https://www.elazigharputgazetesi.com/files/uploads/user/dcda828ae5b18f261216974d1fa509a6-282afda1f20d83a708bc.png
MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ

24 MAYIS ve 33 ŞEHİT    

25-05-2025 13:28 881 kez okundu.

Bazı hadiseler vardır unutulmaz ve unutulamazlar.

Ne kadar uğraşırsanız uğraşınız içinizdeki kanayan o yaraya kabuk bağlatamazsınız.

Kanar durur o yara içinizde. 

O hadiseyi o hadisenin yaşandığı günü unutmamak ve unutturmamak içinde çaba sarf edersiniz.

İşte benim bu günkü çabamda budur.

Bugünü unutmamak, unutturmamaktır. 

Her yıl 24 Mayısta bu başlık altında bir yazı kaleme alır bu tarihte Bingöl yolunda şehit edilen 33 askerimizi rahmet ve şükranla anmaya ve o mübarek şehitlerimin mübarek hatıralarını canlı tutmaya, onların rahmet ve şükranla anılmasına vesile olmaya çalışırım.

*                                        

Tarih 24 Mayıs 1993

Elazığ’dan Bingöl istikametine ardı ardına giden üç otobüs.

Bu otobüslerde Malatya ve Elazığ’da iki aylık eğitimini tamamlayan sivil giyinişli askerler var. Daha iki aylık askerler bazılarının eline tüfek bile değmemiş askerler…

Ana kucağından, baba ocağından ayrılan gencecik fidan gibi askerler.

Doksan kişilik bu grup dağıtıma gidiyor kimisi Muş’a, kimisi Bingöl’e, kimisi Siirt’e, kimisi Van’a gidiyor. Peygamber ocağı dediğimiz askerlik ocağında vatanını yurdunu beklemeye gidiyor.

*

Otobüsün ilk iki sırasında Konyalı Erkan Kaçar, Ali Arar, İlyas Uyar, Hilmi Şahin, İbrahim Ertan ve Mustafa Yılmaz biri birlerinin omuzlarına yaslanmış uyumaya, biri birlerinden memleketin kokusunu almaya çalışıyorlar.                                                      

Bir arka sırada Denizli’den Ramazan Akkaya, Mehmet Öztürk, Ahmet Apak, Hüseyin Çelik ve Ercan Çobanoğlu Deniz’linin ya aynı mahallesinden ya aynı okulundan, yâda aynı köyünden arkadaşlar. Onlarda otobüste aynı sıradalar. Onlarda başlarını arkadaşlarının omzuna dayamış vatan hizmetine giden vatan yolunda uyuyorlar.

Kastamonu’dan Nihat Odabaşı, Âdem Zöngür ve Uğur Bozacı,

Kırıkkale’den Murat Elibol,

Çanakkale’den Baki Mutlu ve Aydın Kuzey,

Hatay’dan Hasan Gültutan,  yarı uykulu, yarı uyanıklar.

Samsun’dan Cavit Yaman ile mahalle arkadaşı Şenol Cansız Samsun limanında demirli Atatürk’ün bandırma vapurunu anlatıyorlar.

İstanbul’dan Ünal Kalafat ve Uğur Bozacı kısık bir sesle konuşuyorlar. Geride bıraktıklarını yavuklularını anlatıyorlar.

Manisa’dan Ahmet Aran elindeki küçücük cep defterine bir şeyler yazıyor.

Isparta’dan Selahattin Aysan

Afyon Karahisar’dan Birol irfan Aşkan kendi aralarında şakalaşıyorlar    

Antalya’dan Abdullah Kara.

Malatya’dan Hikmet Özdemir,

Adana’dan Mehmet Tura derin bir uykudalar.

*

Başlarına yakılan kınalar kurumadan Çanakkale’ye gider gibi Doğuya ve Güneydoğu’ya gidiyorlar. Bölük pörçük uykularında rüyalar görüyorlar. Yavuklularını, arkadaşlarını, kardeşlerini görüyorlar. Başlarında silahlı muhafızlar bile yok. Bellerinde silahları, ellerinde tüfekleri yok. Asker desen asker değiller sivil desen sivil değiller. Daha on dokuz yirmi yaşlarındalar bu kınalı kuzular.

Onlara “Haydi oğul vatan senden hizmet bekliyor koş vatan hizmetine” denilmiş onlarda gençlik uykusundan uyanarak, ana kucağından kalkarak vatan hizmetine koşmuşlar. Birliklerine, kışlalarına gidiyorlar.

*

Otobüs, Elazığ-Bingöl Karayolunda gecenin karanlığını yararcasına yol alıyordu. Bingöl’e on kilometre kala saatler gecenin 01’ini gösterdiğinde 50-60 kişilik bir hainler gurubu yolu kesiyor. Otobüs durduruluyor, kapısı açılıyor “İnin aşağı” diye hain bir ağızdan hain bir komut çıkıyor. Uyku mahmurluğu içerisindeki ana kuzuları ne olduğunu bile anlamadan otobüsten iniyorlar. Arkadan gelen otobüslerde bekleniyor onlarda durdurulup doksan asker, doksan vatan evladı, doksan kınalı kuzu teker teker otobüslerden inip yol kenarında sıraya diziliyorlar. PKK denilen kanlı çetenin başındaki (Büyük ihtimalle Şemdin Sakık) muzaffer bir komutan edasıyla PKK lehine söylemlerde bulunuyor, Türk milletine Türk askerine Türk devletine yönelik ihanet dolu konuşmalar yapıyor, askerleri bölgelere göre ayrılıyor. 

Kendilerine göre batılı dedikleri askerleri bir araya getirdiklerinde kendisi susuyor kaleşnikoflar konuşuyordu. Otomatik silah sesleri gecenin karanlığını delip Konya’ya, Samsun’a Manisa’ya, Hatay’a varıyordu. Hain parmakların çektiği her tetik bir canı bedenden ayırıyordu. Analar rüyalarında kınalı kuzularını görürken kınalı kuzular teker teker dallarından koparılıyordu. Her bedene elliden fazla mermi isabet etmişti. Bu olayın bir benzerini 1963 yılında Kıbrıs’ta Rumlar, 1915 yılında Çanakkale’de İngilizler, Fransızlar ve Yunanlılar yapmışlardı.

Burada ise adı Şemdin olan, Sadık olan, Ahmet Mehmet olan hainler yapıyordu.

*

Bu gece burada bir can pazarı yaşanıyordu. O kanlı gecenin o mübarek kahramanları ölümü görmelerine rağmen hiç birisinde korkunun izi görülmüyor. Biri birlerine sarılıyor kelime-i şahadetlerini getiriyor göğüslerine saplanan onlarca kirli kurşunla birer fidan misali biri birlerinin üzerine yıkılıyorlar.

Göğüslerine aldıkları elliden fazla mermiyle “Son nefeslerinde Vatan Sağ olsun” deyip can veriyorlardı.

Otuz üç vatan evladı, otuz üç can, otuz üç fidan. Yüzükoyun üst üste yatıyorlar. Ceplerinde ana babalarına, arkadaşlarına, yavuklularına yazdıkları ancak postaya veremedikleri mektupları al kanlara boyanıyordu. Bedenlerinden akan mübarek kan oluk oluk akıyor. Akif’in dediği gibi “Bir hilal uğruna yarab ne güneşler batıyordu…”

*         

O gece kapkaranlık bir geceydi.

O gece Bingöl dağlarında pusu ve ihanet kol kolaydı.

O gece vatanı bekleyenlerle vatana ihanet edenler karşı karşıyaydı.

Ve o gece hainlerin gecesiydi.

O gece Sarıkamış’taki gibi dondurucu ve öldürücü bir geceydi.

O gecenin karanlığında içimizdeki beyinsizlerin, içimizdeki hainlerin Rumlarla ve diğer dış mihraklı Türk düşmanlarıyla el ele verip kendi topraklarında kendi milletine kurdukları pusu vardı, ihanet vardı alçaklık vardı, şerefsizlik vardı. Dahası insanlık tarihinin şahit olmadığı ve olamayacağı kadar bir kahpelik vardı...

*

Hain ellerin sarmaladığı kan kusan silahlar gecenin üçüne kadar ihanet kustu, kan kustu, ölüm kustu.

Tan yerinin emaresi görüldüğünde yol kenarında ana kucağından kalkıp vatan hizmetine koşan bu kınalı kuzular dallarından koparılan birer taze fidan gibiydiler…

Bursalılar, Maraşlılar Antepliler, İzmirliler üst üste koyun koyunaydılar.

Onlar vatan için, namus için, şan ve şeref için can verdiler. 

Birer melek oldular.

Uçtular cennetin has bahçesine kondular. Çanakkale’de can veren, bir dünyaya nam veren iki yüz elli bin şehide arkadaş, peygambere yoldaş oldular.

*

Odur budur her buradan geçtiğimde şehitlerimizin anısına dikilen şehitlik anıtında durur yanaklarımdan süzülen birkaç damla yaşa aldırmadan onların ruhuna Yasin’ler okurum, fatiha’lar okurum.

Onları Bedr’in aslanlarının yerine korum.

Onlarla konuşurum.

O anıtın hemen yanı başında bir şiir dile getirilmiş. İnsanın tüylerini diken diken eden yaralı bir kalbin yazdırdığı bir şiir…

Gözlerimizi nemlendiren, okuyanların dudaklarını titreten bir şiir. Tıpkı Necmettin Halil Onan’ın “Dur Yolcu” şiiri gibi…

Bakınız şair o gidenleri “Gittiler” ifadesi ile nasıl yola salmış, nasıl göndermiş...

*                                           

Bin yıllık çınarın dalları gibi

Soylu arıların balları gibi

Sancağın solmayan alları gibi

*

Kanlarıyla karılarak gittiler

Bayraklara sarılarak gittiler

*

Rahmet iner akan sular durulur

Bingöl yaylasında otağ kurulur

Hainlerden bir gün hesap sorulur

*

Bu gerçeği bile bile gittiler

Şehit olup güle güle gittiler.

           *                                             

“Mevzubahis olan vatansa gerisi teferruattır” ne doğru bir söz.

İşte vatan yolunda, vatan uğrunda hep bir aradalar.

Hataylısı, Maraşlısı, Konyalısı, İzmirlisi, Anteplisi kol kola, can canalar. Dağlara taşlara “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” yazdırmakta, ay yıldızlı bayrağına selam durmaktalar. Bu ruhla geldiler bu ruhla gittiler. Bunlar o gece ölümü gördüler. Kahramanlığı gördüler. Bunun yanında ihaneti, alçaklığı, kahpeliği gördüler.

Ve onlar bu gece cenneti gördüler. Nebi’ler Nebi’sini gördüler. Ona gittiler.

Lise öğrencisi iken okullarını bırakıp Çanakkale’ye ölüme koşan Kınalı Kuzulara özenerek gittiler.

Ulu Önder Atatürk’ün “Ben size ölmeyi emrediyorum” emrine riayet ettiler. Başlarındaki kınalarıyla gittiler.

Kabirleri nurla dolsun.

Mekânları cennet olsun.

*

Ey bu şehitler ülkesini yönetenler!..

Bürokratlar, vekiller, parlamenterler.

Askerler ve siviller…

Görmemişseniz burasını gidiniz, görünüz.

Giderseniz orada bir Çanakkale ruhunu görürsünüz.

Orada mertliği ve kahpeliği görürsünüz.

Orada ihaneti ve sadakati görürsünüz.

Orada Çanakkale’deki kınalı kuzuları görürsünüz.

Gidiniz orada Otuz üç mübarek şehidin künyelerini okuyunuz. Onların ruhuna Yasinler, Fatiha’lar gönderiniz.

Ama lütfen bunlara tetik çeken hain elleri affetme gibi bir varsayımı telaffuz bile etmeyiniz. Onların dağların zirvesine kanayan tırnakları ile yazdıkları Mustafa Kemal Atatürk’ün en önemli vecizelerden birisi olan ve Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini anlatan “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” yazılarını sakın ola silmeyiniz, sildirmeyiniz.

Bu otuz üç aziz ve mübarek şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayınız.

Ne olur bizleri bir kere daha ağlatmayınız.

*///*

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI MİNİK BİR YÜREKTEN BABAYA MEKTUP 19 MAYIS’I ANLAYABİLMEK ATATÜRK VE OSMANLI’NIN KÜLLERİ ADALET TEYZE - II - ADALET TEYZE -I-   AHMET TEVFİK OZAN’IN AZİZ HATIRASINA BEKİR SITKI ERDOĞAN OSMAN BAŞ’IN ARDINDAN NİHAT İLHAN PAŞANIN GÖZYAŞLARI     PALTOMUN SOL KOLU VALİMİZ SAYIN HATİPOĞLU GAZETEMİZİ ZİYARET ETTİ KONUMUZ HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI İKİ YÜZLÜ YÜZSÜZ İNSANLAR KISA KISA HAZRETİ SÜLEYMAN VE HÜT HÜT KUŞU GENÇLİĞİM EYVAH MERDİVEN NERİMAN BETÜL ERTEM KUYRUK ACISI  EYVAH Kİ EYVAH NELER GÖRDÜK, NELER DUYDUK BEKÇİ BABA BENİ NİYE DÖVDÜ? ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK AKILDA KALAN ŞİİRLER ARŞİVLER YALAN SÖYLEMEZ KİTAP OKUMAYAN BİR NESİL OLDUK KORKİREM LEYLEK, CÜPPE, SAKAL VE HZ.SÜLEYMAN ADALET TEYZE -I-   24  MAYIS VE 33 ŞEHİT (EN UZUN GECE) 19 MAYIS’I ANLAYABİLMEK BİR MAYIS’IN ARDINDAN HAZRETİ  SÜLEYMAN  VE  HÜT HÜT KUŞU HANKENDİ’Mİ YEMEN Mİ? EYVAH Kİ EYVAH ÇANAKKALE’NİN VERDİĞİ DERS   HANKENDİ’DE GÜZEL ŞEYLER OLUYOR EYVAH EYVAH BUGÜN NE YAZSAM? HAZRETİ SÜLEYMAN VE HÜT HÜT KUŞU EMEKLİ HASAN EMMİNİN PAZAR ÇANTASI MEMLEKETİM UÇTU UÇTU GENÇLİĞİM UÇTU ACILAR DENİZİNİN ACILI ŞAİRİ ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN       10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ GÖKBAYRAĞIN GÖZYAŞI HİNDİ SARIKAMIŞ’TA O GECE BAK DOSTUM… KORKİREM BİR MİSAFİR GÖZÜYLE ELAZIĞ      BİR KAÇ DALDA KISSALAR GÖNÜLLERDEKİ BELDE HANKENDİ SİZ HİÇ ZÜLFİYARE DOKUNDUNUZ MU?.. ATATÜRK’ÜM OLMASAYDI GÜZ MÜ GELDİ RENGİN SOLUK VAH Kİ VAH LEYLEK, CÜPPE, SAKAL VE HZ.SÜLEYMAN SENDE BU ENSE, ONDA BU PARA, BENDE BU YOKSULLUK  SEKSEN BASAMAKLI MERDİVEN İSTANBUL’DA SAHTE DOKTOR YAKALANMIŞ HANKENDİ MAHALLESİ BİRAZDA SOHBET EDELİM OTUR “0” EKMEKTEN SUYA, SUDAN HAVAYA ZAM AA… KRAL! KURTLA KUZUNUN HİKÂYESİ  İLİMLE GİDİLMEYEN YOLUN SONU HÜSRANDIR FELAKETLERE ŞÜKRETMEK SEÇİMİN ARDINDAN 24 MAYIS VE 33 ŞEHİT (EN UZUN GECE) BİZ DE BUNLARI ÖZLÜYORUZ BEKRİ MUSTAFA ULVİYE SAVTUR’UN 50. SANAT YILI AHLAK OLMAYINCA OLUR MU HİÇ DİN İMAN? EMEKLİ VALİ VE ŞAİR RIZA AKDEMİR’İN AZİZ HATIRASINA  RAMAZAN VE İNSAN AH, ATATÜRK AH! ÇANAKKALE RÜYASI LEYLEK, CÜPPE, SAKAL VE HZ.SÜLEYMAN ÜÇ ZARF ELAZIĞ - MALATYA TAKDİRE ŞAYAN İKİ KURUM MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI MUSİKİMİZ VE SPORUMUZ NEDEN HEP ESKİLERİ ÖZLER OLDUK? 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ BİR DOSTUN KALEMİNDEN SAÇMA TARTIŞMA TAKVİMİN SON YAPRAĞI SARIKAMIŞ’TA EN UZUN GECE BÜNYESİNDE AHLAK OLMAYAN HİÇBİR ŞEY GÜZEL DEĞİLDİR ŞİİRİN EFSUNLU GÜZELLİĞİ KASTAMONULU ŞERİFE BACI DESTANI GÖKÇE (LOTOĞLU) KÖYÜ ATATÜRK ELAZIĞ’DA ON KASIMLAR ATATÜRK’ÜN SAVAŞTIĞI DÜŞMANLAR YEDİ DAĞIN HARMANI VE ÇÖLÜN KIBLE TARAFI BEN ANLAYAMADIM ANLAYANA AŞK OLSUN NAİLBEY MAHALLESİ ESKİŞEHİR’DEN BİR DEMET ŞİİR GELDİ ATATÜRK’TEN İSMET PAŞA’YA MEKTUP TAVUĞUN KIÇINDAKİ PETROL BORUSU HANKENDİ MÜJDE ADALET TEYZE -III- ADALET TEYZE -II- ADALET TEYZE -I- AĞLANACAK HALİNE GÜLEN İNSANLAR