Son yıllarda hızlanan ahlaki çürüme bazı yargılarımızı gözden geçirmeyi zorunlu kılıyor.
Cemaatlerin, Kuran kurslarının, İmam Hatiplerin hatta tarikatların birinci misyonunun ahlaklı bir toplum oluşturmak olduğu söylenir. Dinini-diyanetini bilen insanların daha ahlaklı, erdemli olacağı düşünülür.
Son yirmi beş yıl, din merkezli veya logolu kurumların altın yılları oldu. İmam Hatipler çoğaldı, tarikatlar, cemaatler büyük finansal destek gördü, Kuran kursları yaygınlaştı fakat bu artışa paralel bir ahlakilik olmadı. Tam tersine, çürüme giderek büyüdü ve bu yozlaşmanın merkezinde bazı din kisveli kurumlar da yer aldılar.
Oysa dindarlıkla ahlakiliğin hep iç içe olduğu düşünülürdü, dinini bilenden topluma zarar gelmeyeceği düşünülürdü. Cemaatler, tarikatlar ahlak mayalayan bir denge unsuru olarak görülürdü. İnsanlar çocuklarını İmam Hatip'e din adamı olsun diye değil, erdemli olsun diye gönderirlerdi. Bugün siyasette İmam Hatipli olmak bir tercih sebebi, birçok kurumun başında bu mekteplerde öğrenim görenler bulunuyor ama toplum giderek ahlaksızlaşıyor.Rüşvet ve yolsuzluk eskiye göre daha yaygın, ihaleye fesat karıştırma 200 küsur defa değiştirilen Kamu İhale Yasa!sı ile neredeyse yasal hale getirildi." Mülakatlar, hak yemenin aracı haline geldi. "Benim partimden değilsen adam bile değilsin" anlayışı iktidar olmanın temel kuralı halini aldı. Siyaset bütün ahlaki değerleri yiyip yuttu. Lakin ne yardan ne serden vazgeçilemediği için her türlü ahlaksızlık din örtüsüne sarılarak meşrulaştırılıyor. Harp hiledir denildi, Dar-ul Harp denildi, Müslümanlar (çalarak da olsa) zengin olmalı denildi ve Türkiye bir ahlaksızlık çukuruna sürüklendi.
Bu noktada,din eğitimi almalarına rağmen insanlar nasıl bu kadar yozlaşır,nasıl bu kadar zalimleşir? sorusunu sormak gerekir.
Sorunun dinde olmadığı muhakkak, her vesileyle güzel ahlak vurgusu yapan bir din çözülme ve çürümenin sorumlusu olamaz.Şanlı peygamberimiz sahih bir hadiste;" Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" der. Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim'de, Onun güzel ahlakı, "Şüphesiz sen pek yüce bir ahlak üzeresin,"diye övülür.(Kalem Suresi 4.ayet) Bazı hadis külliyatlarında,"Karada şehit olanların -kul hakkı hariç -bütün günahlarının affedileceği" ifade edilir. Bu kul hakkının dini ve ahlaki açıdan ne kadar önemli olduğunu, şehit kanıyla bile temizlenemeyeceğini ifade eder.
Bu ifadeler, dinin temel gayesinin ahlaklı insan ve toplum oluşturmak olduğunu gözler önüne serer. Bu sebeple mevcut çürüme ve tefessühte din sorumlu tutulamaz.Sorun, ahlak ve din davası güdenlerin dini idrak ve eğitim biçimlerindedir.Bu ülkede din eğitimi ahlaki eğitim vermiyor. Namazı öğretiyor, Kuran okumayı öğretiyor, farzları, vacipleri,sünnetleri öğretiyor, hatta siyaseti öğretiyor ama ahlak öğretmiyor. Tarikatlar müridanın eline bir zikir tablosu veriyor ama davranış ve ahlak öğretisi veremiyor.Şimdi sormak lazım; tarikat kisvesi altında milyarlar edinenler, miras kavgası verenler hangi ahlaki örneklikten bahsedebilirler? Bir şişirilmiş ihale ile milyarları götürenler hangi dindarlıktan söz edebilirler? Dini eğitim, namaz, oruç, hac vs.den çok ahlak eğitimidir. İnsanın insanla, insanın yüce Allah'la ilişkisinin eğitimidir.Bu ülkenin din eğitimi de dini yapılarının büyük bir kısmı da sorunludur.Ahlaksız dindarlık olmaz. Din güzel ahlaktır.tarihimizde bunu başaran binlerce örnek şahsiyet vardır.Bir örnek vermekle yetineceğim: Beyzade Efendi, Harput'un büyük alim ve mutasavvıflarındandır. Yani hem bilgin hem ahlak adamı olarak iki kanatlıdır. 1800'lü yılların sonunda Hacca gider gelir, o haçtayken oğlu tek katlı evini yıkıp iki katlı bir ev inşa eder.O tarihlerde Hac yolculuğu birkaç ay sürmektedir. Dönüşte evinin iki katlı hal getirildiğini gören Beyzade Efendi çok üzülür ve şunları söyler:"Beni şimdiden sonra dünyaya mı bağlayacaksınız? Ev, komşuların evinden yüksek olmuş, onların yüzüne nasıl bakacağım?"Ahlak dediğim budur, gerçek tasavvuf da budur! Bir tarafta milyarları götürenler, diğer tarafta "evim komşuların evinden yüksek olmuş" diye onların yüzüne bakamayacağını söyleyen ahlak önderleri. Dini eğitim, ahlaki eğitimi merkez almadığı müddetçe bu yozlaşma büyüyerek sürecektir.
Av. İrfan SÖNMEZ
Ahlakı Merkez Almayan Bir Din Eğitimi Ahlaksız Üretir
MUSTAFA DOĞAN
ELAZIĞ - MALATYA DOSTLUĞU
TUNCER SÖNMEZ
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
EMRAL CÖMERT
HER KİŞİ YAŞAR, FAKAT SADECE İYİLER, İYİ HAYAT YAŞAR
AHMET VURAL
KÜLLER VE KÖZLER
DR. İMBAT MUĞLU
YPG’NİN TASFİYESİ
VAHİT DABAK
KARARLARI ANLAŞILMAZ BİR DAVA
PROF. DR. HİKMET ESEN
Güneş Var; Sıra Enerji Aklında
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA