Stand-up komedydeni Deniz Göktaş önceki gün tutuklandı.
Tutuklama gerekçelerinden biri; dini değerleri aşağılamaktı.
Din, birçok insan için hayatının en üstün en belirleyici değeridir. Kimse inançlarının –oyun ve eğlence- vasıtası haline getirilmesine rıza göstermez. Din, üzerinde oyun oynanacak bir alan değildir. O değerler alanıdır ve inansın inanmasın herkesin birbirinin inancına saygı göstermesi şarttır.
Göktaş, dini değerleri bir komedi aracı haline getirerek büyük hata etmiştir. İnanmayan bir insanın bile inanlara saygısından dolayı kimsenin inançlarına dokunmaması gerekir.
İkinci tutuklama sebebi ise –basının yazdığına göre- Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret iddiası. CB dahil herkes eleştirilebilir. Toplumun önünde olanlar daha çok ve daha sert eleştirilebilirler.Bu yönde AYM ve AİHM kararları var. İnsanların iktidara veya CB’ye ait her şeyi beğenmek gibi bir mecburiyetleri yoktur. Böyle bir tutuklama gerekçesini hukuki açıdan sorunlu buluyorum.
Ancak CB Erdoğan artık sadece cumhurbaşkanı veya parti başkanı değil, o da bazıları için artık bir dini değer halini almış durumda. Böyle olunca ona dokunmak bir nevi dine dokunmak anlamına geliyor. Siz misiniz –bazılarının –dinine dokunan?
Fakat Deniz Göktaş, dini değerleri aşağılamanın, onu gülme-güldürme aracı haline getirmenin tek sorumlusu değil.
Bu ülkede yıllardır yapılan her kötü iş, her hukuksuz icraat din örtüsü ile örtülüyor. Din rüşvetin, yolsuzluğun, arsızlığın, kayırmacılığın kalkanı olarak kullanılıyor. Devlet malını çalmak –dar-ul harp ile temellendiriliyor, yalan dolan, “Harp hiledir” hadisi ile meşrulaştırılıyor. Oysa şanlı peygamber ;Bizi aldatan bizden değildir,” diyor. Her türlü yolsuzluk, Müslümanlar zengin olmalı(sanki AKP’li olmayanlar Müslüman değilmiş gibi) bir nevi cihat olarak değerlendiriliyor. Yani hırsızlığa, arsızlığa, hukuksuzluğa, iltimasa, kul hakkı yemeye karşı olanların karşısına her defa din konuluyor. Yapılanlardan rahatsız olanlar karşısında –aletleştirilmiş- dini buluyor. Din adına icraat, dini bu icraatlardan rahatsız olanların hedefi haline getiriyor. Oysa din bunların hepsini yasaklamış, kişi veya gruplara ait icraatın sorumlusunun yine kendileri olduğunu kabul etmiştir. Allah ve Resulü adına konuşmayı din meşru görmemiştir.
İşte Deniz Göktaş ve benzerlerini yüce İslam ile karşı karşıya getiren, onu şahsi çıkarları için kalkan olarak kullananlardır. İktidarın dinle ambalajladığı yanlış siyasetler sonunda dini tartışma alanına çekiyor. Okların ona yönelmesine sebep oluyor. Açıktır ki, dine tan eden veya edenler ne kadar sorumlu ise, dini ikbal aracı haline getirip her pisliği onun ardına gizlenerek yapanlar da o kadar mesuldür. Yüce dinimizin bir birinin tersinden kopyası olan bu iki zihniyet biçiminden de kurtarılması lazım. Deniz Göktaş’ları doğuran, dini hovardaca kullanan bu siyaset biçimidir. Üstelik onu kullananlar onu aşağılayanlardan daha çok ona zarar veriyorlar.
Av. İrfan SÖNMEZ
Tek sorumlu Deniz Göktaş mı?
AHMET VURAL
HASRETİN ÇARESİ
TUNCER SÖNMEZ
TARİHİ TOPLANTIYA TARİHÎ ŞİİR
EMRAL CÖMERT
ELZIĞ’LI OLAN HER KİŞİ BU ŞEHRİN GÖNÜLLÜ TURİZİM ELÇİSİ OLMALIDIR
VAHİT DABAK
ADALETİ ARAYANLARA VE UNUTANLARA
DR. İMBAT MUĞLU
KARS’IN DİNİ FARKLILIKLARI VE KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİĞİ
MUSTAFA DOĞAN
DOSTLUK KAZANDI
YAVUZ GEZER
Su Bulunacak
Av. Mehmet AYTAÇ
TUTUKLAMA: CEZA DEĞİL, İSTİSNA
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP