Harput gazetemizin değerli okuyucuları; geçen hafta köşemizde Lübnan ve Hizbullahı konu alan bir yazı kaleme almıştım, bu haftada konuyla alakalı bir sohbet edeceğiz.
Hizbullah liderinin öldürülmesi ile örgütün başına gelecek en büyük adayı zikretmiştim (Haşim Şafiiddin) Şia da önemli olan cenazenin yedinci gününün akabinde belirlenmesi gereken liderin güvenlik nedeni ile isminin açıklanması tehir edildi.
Bu esnada İsrail ne yağıyor durmak yok devam diyor BM dahil bütün dünya seyrederken büyük İsrail diyebileceğimiz ABD bunu sadece İsrail’in meşru savunması olarak değerlendiriyor her türlü desteğe devam edeceğini belirtiyor.
İsrail in F.K.Ö., Hamas, Hizbullah gibi uluslararası platformlarda tanınmamış hatta terör örgütü diye lanse edilen İran destekli velayet gruplardan kendisine tehdidi öne sürerek meşru hak iddiasıyla vurmaya devam ediyor, Hamas la başlayan Hizbullah la devam eden, Gazze’yi Lübnan’ı Beyrut’u vurarak, Ortadoğu’da ateş çemberini genişleterek insanları değil insanlığı katlederek kan gölüne çeviren Netanyahu en son Suriye’de Şam’ı hedef aldı.
Kilometre bazında bu çatışma sınırlarımıza adım adım yaklaşmaktadır.
İsrail’in Suriye’yi vurması ile bizim sınırlarımızda ciddi bir risk altına girmiştir bunun üzerine sınırlarımızdaki hava savunma tertibatının alınması mecburiyet ve elzemdir.
İsrail Amerika dahil birçok Avrupa ülkesinin içindeki bir Siyonist yapı oluşturmuş ve bu ülkelere istediğini yaptırma gücüne sahip olmuştur bu devletlerde gerek dini bağlarının gerekse ekonomik çıkmazlara girmemek için emre riayeti görev saymaktadır.
Evet İsrail az nüfuslu ve küçük bir devlet olarak görülmüştür ama Siyonistler bunu çok iyi kullanmış 1967 itibaren bu maske arkasında gücüne güç katmıştır
Siyonistler, Hannah’taki Filistin merkezli İbrani tarihini, Yahudi teolojisinde vaat edilmiş topraklara dair tüm dini hususları ve Yahudi halkının bu bağlamdaki dini duygularını ön plana çıkararak eylem ve söylemlerini bu minval üzerine şekillendirmişlerdir.
Bu kurgunun senkretik olmasının nedeni, Siyonistlerin siyasi ve seküler argümanlarla bunlarla tam bir zıtlık hâlinde olan “vaat edilmiş topraklar, seçilmişlik ve Mesih inancı” gibi Yahudiliğin pür dini öğretilerinin harmanlanmasıdır.
Yahudi dininin temel doktrinlerinden biri olan Eretzİsrael, bir başka ifadeyle vaat edilmiş topraklar doktrinine sımsıkı tutunmuş ve Filistin’in Yahudi ırkına Tanrı tarafından sonsuza kadar verilmiş olduğunu iddia etmiştir.
Birleşmiş Milletler genel sekreterini İstenmeyen adam ilan ederek İsrail’e girmesini yasaklaması ’da tam bir akıl tutulması, Arz-ı Mev’ud hedefine ulaşmak için önüne çıkacak her engeli yıkıp dağıtmaya emin adımlarla ilerliyor.
Buna çanak tutan destek olan sözde Müslüman aslında riyakâr devletlere İsrail ile beraber lanet olsun diyoruz.
Selam ve saygılarımla.
