Bir sektörün standartlarını, tüketim miktarlarını ve potansiyelimizi bilmez isek, bir sektörde olmamız gereken yerin ilerisinde miyiz, gerisinde miyiz anlayamayız.
Önce balıkçılık sektörüne bakalım. Balıkçılık daha doğrusu deniz ürünleri tüketimi, dünyada tavukçuluktan da kırmızı etten de çok fazla. Fakat ülkemiz en sağlıklı olan deniz ürünleri tüketimin de çok geride.
Dünyada deniz ürünleri tüketimi kişi başına yılık 19,2 kg tır. AB ortalaması 24 kg tır. Dünyada deniz ürünleri tüketiminde ilk sırada olan Maldiv adaları ortalama 150 kg deniz ürünü tüketmektedir. Uzak doğu da Japonya 70,6 kg ile deniz ürünleri tüketiminde ilk sıradadır.
Türkiye’nin 2023 deniz ürünleri üretimi 1 milyon tonu geçmiştir. Üretimin 454 000 tonu avcılıktan, 553 862 tonu yetiştiricilikten sağlanmıştır. Bu üretimi 2004 ile kıyaslar iseniz muhteşem bir artışı görürsünüz. Bu üretimin tümünü biz tüketsek dahi dünya ortalamasının çok altında balık tüketir durumdayız. Kaldı ki bizin deniz ürünleri tüketimimiz 7,2 kg ile dünya ortalamasının yarısının da altındadır. 2 milyar dolar civarında deniz ürünleri ihracatı yapmaktayız.
Türkiye’de 2004 yılında iç sularda sadece 4 000 ton balık üretiliyordu. Bu gün sadece Elazığ da 24 000 tondan fazla balık üretiliyor. Sadece iç sularda üretim 290 000 tonu buluyor. Bu muhteşem büyümeye rağmen hala çok kötüyüz. Maalesef biz yıllarca dünya değişip gelişir iken seyretmişiz. Bu gün Türkiye Levrek üretiminde dünya birincisi. Alabalık ve çupra üretimin de dünya ikincisi. 8 000 km den fazla kıyısı olan bu ülkede maalesef deniz ürünlerini avlamakta ve üretmekte hala dünyanın ve potansiyelimizin çok altıdayız.
Deniz ürünleri; Sadece parasal değerlendirilecek ürünler değil. İnsanlar için çok değerli olan Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerinin yanı sıra yüksek oranda Potasyum, çinko, fosfor, magnezyum, demir, kalsiyum, sodyum ve selenyum gibi tüm makro elementleri taşırlar.Deniz ürünleri bunların yanında D3 vitamini (kolekalsiferol), B12, A vitamini, B2 vitamini B6 ve B3 yani niasin gibi insan için elzem olan vitaminleri de içermektedir.
Deniz ürünleri içerdikleri yüksek kalitede ve yüksek oranda sindirilme kapasitesi olan proteinve insanın tüm ihtiyacını karşılayacak içeriği ile sağlam bir iskeletin olmasını sağladığı gibi,koroner sağlığa çok ciddi destek sağlamaktadır. Balık tüketiminin eklem ağrılarını, kanseri, depresyonu, öğrenme güçlüğünü, Alzheimer’i, felç olmayı azalttığı bilimsel araştırmalarla ortaya konulmuştur.
Hepimiz deniz ürünlerinin değerini iyi anlamalı dolaysı ile denizlerimizi ve göllerimizi asla kirletmemeliyiz. Deniz kirlenince deniz suyunda bulunan oksijen oranı azalmakta optimum değer olan 7-9 mg / ltnin altına düşülen durumlarda balıklar oksijensiz kalarak ölmekte veya çoğalamamaktadır. Tüm çevrecilerin daha doğrusu insanım diyen her kişinin, denizleri korumak görevidir.
Son yirmi yılda hızla büyüyen balıkçılık sektöründe daha gidecek çok yolumuz var. Ülkemizi ve insanımızı seven her kişinin suları temiz tutması ve çok değerli olan deniz ürünlerinin üretimini desteklemesi gerekir.
Ülkemiz yöneticilerinin bu ürünleri bizim insanımızın tüketmesi gerektiğini anlaması ve bunun için politikalar geliştirmesi ümidiyle, bu sektörün büyümesini sağlayan ve sağlayacaklara saygılar sunar tüm halkımıza sağlık dilerim.
