https://www.elazigharputgazetesi.com/files/uploads/user/98da8504415f24bc2b36734096000875-7dc0ef7b5d569489766f.png
Av. İrfan SÖNMEZ

İslam, demokrasi diktatörlük

23-06-2025 11:14 588 kez okundu.

İslam dünyasında; adaletsizliklere, despot yönetimlere karşı arayışlar sürüyor.

Batı dünyası, yaşadığı tecrübelerden ders alarak, gücü kişilere değil yasalara verdi, kurumlar arasında güç paylaşımı yaptı. Yönetimde her türlü keyfiliğe son verdi.

Kuvvetler ayrılığı bu tecrübenin sonucudur.

Müslüman dünyada ise tam tersi oldu. Dünya değişti, sosyal ilişkiler farklılaştı ama siyaset biçimi değişmedi. Güç tekelciliği devam etti. Yirmi birinci yüzyılın toplumu, on küsur asır öncenin toplumunun gelenek ve kültürüne göre yönetilmeye devam ediyor. Demokratikleşmiş tek bir İslam ülkesi yok. İstisnası Türkiye'ydi, o da son çeyrek asırda gittikçe diğer Müslüman ülkelere benzemeye başladı, bütün gücü bir kişinin nefsinde topladı, demokratik görünümlü bir krallık üretti. Kral güçlendirildikçe ülke zayıfladı, halk geçmişi aramaya başladı. Her yetkiyi bir kişiye devrederek onu güçlendirmek, ülkeyi güçlendirmek olarak sunuldu, toplum iğfal edildi.

Muhammed Müçtehit Şebüsteri, İranlı bir düşünür. İran'ın baskıcı ikliminde demokrasi ve insan haklarına dayanan bir yönetim anlayışının savunuculuğunu yapıyor. Ufuk açıcı, farklı ve yeni çözüm önerileri ile dolu eserler verdi. "Resmi Dini Söylemin Eleştirisi" bu eserlerin başında geliyor. İnsan Hakları, Din-devlet ve siyaset ilişkisi , din içi- din dışı çoğulculuk gibi günümüzün sorunlarına ikna edici cevaplar veriyor. Rasyonel akıl ve çağın ruhuna uygun önerilerde bulunuyor. Resmi dini söylemin(İran) karşı karşıya olduğu büyük krizi iki sebebe bağlıyor, bir; İslam'ın bütün zamanlar için geçerli siyasi, iktisadi ve fıkıhtan kaynaklanan hukuki bir sistem olduğunun ileri sürülmesi, iki; devletin İslam hükümlerini uygulamakla yükümlü olduğunun savunulması. (s.15) Şebüsteri, bu iki gerekçe ve yorumun yanlış ve dayanaksız olduğunu söylüyor.

Son yıllarda yaşananlar, geleneksel siyaset anlayışıyla, din -siyaset ilişkisinin çözümlenemeyeceğini, bugünün girift sorunlarına çare olmayacağını gösterdi. Geçmişle bugün arasındaki sosyal-kültürel mesafeyi dikkate almayan her çözüm arayışı yeni sorunlar yaratmaktan başka işe yaramadı. Şebüsteri bu gerçeğe işaret ederken, " fetva ve içtihatların daima kendi dönemlerinde geçerli olan akılcılığa uygun olarak yapıldığını," söyler.(s.172) Bu, bugünün içtihat ve fetvalarının da bugünün -akılcılığına- uygun olması gerektiğini ihsas eder. Bugünün akılcılığına uygun fetvalara, müziğin helalliği, evlenme akdinde eşin haklarına riayet edilmesini sağlayacak şartların konulması, sigorta ve banka sözleşmeleri, yapay döllenme, organ nakli gibi konularda verilen fetvaları örnek gösterir. Müslümanların gayrimüslimlere, erkeklerin kadınlara üstünlüğünden bahseden fetvaları ise çağın ruhu ile örtüşmeyen fetvalara örnek gösterip sorar: Belli tarihi şartlarda, belli işlevleri yerine getiren, bu tür fıkhi hükümleri İslam’ın bütün zamanlar için geçerli hükümleri olduğunu kabul edebilir miyiz? Artık kadınların evlerinden çıktığı, siyasal sosyal, iktisadi ve kültürel hayata katılarak toplumun kaderinin belirlenmesinde rol oynadıkları bir çağda, hala dini açıdan erkeklerin kadınlardan üstün olduğu savunulabilir mi? Cevabı olumsuzdur.

Siyasi konularda ise, eski fetvaların, çağımızda akli bir açıklama ve gerekçesi kalmadığını, bu fetvalara uyulması halinde Müslümanların zarar göreceğini, yapılması gereken ilk işin, gücün tek elde toplanmasının önüne geçilmesi olduğunu, belirtir.(s.175)

Peki bu hangi yöntem ve yönetim biçimi ile sağlanacaktır?

Bu soruyu kitap boyunca Şebüsteri de sorar:" Acaba sanayileşmiş toplumlarda adaleti gerçekleştirecek en ideal yönetim şekli demokrasi midir? İnsanların saygınlığı ve onuru hangi sistem içinde en iyi korunabilir? Elimizde bulunan siyasetle ilgili fetva ve teoriler bu sorulara cevap verebilir mi? Bazı örnekler verdikten sonra bu soruların cevabını yine kendisi verir ve çağımızda bu ve benzeri konular açısından siyaset fıkhının akli mecrasını kaybettiğini" söyler.(s.176)

Şebüsteri, düşüncesini temellendirmek için dikkatini, geçmişin bu ve benzeri konulardaki fetvaların dayandığı naslara çevirir: Önce acaba bu naslar çağımızın sorunlarına cevap vermek istemişler midir? diye sorar, sonra da bu nasların, indiği asırdaki sosyal, siyasi ve kültürel gerçeklerle ilişkili olduğuna dair Kuran'da pek çok delil ve karine olduğunu belirtir. Yani bu naslar, adı geçen gerçekleri daha adil ve ahlaki hale getirmek için inmişlerdir. "Elimizde bulunan delil ve karineler, kısas, diyet ve hadlerle ilgili hükümlerin hedefi, o dönemde Araplar arasında yaygın olan intikam alma olgusunu daha adil ve ahlaki yapmak ve daha zalimce intikam almayı önleme maksadına matuftu," der.(s.177) Kısas ayetini örnek veren Şebüsteri, ayette amacın cezalandırmak değil, sınırlandırmak olduğunu, Hz. Peygamber'in suçların ispatı için çok zor şartlar getirerek hadsiz öldürmelerin önünü almaya çalıştığını belirterek düşüncesini temellendirir. "Çünkü O, bu konularda kendi döneminin adil ve akılcı örfüne göre hareket ediyordu, dolayısıyla bu nasların -tarihsel - olarak okunması gerekir, bu da o nasların belli hükümlere değil, adalet ve rahmete delalet ettiğini gösterir.(s.177)

Yani, bu naslar adalet ve rahmete delalet ettiğine göre bizim de o ayetlerin gayelerine bağlı kalarak bugünün adalet ve rahmet anlayışına göre çözümler üretmemiz gerekmektedir. Bu, hadler ve muamelatla ilgili ayetlerde, lafızla değil, maksatla amel etmek gerektiği anlamına gelir.Çünkü, "Kuran ve Sünnet'in o dönemde Hicaz'da yerleşik aile, toplum, yönetim, yargı ve benzeri olgulara müdahale etmesi, o insanların önüne bir kanun sistemi koymak için değildi. Zaten bu kanun ve düzenlemeler sözlü bir gelenek halinde vardı. Bu müdahalenin amacı, tevhid yolunun önünde ahlaka, insanlık onuruna ve adalete aykırı düşen şeyleri bertaraf etmekti...Araştırmalar, belli bir toplumda geçmişten kalan bazı yasa ve geleneklerin insanların manevi seyrini engellediğini veya zorlaştırdığını ortaya koyarsa, bunları düzeltmek veya değiştirmekte asla tereddüt edilmemelidir. Bu tarz bir düzeltme ve değişiklik, muamelatın aile kurumu, devlet, yargı, hadler, kısas, diyet vb. bütün alanlarda yapılabilir. Böyle bir uygulama evrensel bir kanunun değiştirilmesi değildir. Zira, bu alanda değişmeyen ilahi kanun, bu manevi tevhidi sürecin hakkaniyetinden kaynaklanan değerlerdir. Her asırdaki kanunların işte bu değerlerle uyumlu olması gerekir. Yapılan, ilahi kanunu değiştirmek değil, aksine ilahi değerlerin korunması yönünde atılmış bir adımdır. Bu bizzat Hz. Peygamberin başlattığı bir iştir."(180-183) Hiç şüphesiz bu düzenleme ve değişikliklerde Kuran ve Sünnetin genel çerçevesi göz önünde bulundurulmalıdır.(s.114)

Yazar, bu sonuca, sosyal ve kültürel değişmelere bağlı olarak emir ve nehiylerin her asırda farklı şekillerde anlaşılabileceği gerçeğinden hareketle varır. Böylece zamanla, Kuran’ın anlaşılması arasında bir ilişki kurar. Bu ilişkinin sonucu olarak da" Adalet ve İslam'ın maksatlarına geri dönmemiz, bunlara sadık kalarak çağımızın akılcılığıyla uyumlu bir adalet anlayışı geliştirmemiz ve bu anlayışın doğrudan karşılığı olan yapı ve kurumlar oluşturmamız" gerektiğini belirtir.(s.188)

Peki, çağın akılcılığı ile uyumlu adalet anlayışı hangi siyasal düzende gerçekleşecektir?

Şebüsteri'nin cevabı açıktır: mevcut pek çok fetva ve teorinin yerine insan haklarını esas alan demokratik bir nizam. Zira, bugünün dünyasında demokrasi, diktatörlüğün karşısında yer alan bir yönetim şeklidir. İnsanlar ancak demokrasi yoluyla kendilerini yönetmeye, sosyal ve siyasi kaderlerini ellerinde tutmaya çalışırlar.(s.116)Günümüzde sadece demokrasi dini değer ve tecrübenin gelişmesine hizmet edebilir.(s.79) Diğer yönetim şekillerinin çoğunda toplumun kaderi bir kişi veya azınlığın elindedir. Oysa demokrasi ne azınlığın ne çoğunluğun yönetimidir. Onu dinle mukayese etmek yanlış ve hatalı bir tutumdur. Çünkü demokrasi dünyevi bir yaşama biçimidir. İnsanların inançları ve bunların uhrevi sonuçları ile ilgili yargıda bulunulmasını mümkün kılacak bir ölçüt veya ilke değildir.(s.118) Çağımızda bütün toplumlar kozmopolittir, içinde farklı unsurlar taşır, bu sebeple devlet tek taraflı ideolojik dayatmalardan uzak olmalı, şiddet ve baskı uygulamamalıdır. Aksi takdirde sonuç, din ve ilahi değerlerin gözden düşmesi ve herkes için yararlı olguların yozlaşması ve zedelenmesi olur.(s.120) Sadece demokrasinin varlığı sayesinde yönetenlerin hata ve yanlışlarının önüne geçilebilir. Çünkü demokrasi, çok katmanlı denetim mekanizmalarıyla hatalı tasarrufların önünü keser onu en aza indirir. Onun için yazar yöneticinin vasfıyla değil, yönetim sisteminin özellikleri ile ilgilenir. Sistem doğru tesis edilirse yönetenin kişiliği önemini kaybeder, keyfiliğin yerini hukuk alır.

Şebüsteri bu değerli çalışmasında, günümüzde cevabı aranan birçok soruya kendi zaviyesinden cevaplar verir. Hoşgörü, cumhuriyet, demokrasi ve dindarlık, şura ve adalet, sivil toplum, insan hakları beyannamesi, siyaset fıkhı, resmi dini söylem(İran yönetiminin),İran anayasası, din ve fıkıh, dinin yorumlanması, din içi -din dışı çoğulculuk ve hegemonya, fıkıh ve kadın hakları, düşünce özgürlüğü gibi birçok konuda ikna edici analizler yapar. Bizde din adına milli/ulus devlet reddedilirken, Şebüsteri İran anayasasını yorumlarken, milli devleti savunur. Devletin din tebliğ edemeyeceğini ancak her dinin yaşanmasının önündeki engelleri kaldırması gerektiğini söyler. Demokrasiyi savunur Müslümanca bir demokrasinin gerçek dışı olduğunu belirtir. Her türlü baskı ve dayatmaya karşı çıkar ve "baskı ve diktatörlüğün, özellikle din kisvesi altında olanı da dahil, her şeklinin mahkûm edilmesi çağrısında bulunur.(s.126)

Saydığım konulara ilgi duyan, nasıl bir yönetim, nasıl bir devlet sorularına cevap arayanlar için, -ufuk açıcı, etkileyici - dikkatle okunması gereken bir Kitap. Her kitaplıkta bulunmalı.

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI İhtiras aklı Çare demokrasi ve adalettir Yargının Butlanı Emevilerin yolunda... Ülkeye başka ortaklar aramak Kurucu önderlikten barış koordinatörlüğüne Din, dünya ve ulema Tom Barract'ın Türkiyesi Buna büyük devlet siyaseti denilebilir mi? Sıradaki kim? Macaristan seçimleri: Hiçbir otokrat yenilmez değildir! Savaşın bir galibi var mı? Kürtleri Apo'nun kucağına itmek, kürdün kürde mektubu Bir yiğit öldü diyeler... Süreci anlamak Bugün ile aramızdaki dün Bilgi ve enformasyon savaşı Din savaşı mı, çıkar savaşı mı? İran'a bakmak BOP'a selam sürece devam Laiklik bildirisi Ver cumhurbaşkanlığını, al istediğini Fenerbahçe- Notthingham maçı ve... Bir kitap ve bir yazarın çığlığı Ahde vefa ve parti değiştirmek Yeni bakanlar: Apo’yla barış muhalefetle kavga Maskeli bölücülük Tarih bize diyor ki… Atatürk'le mücadele ettiğiniz kadar... Terör örgütleri rica ve minnetle dağılmaz! İç cephe İYİ Parti kongresi Suriye'nin üniter yapısı kaldı mı? Bu kafayla mı? Ülgener ve iktisadi çözülme BİR HAYALİN PEŞİNDEN KOŞMAK Yargı yoluyla muhalefet'in CB adayını belirlemek Barış komisyonu Sevr komisyonuna dönmesin! YPG oluşumu kimin eseri? Yılgınlık yok, kimse bu ülkeyi bölemez Zana ve kötü tezahürat Bir ülke nasıl bölünür,nasıl bölünmez? Zindandan çıkamayanlar Ümmet ve millet Bir Kürtleşme hikâyesi; Koç Mehmetler Devlet aklı değil, Apo'nun aklı Sevr'le olmadı, Apo ile deneyelim Dersim isyanı, yalanlar ve gerçekler Trump'ın övgüleri Akrebin iğnesi İspanya'yı mahvettik hadi Türkiye’yi de mahvedelim TÜRKİYE'Yİ HANGİ MODELLE BÖLELİM? Kuzey İrlanda dersleri İran ve eğitim dili Geçmişi kullanma kılavuzu Bir hatıra ve İslam’ı yiyen İslamcılık Tarih ve gerçek Anlayana sivrisinek anlamayana davul zurna… Öcalan için sansür istemek Hainleri ödüllendirmek vatanseverliği cezalandırmaktır Bir fotoğrafın düşündürdükleri… Fevkalenin fevkinde… Milliyetçiliği daraltmak Bu neyin komisyonu? Aç canavara yaltakçılık onun iştahını artırmaya yarar! Devirler değişiyor, güç tutkusu değişmiyor… Kırk beş yıl sonra… Onlar örgütlere ne yaptı biz ne yapıyoruz? Örgütü cesaretlendiren ülkeyi yönetenlerin kullandığı dildir Bu din dili dindar üretmez! Root Zeynus Botnet Satişi ÜST KİMLİK YOK EDİLİRSE… DİN VE MİLLİYETÇİLİĞİN SERMAYELEŞTİRİLMESİ AMACA ULAŞMAK İÇİN HERŞEY MÜBAH MI? Asıl Tehdit Dil birliği olmayınca… Devlet deneme tahtası değildir! Bu bir çürümedir Cumhur’un masasına meze olmak! Düşünmeden konuşmak Komisyon tuzağı Bu yol, yol değil! Lübnanlaşma ve kota siyaseti Tarihten ders almak: Peru Aydınlık Yol Örgütü ve biz Terörsüz Türkiye’ye evet, milli devlete suikasta hayır! Onlar ne yaptı biz ne yapıyoruz? Kahrolsun metan gazı! Değişen Öcalan değil… Başbağlar’da… Bu mudur devlet aklı? Devlet aklı kimin aklı? Uyanın ey Mısırlılar! Adalet yoksa… Öcalan’ın sözcüleri… Apo’nun peşinde kurtuluş aramak İran dersleri Yeni bir despot liderler çağı Bir işkence biçimi olarak cezaevinden cezaevine sevk Cübbeli cehalet Adalet gecikir ama asla şaşmaz Dini söylemin insanileştirilmesi Dil meselesi ve Özgür Özel Emri hak vaki oluncaya kadar… Devlet aklı mı? Çıkar aklı mı? CHP’ye operasyonlar neyi hedefliyor? Müslüman sokağında demokrasi PKK bahane Hani tasfiye şartsızdı? Endişe etmekte haksız mıyız? Yeni Belediyeler Yasası, Niçin? PKK aslında ne demek istedi? Bir gün milliyetçileri ikna ederlerse… Denetimsiz güç ve yozlaşma