https://www.elazigharputgazetesi.com/files/uploads/user/dcda828ae5b18f261216974d1fa509a6-282afda1f20d83a708bc.png
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ

ADALET TEYZE -I-  

26-01-2025 22:47 747 kez okundu.

Bu ülkede sadece Mevlana’lar, Yunus’lar, Karacaoğlanlar gelip geçmedi.

Bu ülkede onların torunları olan nice gönül ehli edipler, şairler, sanatçılar gelip geçtiler ki geçtikleri yerlerde silinmeyecek izler bıraktılar. 

Ve bu ülkede nice cumhuriyete gönül vermiş, Atatürk’ün gösterdiği yolda ülkesine, milletine hizmet etmiş bürokratlar, öğretmenler, hekimler, hâkimler gelip geçti ki geçtikleri yerde cumhuriyetimizin temel taşlarını oluşturdular.

Bunlardan biriside Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sen Hâkim ol” dediği Türkiye’nin ilk kadın hâkimi cennetmekân Adalet Yılmaz’dır.

Sanayi ve Teknoloji eski Bakanı Sayın Ali Coşkun Beyefendinin lütfedip tarafıma gönderdiği “Adalet Teyze” başlığını taşıyan bu muhteşem yazıyı sizlerle yeniden paylaşma ihtiyacını duydum.

Sakın ola ki mübalağa ettiğimi sanmayın bu yazıyı baştan sona gözyaşlarıyla okudum ve bu ülkenin nereden nereye geldiğini ve nasıl geldiğini, Adalet Teyze gibi insanların bu ülkeye neler verdiğini daha iyi anladım.

Ve göz yaşları ile yazdım.

Sayın Bakanıma teşekkürlerimi sunarken söz konusu yazıyı sizlere bir kere daha takdim ediyor ve okuyunca bana hak vereceğinizi umuyorum.

İşte o yazı…

*

Yaşlı kadının yatağından kalktı...

Sabah ezanının insan ruhuna huzur veren sesi oda içinde yankılanıyordu.

Seksen sekiz yaşından beklenmeyen bir çeviklikle pencereye doğru yöneldi.

Pencereyi açmasıyla odaya ezan sesi ile birlikte baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doluştu...

Penceresinden gözüken Kurtuluş Parkına bakarak yaşlı ciğerlerine sabahın ılık esintisi ile esen tertemiz bir hava doldurdu. Abdestini aldı, sabah namazını kıldı, mutfağa yöneldi, çayla birlikte bir iki lokma bir şeyler atıştırdı.

*  

Oturma odasına yöneldi…

Eski bir fiskos masasının yanındaki koltuğuna ilişti.

Masanın üstü çerçevelerle doluydu. Bir tanesine uzandı camının üzerinde titreyen parmaklarını dolaştırdı. Çerçevenin içindeki fotoğrafta İstiklal madalyalı kara yağız bir adamla, makyajsız olmasına rağmen güzelliği göz alan bir kadın birbirlerine bakarak gülümsüyorlardı.

Yaşlı kadın “Günaydın Anne, Günaydın Baba” dedi. Usulca yerine koyduğu çerçeveye bir bakış daha attıktan sonra başka bir çerçeveyi eline aldı. Bu siyah beyaz fotoğrafta da subay üniformalı bir adamla bir gelin yan yana duruyorlardı. Yaşlı kadın çerçeveyi titreyen dudaklarla öptü. 

 “Günaydın Kocacığım” dedi.

Kadın bu çerçeveyi de yerine bıraktıktan sonra üçüncü ve son çerçeveye uzandı. Artık gözlerinden yaşlar damlıyordu. Fotoğraftaki biri erkek diğeri kız çocuklara bakıp;

“Günaydın Evlatlarım” diyebildi.

Tüm çerçevelere kısaca göz atıp “Sizleri, hepinizi çok özledim” dedi.

Gözlerinde biriken yaşları sildi. Ağlamak için bile yaşlı hissediyordu kendisini…

Ağır ağır doğrulduğu koltuğundan eski telefonuna doğru yöneldi. Numaraları çevirdi. Karşısına çıkan adama;

 “Bir taksi istiyorum” dedi ve adresi verdi.

Kapısını kilitleyip, apartman merdivenlerine yöneldi. 

Yıllarca çekmediği zorluk kalmamıştı ama şimdi bu merdivenler hayatının en büyük engeli olmuştu. Ağır ve dikkatli bir biçimde iniyordu.

Sabırsızlanan taksi şoförünün çaldığı korna sokağı inletiyordu.

“Patlama be adam” dedi. Nihayet taksiye binebildi.

*

 “Teyze hoş geldin” dedi 25-30 yaşlarındaki şoför.

“Nereye gidiyoruz?”

