Bu eziklikten, bu geçmişimizi saf gören zavallılıktan ne zaman kurtulacağız. Dünyanın öküzün boynuzunda olduğunu anlamayanlar, dedelerini saf görüyorlar.
Dünyada yaşam başladığından beri insanlar hayvanların etinden sütünden çoğu zamanda gücünden faydalanmışlar. Tarım devri başlayınca toplumların birinci önceliği evcilleştirile bilen hayvanların gücünden faydalanmak olmuş. Çeşitli milletler; atları, filleri mandaları, eşekleri en çokta sığırları kullanmışlar.
Dünyada yerleşik hayata geçiş arttıkça, tarımsal üretimler artmış ve bu dönemden sonra dünyanın en değerli hayvanı öküzler olmuş. Ogünlerde öküzleri çok olan insanlar tarım alanlarını oluşturmaya tarlaları ekmeye başlamışlar. Özellikle Mezopotamya’daki insanların en çok ektiği kutsal kabul ettikleri buğdayı ekebilmeleri için önce tarlaların işlenmesi gerekiyordu.
Öküzler; tarlaların bitkisel üretim için hazırlanmasında muhakkak olması gereken en önemli araçtı. Motorlu araçların olmadığı bu dönemlerde tarlaların sürülmesi, ekinin ekilmesi, ekinlerin taşınması, gem gezdirilmesi hemen her iş içim vazgeçilmez, evin en değerli hayvanı öküzdü. Dedelerimizin ana geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktı. Hayvancılık olmasa yani öküz olmasa tarımsal üretimin olma ihtimali sıfıra iniyordu,
17. Yüzyılda başlayıp Avrupa’yı kasıp kavuran sığır vebası 19. Yüz yılda İzmir’den başlayıp tüm Anadolu’ya yayıldı. Sığır vebası nedeniyle tüm hayvanlar ölünce tarımsal ürün üretilemiyor, birde hayvansal ürünler, et ve süt ürünleri de bitiyordu. İnsanlar karınlarını doyurmak için tekrar avlanarak yaşayacakları, mağara devrine geri dönüyorlardı.
17. Yüz yılda AVRUPADA sığır vebası salgıları başladı. Hastalık Tataristan’dan, Don ve Volga nehirleri boyunca yayılıp Moskova’ya ulaştıktan sonra Lehistan, Macaristan, Prusya, Avusturya, Güney Almanya, İsviçre, İtalya, Fransa, Hollanda ve İngiltere’ye bulaştı. Hollanda’da 300.000 sığır ölmüş. Yeterli önlemler alınmadığı için 17. yüzyılın sonlarından itibaren izleyen elli yıl içerisinde veba-i bakarî’den (sığır vebası) telef olan hayvan miktarı sadece Almanya’da 30.000.000 iken, bunlar dâhil bütün Avrupa’da 200.000.000’a ulaşmış.
Sığır vebası 19. Yüz yılda İzmir’den başlayarak tüm Anadolu’ya yayıldı. Osmanlının çöküşünde etkili olduğu bilinen bu hastalıktan dolayı tarımsal üretimle beraber et ve süt üretimi de bitme noktasına gelmişti. İşte bu dönemde insanlarımız öküzün değerini çok iyi ifade eden ‘’dünya öküzün boynuzundadır’’ ifadesini kullanmaya başladı. Öküz olmaz ise dünyada yaşamak zor anlamına gelen bu ifadeyi kullanan dedelerimizi saf sananlar bu ifadeyi yanlış yorumlayıp dedeleri ile dalga geçiyorlar. Oysa dedelerimiz öküzün dünya ve insanlık için ne denli değerli olduğunu tek cümle ile mükemmel anlatmışlar.
Bu gün beyni nadastaki insanlarımız, bu mecazi ifadeyi, dedelerimizi aşağılamak için kullandığına şahit oluyorum. Geçenlerde konferansta Deprem Bilimci Naci Görür hocanız dâhil, İşbirliği ve Proje Gurubunda arkadaşlarımın bu durum sıradan insanlar gibi yorumladığını görünce çok üzüldüm. Kulağımıza üflenen her ifadeyi doğru sanan saflıktan kurtulma ümidiyle tüm okuyuculara saygılar sunuyorum.
