https://www.elazigharputgazetesi.com/files/uploads/user/8de95d6a6ba0ca6c1eec90297345e0a6-31b418c496bdf7a5f1a9.png
VAHİT DABAK

3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ

02-05-2023 21:53 2008 kez okundu.

3 Mayıs Türk Milliyetçiliği ülküsüne, Türklük düşüncesine Türkiye Cumhuriyeti rejimini yıkmaya ve Atatürk düşmanlarına karşı her cephede yapılan bir mücadeledir, bedel ödeyerek bu idaelleri zinde ve ayakta tutma hareketidir, bu hareketi geleceğe taşıma kapısıdır.
3 Mayısın baş kahramanı Hüseyin Nihal ATSIZ ve onun birbirinden değerli vatansever dava arkadaşlarıdır.
H. Nihal ATSIZ’ı anlatırken üç önemli özelliğini belirtmek gerekiyor. Atsız her şeyden önce bir mücadele insanıdır, yaşamı boyunca verdiği mücadele onun ne denli bir savaşçı bir insan olduğunun kanıtıdır.  
3 Mayıs 1944’te Ankara’da yaşanan olaylar, sebepleri, sonuçları ve etkileri açısından Türk milliyetçiliği tarihinin en önemli dönem noktalarından biridir. Çünkü olaylar sadece Adliye binası ve Anafartalar caddesiyle sınırlı kalmadı. “Millî Şef” sıfatıyla bütün yürütme yetkilerini elinde bulunduran dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, olayların arkasında, bunları düzenleyen tehlikeli bir grubun bulunduğuna kesin olarak inanıyordu. Bu gruptakilerin vatanseverlik görüntüsü altında “Irkçı-Turancı” görüşleri yaymaya çalıştıklarını, bunun millî güvenliğimizi ve dış ilişkilerimizi tehdit anlamına geldiğini öne sürerek, yetkililere faillerinin derhal ortaya çıkarılması talimatını verdi; çeşitli mesleklerden onlarca aydın ve üniversite öğrencisi gözaltına alınıp soruşturma başlatıldı. 
İnönü ve hükümet yetkilileri bu olayların baş sorumlusunun Nihal Atsız olduğuna inanıyorlardı,1 Ekim 1943’te Orhun dergisini on yıl aradan sonra yeniden çıkarmaya başladı. Derginin Mart sayısında Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na hitaben yazdığı “açık mektup”, kamuoyunda geniş yankı buldu. Atsız Beğ mektubunda birkaç örnek vererek, komünistlerin ülke genelinde yoğun şekilde çalıştıklarını, devlet kadrolarına yerleştiklerini anlatıyor, zaman geçirmeden önlem alınmasını istiyordu. Bu arada Saraçoğlu’nun 1942 yılında Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmasındaki“Türk’üz, Türkçüyüz, Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük kan meselesi olduğu kadar vicdan ve kültür meselesidir” cümlelerine de yer vererek, bu ifadenin gereğinin yapılmasını hatırlatıyordu. 
Atsız Beğ, Nisan sayısında yeni bir mektup daha yazdı. Bu defa çok sayıda isme yer veriyor, komünistlerin özellikle üniversiteleri, okulları ve Maarif Bakanlığı’nı hedef aldıklarını, bakan Hasan Ali Yücel’in bu girişimlere göz yumduğunu, ifade ediyordu. Sıkı yönetim komutanlığı 6 Nisan’da dergiyi kapattı. 
Atsız Beğ ertesi gün çalıştığı okula gittiğinde işine son verildiğini öğrenir. Artık onun için zor bir dönem başlamıştır. Mektupta adı geçenlerden Sabahattin Ali, Hükümet’in yayın organı Ulus Gazetesi başyazarı Falih Rıfkı Atay ve Hasan Ali Yücel‘in kışkırtması üzerine hakaret davası açar.26 Nisan’da Ankara Adliyesi’ndeki ilk duruşmada büyük izdiham yaşanır. Milliyetçi gençler Atsız’a destek için gelmişler, salonu ve koridorları doldurmuşlardır. Atsız’ın çıkışları, Türk toplumundaki millî duyguları, Sovyet-Rus emperyalizminin ideolojik silahı olan komünizme duyulan tepkileri görünür hale getirmiştir.
3 Mayıs’taki duruşmaya izleyici alınmaz ve karar açıklanır. Nihal Atsız’a verilen 6 ay hapis cezası 4aya indirilmiş, infazı ertelenmiştir. Adliye çevresinde toplanan binlerce üniversite öğrencisi karara büyük tepki göstererek Ulus Meydanı’nda toplanırlar. Komünizm aleyhinde sloganlar atılır, Hükümet istifaya çağrılır. Emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle topluluk dağıtılırken 165 genç tutuklanır. Hakkında erteleme kararı olmasına rağmen Nihal Atsız da gözaltına alınır. Ardından bir iki gün içerisinde onunla bir şekilde ilişkisi bulunan elliden fazla milliyetçi aydın farklı şehirlerden yakalanıp İstanbul’a getirilirler, nezarete alınıp sorgulanırlar.
Sorgulama tarzı ve nezaret ortamı yargılama ve soruşturma tarihimiz açısından bir faciadır, yüz karasıdır.“Tabutluk” adı verilen, bir kişinin zor sığdığı, sıcak, daracık hücrede, tepelerinde 150 mumluk ampul yakılarak aç-susuz günlerce işkence yapılır. Konuldukları suyu akmayan, pislik içerisindeki hücrelerde de benzer ortam vardır. Reha Oğuz Türkkan bu yüzden bir gözünü kaybeder, bazıları hastalanır. 19 Mayıs’ta bayram dolayısıyla stadyumda yaptığı konuşma aslında bir taraftan ilgililere talimat, diğer taraftan Sovyetler Birliği’ne verilen mesaj niteliğindedir. 
İnönü şöyle diyordu: “..Turancılar Türk  milletini bütün komşularıyla onulmaz bir surette derhal düşman yapmak için bir tılsım bulmuşlardır. Bu kadar bilinçsiz ve vicdansız bu bozguncuların yalan dolanlarına Türk milletinin mukadderatını kaptırmamak için elbette Cumhuriyet’in bütün tedbirlerini kullanacağız.” Konuşmasında dış politikaya da değiniyor ve “.. Millî Kurtuluş Savaşı sona erdiğinde tek dostumuz Sovyetlerdi… Türkiye’nin ülke sınırları dışındaki Türkleri birleştirmek gibi amacı yoktur.”Onun bu tarz bir konuşma yapmasının esas nedeni Sovyetlerden korkmasıdır. Çünkü Türkiye, savaşa girmemekle beraber, Almanya’nın 1943 yılına kadar üstün göründüğü, Rus topraklarında ilerlediği dönemde Hitler yönetimiyle ilişkilerini sıcak tutmaya özen göstermişti. Stalingrad’tan sonra dengeler değişip Kızılordu Doğu Avrupa’yı istilaya başlayınca, Stalin’in Türkiye’yi özellikle Boğazlar da hedef almasından endişe ediliyordu. Bir grup Türkçü aydın ezilerek Stalin’e şirinlik mesajı verilmek isteniyordu. 
İsmet İnönü’nün konuşması bir işaret fişeği etkisi yaptı; sanıkların daha mahkeme önüne çıkmadan kesin suçlu sayılmasına yol açtı. sanıkların hükümeti yıkmak amacıyla örgüt kurdukları iddiasıyla sürekli yorumlar yapılıyor, kamuoyu buna inandırılmaya çalışılıyordu. İnönü iktidarı, gençlerin millî duygularını ifadeye çalışmasından ibaret masumane bir gösteriyi, ilk günden başlayarak hükümeti yıkmayı amaçlayan “bir suç örgütünün düzenlemesi” olarak tanımladı. Cumhurbaşkanı’nın, çevresindekilerin ve gazetelerin Türkçülüğü ve bir grup milliyetçi aydını peşinen suçlu ilan etmelerinin devlet bürokrasisindeki ve eğitim kurumlarındaki psikolojik etkileri, yargı kararına rağmen tümüyle giderilemedi. Türk milliyetçiliğine karşı olan kozmopolit liberaller, solcular, etnikçi bölücüler ve siyasal İslamcılar her fırsatta benzer suçlamaları yapmaya, milliyetçileri kamusal alanların dışına itelemeye çalıştılar. 
