Bugün yeni bir senenin ikinci günü yani 02 Ocak 2025.
Bu gün köşemi 21 Aralık’ta kaybettiğimiz çok değerli bir yazarımızın, eğitimcimizin ve muhteşem bir şairimizin hayat hikâyesini sizlere anlatabilirsem anlatmaya çalışacağım.
Bu konuğum eğitimci şair ve yazar Osman Baş’tan başkası değildir.
İki insanın kardeş olabilmesi için ille ki aynı anadan aynı babadan olması mı gerekiyor?
Hayır;
Hakiki bir dost, candan bir arkadaş ve koluna girip yürüyebileceği bir kişide kardeş olabilir.
Tıpkı benimle cennetmekân kardeşim Osman Baş gibi…
Biz ana baba ayrı kardeştik o canım kardeşimle.
Osman Baş, bir Elazığ sevdalısıdır. Birkaç defa Uluslar Arası Hazar Şiir Akşamları için şehrimize gelmiş her gelişinde ilimizle ilgili olumlu görüşlerini Genel Yayın Yönetmeni olduğu Kümbet Altında dergisinde dile getirmiştir.
Osman Baş kardeşim bana gönderdiği 24.10 2014 tarihli bir yazıda bakınız neler diyor?
“Sevgili kardeşim;
Elazığ’da bana gösterilen sevgiden ötürü başta sizler olmak üzere bütün hemşerilerime minnet ve şükranlarımı sunuyorum.
Elazığ’a gelişimde bana gösterilen aşırı yakınlığı ömrümce unutamayacağım.
Bir şehir bu kadar mı misafirperver olur?
Bir şehrin insanları bu kadar mı cana yakın olur? Anlatmakta zorlanıyorum. Size ve
Elazığ’a kucak dolusu sevgi ve saygılarımı gönderiyorum” demişti.
İşte dostluk, işte kardeşlik budur.
Biz onun için Osman Baş kardeşime “Ana baba ayrı iki kardeşiz” demiştik.
*
Osman Baş, 1959 yılında Tokat Erbaa ilçesi Tepekışla köyünde dünyaya gelir.
1994 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinden mezun olur.
Ankara Milli Eğitim Müdürlüğünde Maarif Müfettişi olarak görev yapar.
Ömrünü eğitime veren, sayısız öğrenciler yetiştiren onlarca kitap yazan, eser üreten bir eğitim neferi idi Osman Baş.
Bu değerli kardeşimi 21 Aralık 2020’de kaybettik.
Aynı gün eşi Ayşe Hanımefendiyi aradım ulaşamadım bilahare o bana döndü. İki kardeşin kucaklaşması gibi hasret giderdik. Cennet mekân Osman Baş’ı rahmet ve özlemle yâd ettik.
Şuan elimde “Vakit Vuslat Diyor ve Har-ı Bülbül” adında iki muhteşem eseri ile bir nevi onunla hasbihal eder gibiyiz.
İsterseniz onun o muhteşem şiirlerinden bir kaçını sizlere takdim edeyim.
HAR-I BÜLBÜL
Gül bende
Güle gül bende...
Kış gitti, gün önümde,
Bahar kondu yüreğime...
Mevsim çiçek çiçek bahar
Damla damla yağmur,
Masmavi deniz ufkunda güneş
Güneş yanmışlığında Hazar...
Ey! .. Yüreğimin dalgaları
Kaf dağınca sevdalarım
Hasrete vurgun Hazarım...
Bilirim tanırsın beni
Balıklar, martılar kadar
Yakınım sana
Dağlar kadar, Ufuklar kadar,
Ha-ı Bülbül kadar uzağım...
Çıdır düzünü, bir Hazar bilir
Bir de yüreği Hazar olanlar
Çıdır düzünde bir gül esir
Dualar toprak olmuş, tekbir tekbir...
Biliyorum, hiç görmedim seni
Hiç ellerime alıp koklamadım
Hissediyorum, yüreğini okuyor
Feryadını yüreğimde hissediyorum.
Haydi, kalk bülbül konsun dalına
Seni esir aldı sananlar çatlasın
Neyin varsa sal toprağın üstüne
Külekler, Bakü’de yüreklere aparsın.
Bahar ötesi yaz, yaz ötesi Hazar
Hazar’ın yüreğinde Har-ı Bülbül
Hazarda dalga dalga bahar
Arı dalda, dalda bülbül, Har-ı Bülbül...
Fırtınalar esintiye dönende
Damlalar isyan edecek çiseye
Haydi uyan, şafakta düğün olsun
Mehmetçik hazırlık yapıyor sefere
Dik dur vatan toprağında, alnın açık olsun...
Şimdi bahardayım, yolum Şuşa’ya
Çıdır düzünde bülbül olacağım,
Har-ı Bülbül’e konacağım önce,
Düşmana şimşek olup çakacak
Dostun hasretine son vereceğim...
05/05/2004 - Tokat
FİRUZAN...
Şimdi yüreğime karlar yağıyor
Dağ yangınları sönmüyor Firuzan
Gözlerimden kalbime gül akıyor
Kimseye sözüm geçmiyor Firuzan.
Aklın iflas ettiği anlardayım
Vurgun yemiş günün saflarındayım
Akşama yürüyen sevdalardayım
Gecemi, gündüze kardım Firuzan
Seni, sadece seni yaşıyorum
Sensiz, sessizce sana akıyorum
Hala güzel bir rüya yaşıyorum
Seni ne çok seviyorum Firuzan ..
Adına hasret konmuş bir davada
Ağır bir makam, yıldızlar faslında
Adı yangına çıkınca bozkırda
Zincirleri kıramıyor Firuzan
Kime, nerde, neden, nasıl uğrasam
Hangi taşa, saza söze bağlasam
Bu yangını neyle, nasıl dağlasam
Aşkın hasreti bitmiyor Firuzan.
İki gönül ara sıra dillenir
Birkaç söz, iki kelamla delinir
Aklıma düşünce gönül dellenir
Ha deyince birleşmiyor Firuzan
Bu bir aşk hikâyesi, adı hasret
Damla damla ikram edilen kudret
Mutluluk için ödenince diyet
Gözyaşlarım üstün gelir Firuzan
Erenler aşkıyla, aşkım yol bulur
Leylaklar gecelerle yoldaş olur
Biliyorum, sular böyle durulur
Böyle aşka sabır gerek Firuzan.....
14/07/2005 - Tokat
BİR GÜN SANA GELECEĞİM
Bir gün sana geleceğim
Ya baharda gelirim
Ya da, bahar olur gelince
Ben hiç bahar görmedim ki
Seni sevmeden önce
Bahar sensin yaz sensin
Seni seveceğim ömrümce 14/01/2010
Bizde seni seveceğiz sevgili kardeşim yaşadığımız sürece…
Bizde bir gün ya Ankara’ya gidip kendisini görebileceğimizi yâda onun Elazığ’a gelip
hasret gidereceğimizi sanıyorduk ama;
Ne biz gidebildik nede o bize dönebildi.
Nasipten, kaderden başka ne diyelim ki?
Mekânı cennet ruhu şad olsun.
Unutmadık,
Unutmayacağız…
*///*