece mektup arkadaşı bazı önemli isimler şunlardır:
Hüseyin Nihal Atsız: Yazar ve düşünür, Zeki Velidi Togan: Ünlü tarihçi ve profesör. Alparslan Türkeş: O dönemde bir üsteğmen. Nejdet Sançar: Atsız'ın kardeşi ve edebiyat öğretmeni. Reha Oğuz Türkkan: Hukukçu ve yazar. FethiTevetoğlu: Üsteğmen Doktor ve yazar. Orhan Şaik Gökyay: Şair ve edebiyat tarihçisi.
Ve toplamda 23 kişi olan Sanıklar, İstanbul’da bulunan Sansaryan Han’da (Emniyet Müdürlüğü) ve Tophane’deki askeri cezaevinde tutulmuşlardır. Bu süreçte sanıkların, "tabutluk" adı verilen, sadece bir insanın ayakta durabileceği kadar dar, tepesinde yüksek voltajlı lambaların yandığı hücrelerde işkence gördükleri bizzat sanıklar tarafından mahkeme kayıtlarında ve hatıralarında dile getirilmiştir.
7 Eylül 1944'te başlayan yargılamalar sonucunda Atsız 6,5 yıl, Zeki Velidi Togan 10 yıl gibi ağır hapis cezalarına çarptırılmışlardır. Ancak Askeri Yargıtay bu kararları bozmuş, 31 Mart 1947’de sonuçlanan ikinci yargılamada tüm sanıklar beraat etmiştir. Mahkeme, 3 Mayıs gösterilerinin "milli bir ideolojinin dışa vurumu" olduğuna ve bir suç teşkil etmediğine hükmetmiştir.
Nihayetinde Türk Milliyetçileri bu devlet ve Milleti üzerinde her türlü oyunu bozmaya hazır olduğunu göstermiş uyuyanlara unutmayın Türk uyursa ölür, ama bu ruhla Türk milleti ilelebet kalacaktır mesajı vermiştir. Mayısın kahramanlarını Rahmet ve minnetle anıyoruz.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE, DİYEBİLENE
Selam ve saygılarımla