Kadın kısa bir sessizliğin sonunda “Tüm bir gün beni taşır mısın?” diye sordu şoföre “Sana 500 lira veririm.” Dedi.

Adam küçümser bir gülümseme ile “Mal sahibi benden her gün 500 lira istiyor teyze” dedi.

Kadın gülümsedi.

 “O zaman sana 650 lira vereceğim ne dersin?” dedi.

 “Kurtarmaz ama senin güzel hatırını kırmayayım. İlk önce nereye gideceğiz?”diye sordu şoför.

 “Anıtkabir’e”

 “Anıtkabir’e mi?”_

 “Evet”

 “Tamam teyzeciğim”

 “Yaş kaç teyzeciğim?”

 “Seksen sekiz”

 “Maşallah Allah uzun ömürler versin teyzeciğim”

 “Allah sağlıklı, mutlu, ömürler versin oğlum”

 “Haklısın teyzeciğim”

Taksi Anıtkabir’in kapısına gelmişti. Şoför;

 “Teyzeciğim geldik” dedi. Dalgın görünen kadın;

“Evladım burada yardımına ihtiyacım var” dedi ve devam etti.

“Benimle gel”

Adam şaşırmıştı.

“Tabii teyze” dedi.

Kuşkulu gözlerle “Bizi buraya alırlar mı?” diye sordu.

O ana kadar dalgın ve yorgun görünen kadın, bir anda irkildi. Gözlerinden ateş fışkırarak “Ne demek almamak? Sen daha önce hiç gelmedin mi buraya?” deyince taksici… “Hayır” Cevabını Verdi.

 “Kaç yıldır Ankara’da yaşıyorsun?”

 “Ben Ankara’lıyım teyze. Doğma büyüme”

 “Ee o zaman”

 “Ne bileyim bir kez okulla gelmiştik bayramda... Bayram olmayınca burası kapalı sanıyordum ben”

Kadın sinirli bir şekilde başını salladı.

Şoför utanmıştı. Mozoleye çıkan mermer merdivenlere kadar konuşmadılar. Merdivenlere geldiklerinde Şoför kuşkulu bir şekilde

 “Nasıl çıkacaksın Teyze?” diye sordu.

 “Her ay nasıl çıkıyorsam öyle”

 “Her ay geliyor musun?’

 “Evet!” dedi Adile Teyze...

Uzun bir uğraşla merdivenleri çıktılar. Mozoleye doğru ağır ağır ilerlediler. İçerisi çok serindi. Şoför büyük bir azimle yürümeye çalışan kadının koluna girmişti. Kadının nefes alışları sıklaşmıştı. Nihayet mozolenin önüne geldiler. Kadın şoförün kolundan ani bir hareketle kurtuldu. Çantasını açtı tek bir karanfil çıkardı. Mozoleye doğru ilerledi. Çiçeği mozoleye koydu. Şoför şaşkınlıkla olayı seyrederken kadının ağzından şu sözlerin döküldüğünü fark etti.

 “Hayatım boyunca sana verdiğim sözü tutmak için çalıştım” dedi.

Ağır ağır geriye çekilen kadın ellerini açıp Fatiha okumaya başladı. Şoför kısa bir şaşkınlığın ardından ona katıldı. Kadın bir anlık suskunluktan sonra…

“Hadi gidelim” dedi.

Geldiklerinden çok daha ağır bir şekilde arabaya döndüler. Şoför kadının durumundan endişelenmeye başlamıştı.

 “Yoruldun mu Teyze” dedi.

Kadın sustu...

Bir süre suskunluktan sonra “Evet hem de çok yoruldum” diye cevapladı. 

“Nereye gidiyoruz?” dedi şoför.

“Bankaya” dedi.

Şoför arabasındaki kadının herhangi biri olmadığını anlamıştı. Bu yaşlı kadının Atatürk’e verdiği söz ne olabilirdi? En sonunda dayanamadı.

 “Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim?” dedi.  

“Anıtkabir’de Atatürk’e bir söz verdiğinizi söylemiştiniz. Neydi o söz?

“Uzun hikâye evladım” dedi kadın.

 “Sor bakalım evladım”  dedi kadın.

 “Olsun be teyze anlat ne olur”

 “Ben lisedeyken bizim okulumuza gelmişti Atatürk. Beni de Ata’ya çiçek vermek için seçmişlerdi. Çiçeği verdiğimde bana ismimi sordu. Bende ‘Adalet’ dedim. Bunun üzerine ‘Ne güzel ismin varmış’ dedi. ‘Okulu bitirince ne olacaksın’ dedi bana. Bende hemşire olacağım dedim. Oda ‘Güzel meslek ama bence sen Hâkim ol ismine çok yakışır’ dedi. Ben kadından hâkim olmaz ki dedim. Kaşlarını çattı, “Sen istedikten sonra olur. Senden söz istiyorum hakim olacaksın” dedi ..’

