Hep nesir yazılarımla siz sevgili okurlarıma hitap ettim. Bu gün de izin verirseniz hayatımda yeri olan şiirlerle sizlere hitap edeyim.
MERDİVEN
İnsanoğlu dünyaya geldiğinde önünde kırk basamaklı bir merdiven görür. Bu merdivenin bir basamağında sevgiyi sevdayı, bir basamağında umut ve umutsuzluğunu, bir basamağında hayat mücadelesini ve bir basamağında yorgun olduğunu görür.
Bir bakar ki yolu bir mezarlığa düşmüş.
*
Maziye bakıyorum, yaş destanı gibi…
Kırklarda doğmuşum,
Ellilerde okumuşum,
Altmışlarda olmaz olaydım ama…
Âşık olmuşum.
Yetmişlerde baba,
Seksenlerde kalp hastası,
Doksanlarda emekli,
Milenyum’da dede olmuşum.
Yorgun argın gelmişim
İki binli yıllara,
Doğduğuma, doğacağıma
Pişman olmuşum.
Kızım, üç erkek çocuktan sonra dünyaya gelen en son ve en küçük Çocuğumdu. O büyüdü ben yaşlandım. Üniversiteler bitirdi. Ve Konya’da öğretmenlik kur’asını çektiği günün akşamı onu yanıma aldım. Başını okşadım ona nasihatlerde bulundum.
İşte o nasihatlerde birisinin şiirleşmiş şekli.
ÖĞRET
Öğret kızım öğret,
A' yı, öğret, B’yi öğret.
Dağları denizleri,
Vatanı, yurdu öğret.
Öğret kızım öğret,
Harbi öğret, sulhu öğret.
Ülkeyi ülke yapan,
Büyük Ata’yı öğret.
Öğret kızım, öğret,
Cumhuriyet nedir onu öğret.
Sakarya'yı Dumlupınar'ı,
Ardahan'ı Kars'ı öğret.
Öğret kızım öğret,
Cahili gafili haini öğret.
Kır cehalet zincirini,
Aydınlığın yolunu öğret.
Öğret kızım öğret,
Vatan nedir onu öğret,
Kefensiz şehitlerimi,
Topal dedeni öğret.
MURAT NEHRİ
Sene 1968 Murut nehri kıyısında bir köye keşfe gittik. Murat nehri kıyısında otururken dosya kapağına şöyle bir şiir yazmıştım.
Desem sana Murat nehri,
Dönüp bir kez bakar mısın?
Bütün derdim sana döksem,
Yine böyle akar mısın?
Bazen hırçın, bazen durgun,
Var mı benim kadar derdin,
Gözyaşım kadar suyun,
Desem suyun tartar mısın?
BANA SORUN
Bir gün yalancıktan da olsa güldüğüm anda bir arkadaşım bana “Yahu sen ne kadar şen şakrak birisisin” demişti. İşte o zamanda bu şiiri yazmıştım.
Elli yıllık şu ömrümde
Bin bir çile, bin bir sorun
Nasıl dayandım, nasıl yaşadım
Bir de gelin bana sorun.
Her günümde bin ıstırap
Nasıl dayandım buna Yarab
Her ümidim yaprak yaprak
Nasıl düştü bana sorun.
Bana sorun bana sorun
Her çileyi bana sorun
Acı neymiş, dert neymiş
Bir de gelin bana sorun.
Oğlum için kızım için,
Ben bir yudum sevgi için
Bir gün olsun gülmek için
Neler çektim bana sorun.
DERTLİ PINARI
İnsanoğlu umut deryasında çırpınıp durur. Oğlum olsun, kızım olsun, evim barkım olsun derken torun torbaya karışır bu kez de bir hasret yakan bedenini. Oğlunu kızını, torunlarını özler. İşte böyle bir gün yazdığım bir şiir;
Dokunsalar ağlarım
Yüreğim yanar oğul
Gözlerim dert pınarı
Akarda gider oğul
*
Gönlüm özlem içinde,
Özlem başka biçimde
Derin bir ‘Ah’ çekince
Dağ bile yanar oğul…
YAĞMUR
Siz hiç gidecek yeriniz olmadığı bir akşam karanlığında şiddetli bir yağmura tutuldunuz mu?
Ben tutuldum,
Eşim Hacettepe Hastanesinde yatıyordu. Hacettepe’den Sıhhiye’ye doğru giderken karanlıklarla birlikte bir yağmur başladı.
Bir kahvede oturdum sırılsıklam halimle bu şiiri yazdım.
YAĞMUR
Her karın, yağmurun yağdığında,
Odam sıcak olsa da üşürüm.
Yalnızları, kimsesizleri,
Yalınayak yetimleri düşünürüm.
Bir gariplik çöker içime
Neler geçmez ki, neler aklımdan,
Yağmur altındaymışım gibi üşürüm,
Gurbeti, yalnızlığı, garipliği düşünürüm.
Gözüme bir türlü uyku girmez
Sıcak yatağımda bile üşürüm.
Kurdu, kuşu, insanları,
Hatta ölmüş babamın mezarını düşünürüm.
Yağdıkça yağmur, ben ıslanırım,
Soğuk bir giysi olur, yorganım bana.
Bir türlü atamam içimden hüznü,
Açlığı, susuzluğu, yoksulluğu düşünürüm.
Mine Doğan kızım “Şükrü Amca yine sayfayı doldurdun diyecek ama YAŞANILMIYOR Başlıklı Hazar Şiir Akşamlarında okuduğum bu şiiri yayınlamasam eksik kalır.
Sevgiler susadı, gönül bahçemde,
Ne güzellik eski güzellik,
Ne arzular eski arzular,
Bir sızı kapladı ki benliğimi,
İçimi dağlar.
Utanmasam ağlayacağım ki... Ağlıyorum
Bilmiyorum yüzümdeki somurtkanlığı.
Niye mi sorma, bilemiyorum,
Ne yapsam boş, unuttum artık
Gülemiyorum.
Bir dalıp git de, birkaç sene öteye,
Ümitler vardı, ümitler yüreğimde,
Sevgi fidanları dikmiştim boy boy
Oysa şimdi acılar çöreklenmiş,
Acılar yüreğime.
Hep yarım kaldık, hep paramparça,
Bize ne yaptılar, niye yaptılar.
Ne sen, ne ben, ne de sevgimiz,
Senle ben şimdi, yarım kalmış.
Bir besteyiz.
Yarın mı, yok inanmıyorum,
Her yarın hasretlere halka oluyor.
Senden çok uzakta, hep senden ayrı,
Bir dünya varsa da,
Yaşanılmıyor.
Bizlere yaşanılacak bir dünya diliyorum sevgili okurlarım kalın sağlıcakla…