7 Eylül 1944’te 23 sanık hakkında İstanbul 1 numaralı Sıkı Yönetim Mahkemesi’nde dava açıldı. Nihal Atsız, Prof. Zeki Velidi Togan, Dr. Hasan Ferit Cansever, Alparslan Türkeş, Orhan Şaik Gökyay, Dr.Fethi Tevetoğlu, Hikmet Tanyu, Zeki Sofuoğlu, Reha Oğuz Türkkan, Nejdet Sançar, Hamza Sadi Özbek’in aralarında olduğu sanıkların yargılanması 29 Mart 1945’e kadar sürdü. Ancak Atsız ve arkadaşları fikir ve düşüncelerini mahkeme önünde de sahiplenmeye devam ettiler. Türk dünyasının hayal değil tarihi ve kültürel bir gerçek olduğunu, dolayısıyla dünya Türklüğüyle ilgili gelecek tasavvuru anlamına gelen Turancılığın suç sayılamayacağını, Mahkeme 29 Mart 1945’teki duruşmada kararını açıkladı. 23 sanıktan 13’ü için beraat kararı verilirken Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan, Alparslan Türkeş, Nejdet Sançar, Hasan Ferit Cansever’in aralarında olduğu on kişiye üç ila on yıl arasında değişen cezalar verildi. Gereken itirazlar yapılarak karar Askeri Yargıtay’a  taşındı. 26 Ekim 1945’te kararı görüşen Yüksek Mahkeme konuya, iktidar çevrelerinin etkisi altında kalmadan hukuki açıdan bakarak kararı usulden ve esastan bozdu; tüm sanıkların “derhal” tahliyesine ve davaya 1 numaralı Sıkıyönetim Mahkemesinin değil iki numaralı Mahkemenin bakmasına karar verdi ve ertesi gün tahliyeler yapıldı. 2 numaralı Askeri Mahkeme 31 Mart 1947’de Askeri Yargıtay’ın kararına uyarak tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Böylece tarihimize Atsız’ın ifadesiyle Türk milliyetçiliğinin adı olan “Türkçülüğü” mahkûm etmek anlamına gelecek çirkin bir leke sürme girişimi önlenmiş oldu. 2021 Mart ayı sonunda toplanan Türk Devletleri Konseyi (Keneşi)‘nde alınan kararlar, büyük devlet adamı Nursultan Nazarbayev’in Türk Birliği çağrıları, Mehmetçiğin can Azerbaycan askeriyle omuz omuza Ermeni istilacılara karşı kazandığı zafer, Ziya Gökalp’lerin, Nihal Atsız ve arkadaşlarının, Türkeş ve ülkücülerin görüşlerinin, mücadelelerinin tarihin seyri içerisinde doğru ve haklı olduğunun somut belgeleridir. 

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI CHP DE MUTLAK BULDAN MESELESİ ELAZIĞDA T.D.G.F RÜZGÂRI ÜÇ TARZI SİYASET 3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ İSTANBULDA ÇOK ULUSLU ORDU KARARGAHI KURULMASI NE ANLAMA GELİYOR ABD’NİN ÖZEL TEMSİLCİSİ ATEŞKES İNANDIRICIMI PSİKOLOJİK SAVAŞ SEBATAİZİM, MASONLUK VE SİYONİZM ORTADOĞU CEHENNEMİNDE KATİLLERİN İŞBİRLİĞİ TESLİMİYETMİ MDKD RAPORU BİZE NE ANLATTI ADALET SİYASALLAŞTIMI YENİ NESİL ÇOCUK ÇETELER SURİYEDE SON DURUM İRANDA NELER OLUYOR  ASGARİ ÜCRET NE GETİRDİ UYUŞTURUCU İMAMI AZAM KİMDİ 11.YARGI PAKETİNDE NELER VAR… PAPA 14. LEO GELDİ AKIL BİR ERDEMDİR TRAFİĞİMİZ FELÇ YAŞASIN ATATÜRK, YAŞASIN CUMHURİYET TÜRKÜ SEVMEYENLER ÇÜRÜYORUZ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL KURULUNDA NELER OLDU İSLAM DÜNYASI VE EMEVİLER TERÖRSÜZ TÜRKİYE NE AŞAMADA HABERCİLİK ÜLKE VE ŞEHİR YÖNETİMİNDE SİYASET SİYASETMİ BÖLÜCÜLÜKMÜ BU PUSULA DOĞRUMU HERKES AKILLI OLMALI TALAT PAŞA MECLİSTE HAİNLER VAR 10. YARGI PAKETİ AF MI? ELAZIĞSPOR'A İYİLİK Mİ ETTİNİZ? AKİBET HAYR’MI?                   SİLAH BIRAKMA TUZAK MI? BU İŞ BİTTİMİ 3 MAYIS DEPREMDE AYNI NOKTADAYIZ KİM DUR DİYECEK YİNE SURİYE VE HÂLA SURİYE SİYASET ARAP SAÇINA DÖNDÜ SURİYE ÜZERİNDEN YENİ OYUN MU? ORUÇLU MUYUZ ? TERÖRİSTBAŞI’NIN AÇIKLAMASI İHANET BÜYÜYOR ÇUVALDAKİ BİZ MİYİZ? İNSANLIĞIN KARNESİ HAFTANIN GÜNDEMİ ASGARİ ÜCRET AÇIKLANDI SİZ NEREDEYDİNİZ DERLERSE SURİYENİN GELECEĞİ NASIL OLACAK BİR ZULÜM SAYFASI DAHA KAPANDI CUMHURİYET SONRASI TÜRKİYEM CUMHURİYET SONRASI TÜRKİYEM -2 CUMHURİYET SONRASI TÜRKİYEM UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ SİYASET KARIŞIYOR NE ZAMAN AKILLANACAĞIZ ZİYA GÖKALP'I ANLAMAK Satilik Botnet Service Hizmeti Kirala Seo Hacklink Satiş.... Türkiyede Tek.. İSRAİLİN HEDEFİ LÜBNAN ve HİZBULLAH ANAYASAMIZ NAMUSUMUZDUR MUSTAFA KEMALİN ASKERLERİ SEYYİD İMAMEDDİN NESİMİ DURUN ARTIK ! ENVER PAŞANIN ANISINA KATİL ABD Mİ İSRAİLMİ SESSİZ GÖLGE BASIN VE GAZETECİLİĞİN GÜCÜ EHLİBEYT VE TÜRKLER… SESSİZ GÖLGE SİYASET ADALET KAYYUM İSTİLADA YENİ BOYUTMU? GAKGOŞLAR ŞAMPİYON SAMSUN’DAN ANKARA’YA KANAYAN YARAMIZ EĞİTİM VE CİNAYETLER 3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ BİR GARİP SAVAŞ 31 MART SEÇİMLERİ NE ANLATTI MIZRAK ÇUVALA SIĞMAZ OLDU (SESSİZ GÖLGE) O GÜN ÇANAKKALE GEÇİLEMEDİ KİMLER NASIL ZENGİN OLDU GÖÇMENLER KONUSUNDA GELİŞMELER İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ ORTADOĞU BATAKLIĞINDA İRAN İSVEÇİN NATO KARARI OYLANACAK VE ONAYLANACAK SAĞLIĞIMIZ!!! GÖZYAŞLARIMIZ KANLI MEHMET AKİF’İ ANLAMAK SARIKAMIŞTA DONDUK PENÇE KİLİTDE YANDIK BAŞIMIZ SAĞOLSUN ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMEK DİP NOTLAR… BİR GARİP ŞEHİT TÜRK'ÜN SON BAŞBUĞU CUMHURİYET ERDEMDİR HAÇLI SEFERLERİ VE KUDÜS YÜKÜMÜZ AĞIRLAŞIYOR TÜRK DİLİ 43 YILLIK ELEM SIĞINMACILAR BİR EFSANE TAYFUNSPOR TÜRKLÜK ÖZÜMÜZ (SESSİZ GÖLGE) NEREYE GİDİYORUZ TÜRKİYEDE KÜLTÜR FESTİVALLERİ ADALET… NATO, AB, TÜRKİYE MADIMAK, BAŞBAĞLAR SINAV VE TUNCELİ SEÇİMİN ARDINDAN KERKÜK MENEM KADİM ŞEHİR HARPUT MİLLİ UYANIŞ ERDEMLİ OLMAK DÜŞÜNMEYE DAVET SEÇİMİN AYAK İZLERİ SEÇİMİN AYAK İZLERİ SEÇİMİN AYAK İZLERİ SEÇİMİN AYAK İZLERİ SEÇİMİN AYAK İZLERİ NEVRUZ VE ERGENEKONDAN ÇIKIŞ 12 MART İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ SESSİZ GÖLGE