 “Sen ne dedin peki?”

 “Mustafa Kemal emretmiş ne denir? Söz verdim.”

 “Peki, olabildin mi Adalet Teyze?”

 “Evet, ben Cumhuriyetin ilk kadın hâkimlerindenim”

 “Vay be… Sende ne hikâye varmış Adalet Teyze”

          “Herkesin bir hikâyesi vardır evladım. Herkesin hikâyesi de kendine göre değerlidir. Eğer insanların hikâyelerini bilip anlayabilirsen insanlara daha anlayışlı davranabilirsin”

“Haklısın Adalet Teyze. Bu banka mı gelmek istediğin”?

          “Evet!”

          “Yardım edeyim mi? Bende geleyim mi?”

          “Hayır. Sen burada bekle lütfen. Bu arada adın neydi evladım?’

          “Osman teyzeciğim”

          “Tamam Osman. Beni 45 dakika sonra buradan al olur mu?’

          “Tamam teyzeciğim!”

          Adalet hanım bankadan içeri girdi.

Osman öğlen saatinin geldiğini fark edip yemeğe gitti. Yemek boyunca Adalet hanımı düşündü.

          “Kim bilir neler yaşamış, neler görmüştür” diye düşündü. Tam vaktinde bankanın önündeydi. Adalet hanım 15 dakikalık gecikme ile geldi.

          “Hoş geldin Hâkim Teyze”

          “Çok uzun zamandır bana Hâkim denmemişti”

          “Hoşuna gitmediyse söylemeyeyim?”

          “Yok, aksine hoşuma gitti. Sağol”

          “Nereye gidiyoruz?”

          “Seyranbağları’na”

          “Tabii”

          “Hâkim Teyze çok yer gezmişsindir sen”

          “Tüm Anadolu’yu karış karış gezdik rahmetli kocamla”

          “Ne iş yapardı amca?”

          “Subaydı.”

          “Ne zaman vefat etti?”

          “1952′de”

          “Çok olmuş. Gençmiş”

          “Kore savaşında şehit oldu.” Titreyen sesiyle kadın.

          “Allah rahmet eylesin Hâkim teyze” diyebildi şoför.

“Sağol”

                                          *   

          “Seyranbağları’na geldik nereye gideceğiz?’

          “Sağa sap ikinci binanın önünde dur.” Dedi kadın.

          “Tamam. Buyur Hâkim Teyze. Ben de geleyim mi”?

“Yok, bekle burada”

          Osman beklemeye başladı. Bir ara merak etti. Binanın uzaktan görünen levhasına baktı. ‘Seyranbağları Kız Yetiştirme Yurdu’ yazısını okudu. Anlam veremedi. “Bu kadın burada ne yapar ki?’ diye düşündü.

          Yarım saat sonra Adalet Hanım göründü. Yanında orta yaşlı kibar bir hanım vardı. Adalet hanımı arabaya ağır ağır bindirdi. Kadın..

“Adalet Hanım size ne kadar teşekkür etsek azdır. Her zaman yanımızdasınız. Kızlarda sizi çok seviyor. Ne olur arayı çok uzatmayın. Yine gelin” dedi.

          Adalet hanım, buğulu gözlerle “İnşallah. Kızlara selamımı söyleyin. Bende onları çok seviyorum. Onlara iyi bakın” dedi.

          Araba hareket etti.

          “Nereye Hâkim Teyze?”

          “Hemen iki sokak öteye”

Osman iki sokak ötede bu sefer başka bir binanın önüne park etti. Bu binada da “Ankara Seyranbağları Huzurevi” yazıyordu.

          “Bekle beni”

          “Tabii Hâkim Teyze” diyebildi şoför

                                                   *

Bu gerçek ve heyecanlı hikâyenin devamı yerimizin darlığı sebebiyle yine haftaya kaldı sevgili okurlarım.

Lütfen haftayı bekleyiniz.

                                                                 *///*

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP 24 MAYIS ve 33 ŞEHİT     19 MAYIS’I ANLAYABİLMEK ATATÜRK VE OSMANLI’NIN KÜLLERİ ADALET TEYZE - II - AHMET TEVFİK OZAN’IN AZİZ HATIRASINA BEKİR SITKI ERDOĞAN OSMAN BAŞ’IN ARDINDAN NİHAT İLHAN PAŞANIN GÖZYAŞLARI     PALTOMUN SOL KOLU VALİMİZ SAYIN HATİPOĞLU GAZETEMİZİ ZİYARET ETTİ KONUMUZ HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI İKİ YÜZLÜ YÜZSÜZ İNSANLAR KISA KISA HAZRETİ SÜLEYMAN VE HÜT HÜT KUŞU GENÇLİĞİM EYVAH MERDİVEN NERİMAN BETÜL ERTEM KUYRUK ACISI  EYVAH Kİ EYVAH NELER GÖRDÜK, NELER DUYDUK BEKÇİ BABA BENİ NİYE DÖVDÜ? ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK AKILDA KALAN ŞİİRLER ARŞİVLER YALAN SÖYLEMEZ KİTAP OKUMAYAN BİR NESİL OLDUK KORKİREM LEYLEK, CÜPPE, SAKAL VE HZ.SÜLEYMAN ADALET TEYZE -I-   24  MAYIS VE 33 ŞEHİT (EN UZUN GECE) 19 MAYIS’I ANLAYABİLMEK BİR MAYIS’IN ARDINDAN HAZRETİ  SÜLEYMAN  VE  HÜT HÜT KUŞU HANKENDİ’Mİ YEMEN Mİ? EYVAH Kİ EYVAH ÇANAKKALE’NİN VERDİĞİ DERS   HANKENDİ’DE GÜZEL ŞEYLER OLUYOR EYVAH EYVAH BUGÜN NE YAZSAM? HAZRETİ SÜLEYMAN VE HÜT HÜT KUŞU EMEKLİ HASAN EMMİNİN PAZAR ÇANTASI MEMLEKETİM UÇTU UÇTU GENÇLİĞİM UÇTU ACILAR DENİZİNİN ACILI ŞAİRİ ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN       10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ GÖKBAYRAĞIN GÖZYAŞI HİNDİ SARIKAMIŞ’TA O GECE BAK DOSTUM… KORKİREM BİR MİSAFİR GÖZÜYLE ELAZIĞ      BİR KAÇ DALDA KISSALAR GÖNÜLLERDEKİ BELDE HANKENDİ SİZ HİÇ ZÜLFİYARE DOKUNDUNUZ MU?.. ATATÜRK’ÜM OLMASAYDI GÜZ MÜ GELDİ RENGİN SOLUK VAH Kİ VAH LEYLEK, CÜPPE, SAKAL VE HZ.SÜLEYMAN SENDE BU ENSE, ONDA BU PARA, BENDE BU YOKSULLUK  SEKSEN BASAMAKLI MERDİVEN İSTANBUL’DA SAHTE DOKTOR YAKALANMIŞ HANKENDİ MAHALLESİ BİRAZDA SOHBET EDELİM OTUR “0” EKMEKTEN SUYA, SUDAN HAVAYA ZAM AA… KRAL! KURTLA KUZUNUN HİKÂYESİ  İLİMLE GİDİLMEYEN YOLUN SONU HÜSRANDIR FELAKETLERE ŞÜKRETMEK SEÇİMİN ARDINDAN 24 MAYIS VE 33 ŞEHİT (EN UZUN GECE) BİZ DE BUNLARI ÖZLÜYORUZ BEKRİ MUSTAFA ULVİYE SAVTUR’UN 50. SANAT YILI AHLAK OLMAYINCA OLUR MU HİÇ DİN İMAN? EMEKLİ VALİ VE ŞAİR RIZA AKDEMİR’İN AZİZ HATIRASINA  RAMAZAN VE İNSAN AH, ATATÜRK AH! ÇANAKKALE RÜYASI LEYLEK, CÜPPE, SAKAL VE HZ.SÜLEYMAN ÜÇ ZARF ELAZIĞ - MALATYA TAKDİRE ŞAYAN İKİ KURUM MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI MUSİKİMİZ VE SPORUMUZ NEDEN HEP ESKİLERİ ÖZLER OLDUK? 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ BİR DOSTUN KALEMİNDEN SAÇMA TARTIŞMA TAKVİMİN SON YAPRAĞI SARIKAMIŞ’TA EN UZUN GECE BÜNYESİNDE AHLAK OLMAYAN HİÇBİR ŞEY GÜZEL DEĞİLDİR ŞİİRİN EFSUNLU GÜZELLİĞİ KASTAMONULU ŞERİFE BACI DESTANI GÖKÇE (LOTOĞLU) KÖYÜ ATATÜRK ELAZIĞ’DA ON KASIMLAR ATATÜRK’ÜN SAVAŞTIĞI DÜŞMANLAR YEDİ DAĞIN HARMANI VE ÇÖLÜN KIBLE TARAFI BEN ANLAYAMADIM ANLAYANA AŞK OLSUN NAİLBEY MAHALLESİ ESKİŞEHİR’DEN BİR DEMET ŞİİR GELDİ ATATÜRK’TEN İSMET PAŞA’YA MEKTUP TAVUĞUN KIÇINDAKİ PETROL BORUSU HANKENDİ MÜJDE ADALET TEYZE -III- ADALET TEYZE -II- ADALET TEYZE -I- AĞLANACAK HALİNE GÜLEN İNSANLAR