“Terörsüz Türkiye” sloganıyla servis edilen süreç nasıl biterse bitsin bundan kazançlı çıkacak olan PKK ve türevleridir.
Meşru muhatap kabul edilen her örgüt yeni toplumsal alanlara girme imkanı bulur. Tabanında,- bu iş ergeç olacak- kanaatini pekiştirir. Bölgede, ülkenin birliğinden yana olanların gardını düşürür, siyasete olan güvenlerini sarsar.
2013-15 yılları arasında yapılan birinci Çözüm Sürecini hatırlayın. Örgüt partisi bir anda oyunu yüzde 5/6’lardan 13’lere çıkarmıştı.
Örgüt amacına ulaşıyor düşüncesi, Örgüte mesafeli çevreleri bile Örgüte yanaşmaya itmişti. Bu bir gün Örgüt amacına ulaşırsa - bizde sizdeniz- anlamında bir tedbir biçimiydi. Vatandaş önceden kendini devlete ibra etmeye çalışırdı, çözüm süreci ile birlikte ibra adresi PKK oldu.
Terörsüz Türkiye etiketi ile sunılan süreç de öyle bir gelecek vaat ediyor. Teröriste terörist demek neredeyse suç haline geldi. Örgüt çevresinde geçmişte yapılanlar için en küçük bir nedamet ifadesi yok. Mitinglerde artık örgütten hüküm giymiş tescilli teröristler konuşuyor. Barıştan, silah bırakmaktan değil, zaferden bahsediyorlar. Ülkeyi paramparça edecek taleplerini hiç bir soruşturma, muaheze edilme korkusu taşımadan söyleyebiliyorlar.
Söyleyebiliyorlar lafı biraz hafif kalır,adeta devlete direktif veriyorlar.
Mikrofon onların elinde her gün yüzlerce,binlerce defa önder Apo lafını duyuyoruz. Ülke iki ayrı güç merkezine bölünmüş gibi.
Her gün PKK ve türevlerinin ne yapmamız gerektiğine dair nutuklarını dinliyoruz.işgal edilmiş bir ülkede bile bu kadar küstahlık ve pervasızlık olmaz!
Ülkeyi yönetenler ise - bir defa daha seçilmek uğruna-bu ameliyata göz yumuyor. Şimdi narkozlanma aşamasındayız, hasta kendinden geçtikten, duygularını kaybettikten sonra sıra ameliyata gelecek. Bu sürece birazda bu açıdan bakmak lazım. Toplumda oluşabilecek şokları önlemenin yolu yavaş yavaş gitmektir.
Oslo sürecinde Hakan Fidan mealen “alıştıra alıştıra” diyordu. Süreci zamana yayarak hem toplumsal rızayı üretmeye çalışıyorlar, hem de kriminal bir hareket olmaktan çıkınca önü açılan ayrılıkçı hareketin biraz daha büyümesine bilerek veya bilmeyerek çanak tutuyorlar.
Uzayan terör nasıl bölgede bir farklılık bilinci oluşturduysa, uzayan çözüm düreci de aynı işlevi görüyor. Maşeri vicdanda birbirinden kopuk iki halk algısı gittikçe derinleşiyor. DEMP’li vekiller halkın sinir uçlarına basarak kendi tabanlarında Türk, Türklerde de bir Kürt nefreti uyandırmaya çalışıyorlar.Bunu başarabilirlerse dünyaya dönüp;”Türklerle aramızda husumet var,bir arada yaşamamız mümkün değil,” diyecekler. Düne kadar iki halk tek millet olanlar bu aymazlık devam ederse iki halk iki millet olacaklar.
Bunun sonu felakettir.
Birinci Çözüm Sürecinde etnikçi parti süreci bir kaldıraç gibi kullanarak oyunu yüzde ikiyiz elli artırmıştı.
İktidar bir defa daha örgütle halk arasındaki bariyerleri kaldırdı, bu defa da örgüt bunu bir kaldıraç olarak kullanacaktır.Ancak büyümenin genişlemeden ziyade derinleşme şeklinde olması daha muhtemel. Çünkü hem Kürtlerin nüfusa oranı daha fazla yayılmaya müsait değil, hem de Kürtlerin bir kısmı hala PKK ile arasındaki mesafeyi koruyor.
YPG bölgesinde yaşananlara tanık olanlar,buradaki özgürlüğün oradaki ile mukayese bile edilemeyecek kadar geniş olduğunu gördüler. Sorun, asıl görmesi gerekenlerin bu gerçeği görmemekte ısrar etmesidir.
Bu iş,Örgütü büyütme, parlatma, iki hasım halk yaratma sürecine dönmemelidir.
Esas hedef terörle birlikte ayrılıkçılığı bitirmek olmalıdır.
TUNCER SÖNMEZ
(ESKİ DEFTERLERDEN) AŞKA HASRET
Av. İrfan SÖNMEZ
Esas hedef bölücülük olmalıdır
EMRAL CÖMERT
ESKİDEN KÖYLERİN AĞASI VARDI, ŞİMDİ DÜNYANIN TEK AĞASI VAR
VAHİT DABAK
CENGİZE KIYAK ELAZIĞA ZEHİRE DÖNÜŞECEK
DR. İMBAT MUĞLU
KARS’IN DİNİ FARKLILIKLARI VE KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİĞİ
AHMET VURAL
F E R M A N
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP