İstanbul’da tekstil üretimi ekonomik olmaktan çıkınca yüzlerce tekstil firması hızla Anadolu’ya yayılmaya başladı. Elazığ, Batman, Diyarbakır, Malatya gibi iller tekstildeki yatırımları alınca doğal olarak çok mutlu oldular.
Tekstil; Emek yoğun bir iş kolu. Bu iş kolunda dünya ile rekabet etmek için dolar bazında rakip ülkelerden daha ucuz üretime ihtiyaç var. Tekstil emek yoğun iş ve dünyada 100 dolar aylık verilen ülkeler var.Tekstilde tekelleşmiş uluslararası firmalar en ucuz üretimi tercih eder iken Türkiye fason üretimde devre dışı mı kalacak?
İstanbul da dünyaca ünlü marka ZARA’YA bayan elbisesi diken arkadaşın üretimini tamamen durdurdu. Yine ihracata çalışan çok dostumuz özellikle Mısır ile rekabet edemediklerinden üretimden çıkmak zorunda kaldılar. Mısırda bir işçinin dolar bazında maliyeti 200-220 dolar iken Türkiye’de 1000 dolarları buluyor. Bu durum, fark yaratmayan fason üreticilerimizin devre dışı kalacağına işaret ediyor.
Ülkeler gelişmişlik durumuna göre sektörleri seçmeli ve o alanda yatırım yapmalılar. Kişi başı geliri nominal değerlerle 10 000 doların üstü olan ülkeler ya farklı bir yöntem bularak maliyet düşürecekler veya emek yoğun işlerden hızlı bir şekilde çekilecekler. İstanbul’da hatta Malatya’da 30 yıl önce yatırım yapanlar yatırım maliyetini karşılayıp birçoğu iyi paralar kazandılar.Son yıllarda yatırım yapanlar maalesef yatırım maliyetlerini kurtaramadılar.
Elazığ da, Batmanda son 10 yılda yatırım yapanların hali ne olacak. Devlet;elektrik desteği mi verir, personel desteği mi verir, ne yapar ise yapsın fakat bu bölgelere yatırım yapanların zararını karşılayacak bir yöntem bulmalı.Bu bölgeler en az 3-5 yıl daha üretime devem edebilmeli.
Markalaşma, farklı üretim teknikleri bulma, dünya çapında marka olacak firmalarımızın fason üretim yapanlara desteği, yine dünya çapında satış yapanların, Türkiye’de üretimde ısrar etmesi belki bu fasoncuların ömrünü uzatabilir.
Türkiye’de sektörler sürekli bilgi ve teknik kapasitelerini artırarak, dünyayı yakından takip etmek zorundalar. Sektörlerin nereye everileceğini zeminin kayıp kaymadığını görmeyenler, sektör zarara sürüklenir iken maalesef yatırım yapıyorlar. Birçok arkadaşım gidişatı görerek bilinçli ve fazla zarara uğramadan sektörü değiştirdiler
Elâzığ’da hazır giyim ve tekstil işsizlik anlamında halkımızı rahatlatacakken bu sektörlerin personel çıkarması hepimizi çok üzüyor. Dünyanın nereye everildiğini tüm iş insanları çok daha yakından takip etmeli, ezberler ile hareket etmemeliyiz.
Almanya; Otomotiv üretiminde yıllarca zirveyi zorlarken şimdi 6 sıraya düştü. Fransa otomotiv üretiminde bizim seviyemize düştü. Onlar 12. Biz 13. Sıradayız.Fazla değil 10 yıl önce bu tablonun olacağına kimse inanmazdı.
Elazığ yeni yatırımlar çekmeli fakat yatırım ve teşvikte çok iyi ve uzun yıllar sürdürülebilirliği olabilecek sektörler desteklenmeli. Ülkemizde iç piyasaya yönelik yatırımlarda açık var ise öncelik oraya verilmeli. Örneğin kırmızı et üretiminde müthiş bir açık var. Bu sektöre yatırım yapılmalı. Devlet öncelikle ithal yerine ikame edilecek sektörlere destek vermeli.
Elazığ konut stoku ve dört tarafını saran gölleri ile cazibe merkezi olmaya aday bir şehirdir. Bu şehrin yatırımları çeşitlendirerek ve hizmet sektörünü önceleyerek hızlı bir gelir artışına gideceğini biliyor, bu yönde çalışanlara saygılar sunuyorum.
