İktidarlar her zaman doğru işler yapmaz, bazen yanlış işler de yaparlar. İzledikleri siyaset topluma zarar verebilir, kötü sonuçlar doğurabilir. Hiç bir iktidar kolay kolay yanlış yaptık demez. Bunu söylemek muhalefete düşer. Güçlü bir muhalefet hem topluma hem ülkeyi yönetenlere faydalı olur.
Topluma, onun taleplerini siyasete tercüme ederek, kamuoyu oluşturarak yararlı olur.Bunun en yakın ve bilinen örneği yaşa takılan emeklilerdir. Muhalefetin ısrarlı takibi, iktidarın EYT'liler için yasa çıkarmasına sebep oldu. On binlerce insan hak ettiği emeklilik hakkını kazandı.
Yönetenlere ise göremedikleri yanlışları gösterir, olaylara başka bir pencereden bakmalarını sağlayarak yardımcı olur.
Muhalefeti susturur, medyayı esir alırsanız vatandaş sesini duyuramaz olur.
CHP'ye yönelik butlan kararına biraz da bu zaviyeden bakmak lazım. Maksat sadece CHP'yi susturmak değil, onun arkasındaki kitleyi ve muhalefeti susturmak. Kaç gündür ekonomiyi, ülkeyi nereye götüreceği belli olmayan çözüm sürecini konuşamıyoruz. Niye? Çünkü CHP'deki ayrışma bütün toplumsal sorunları örtmeye, gündemden düşürmeye yetiyor.
Aksini savunanlar olsa da verilen bu kararın hukukla, adaletle, hatta vicdanla alakası yoktur. Karar siyasidir ve tek adam düzenine karşı örgütlü muhalefet bırakmama amaçlıdır. Bu sadece hukuk tarihimiz için bir leke değil, siyasi tarihimiz içinde kara bir lekedir.Zira muhalefeti iğdiş etmenin bir başka amacı muhalefeti iktidar ve onun arkasındaki güç ve güçlerin çizgisine çekmektir. Bunu zaten CB Erdoğan,Şubat 2025'te AKP Ankara il kongresinde söylemişti: Türkiye Yüzyılını inşa ederken muhalefeti dönüştürme görevimizi adım adım yerine getirmekten kaçınmayacağız." Bu itiraf muhalefeti de ben yöneteceğim, bunu mümkün hale getirmek için de onu dönüştüreceğim demektir.Bahçeli, bu -görevin- gereği olarak dönüştürüldü. O da iki mahkeme kararıyla delege iradesinden kaçırılmıştı. Şimdi sıra Kılıçdaroğlu ve CHP'de. Bunda muvaffak olabilirlerse ülkenin kumandalı bir muhalefeti olacak. Ancak CHP'nin kimyası çok ehlileştirilmeye müsait değil,hem parti içi farklılıklara tanıdığı özgürlük, hem de devlet kuran parti olma hüviyeti her ipe başını uzatmayacak bir siyasal bir bilinç kazandırmış ona. Boynuna geçirilmeye çalışılan tasmaya kolay kolay başını uzatmayacaktır. Buna bir de toplumun açık hukuksuzluklara gösterdiği vicdani tepkiyi de ilave etmek lazım. Milletin sesini kısmaya çalışanlar sonunda hep kaybetmiştir.Bu defa da öyle olmaması için bir sebep yok.Bir ülke, bir millet bir kişinin hırslarına kurban ediliyor. Hırsın sonu yok ama sabrın sonu var,toplumu bu kadar germemek lazım. En kötü olan ne biliyor musunuz? Yandaş müteahhitlerden, yandaş gazetecilerden sonra bir de yandaş hakimler ve savcılar grubunun ortaya çıkmasıdır. Her şeyde yandaşlık olabilir ama yargıda olmaz, olmamalı.Adalet için en büyük tehdit budur!