Turpun büyüğü Kıbrıs’ta Yolsuzluk ve hukuk Muhalefeti susturmak Terörsüz Türkiye neyin bahanesi? Sorunun adını doğru koymak! Sevr’e Dönüş AKP kime hizmet ediyor? Allah adına konuşmak Bahçeli’nin anayasa çağrısı Memlekete Apo lazımsa… Bir adalet sorunumuz yok mu? İmamoğlu’nun diploması İspanya örneği üzerinden spekülasyon Deizm ve inkara giden yol Terörü bitirmenin karşılığı egemenliği paylaşmak olmamalıdır Kabileleşmeyi kim istiyor? İlk izlenimler AKP kongresi: Her şey bir defa daha seçilmek için ÖRGÜT’ÜN GİZLİ MECLİSİ DTK VEYA HDK HÜDAPAR ve DEM, madalyonun iki yüzü Devletle AKP’yi ısıttık, şimdi sıra milliyetçilerde… BAKLAYI AĞIZLARINDAN ÇIKARDILAR. ÖCALAN DEĞİŞMEDİ, BİZ DEĞİŞTİK. Millet düzelmedikçe hiç bir şey düzelmez! Adaleti yıkmak Diktaya giden yol! Kolombiya ne yaptı biz ne yapıyoruz? İki Dillilik Terör ve ayrılıkçılık üzerine bir çalışma Barzani'den akıl almak Esas amaç terör mü, yeniden seçilmek mi? Bu seviye ile aleme nizam vermek Terör yoluyla millet inşası Grup hakları üzerinden tartışma olmaz! Ağla ey halkım Özür diliyorum Yirmi iki yılın öğrettikleri Silahsız militanlar Suriye’nin bütünlüğü; iki tutum Ezberlerimiz değil gerçeklerimiz var Öcalan umut etme hakkından yararlanabilir mi? Sarıklı sakallı BOP Suriye dağılırken Fanatizm HER ŞEY OLUP BİTTİĞİNDE GERİYE NE KALACAK… Yeryüzünün lanetlileri Eğri cetvelle düz çizgi çizilmez! Çaresiz değiliz Bu günah hepimizin... Vatan, millet, din, iman eşittir Erdoğan Her yanlış hamle bölücülüğe hizmet eder Kim kazandı? Kaybeden yine millet Milli felakete doğru Bir devlet aklı var mıydı? Birliğe çağrı Apo’yu paşa yapalım mı? Hırsın dini var mı? Yeni bir çözülme süreci mi? Paralel din İsrail üzerinden iç politika Sinan Ateş dosyası ve tehdit siyaseti Lübnan dersleri ve milletin çeşitliliği Yapıcıoğlu’nu kim konuşturuyor? Siyasette tutarlılık ve inandırıcılık Teğmenlerin yemini Yargıtay’ın ziynet kararı ve düşüncelerimiz Malazgirt neyin aleti? Cami ve siyaset Siyasi ahlak ve milletvekili transferi Dava ahlakı olmayınca Stratejisiz muhalefet Haniya suikastı Ahlaksızlığa çağrı! Tarikat, hakikat ve yalan Nasıl bir ülkücülük? SEKİZİNCİ YILINDA 15 TEMMUZ Sorumluluktan kaçmak Alın size muhacir Cevabı verilmeyen soru Havanda su dövmek Nasıl bir tanrı idraki? Gerçek bir yumuşama mümkün mü? Kayyım ATEŞ CİNAYETİ VE BİR ZİHNİYET ANALİZİ Ruanda ile turizm anlaşması mı? Düşman ve düşmanlıklardan beslenmek Özgür Özel nereye koşuyor? Zaman mekân ve din algımız Yargı bağımsız mı gerçekten? Sinan Ateş iddianamesinin söyleyemedikleri Erdoğan, Özgür Özel görüşmesi İYİ Parti kongresi, Akşener’in vedası Hak'ka batılı karıştırmak Şimdi milliyetçilik yapma zamanı Dil üzerinden bölücülük Balkon konuşmasının satır araları Milliyetçiliğin özlü bir tarihi Ahlaksız siyaset kaybetti Kazanan demokrasidir Tony Blair'in yolculuğu Kazanan milliyetçilik olmalı Bir terör saldırısının düşündürdükleri Asıl tehdit bu siyaset tarzıdır Ülkücülük yağmalanırken Yerlikaya ve mafya operasyonları Bülbülü öldürmek DEM üzerinden milliyetçilik Biz seyrederken yahut siyasi münafıklık Mülakatlar ve iktidar Korkuları yönetmek Milliyetçilik ve İslam Sisi ile barış Montaigne haksız mı? Zana ve Ahmet Türk’ün çağrısı İslam düşüncesi ve ikbal Enkazdan oy çıkarmak! Aynı kaba tükürmek Düşün artık yargının yakasından Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail kararı Şeyhefendi'nin rüyasındaki Türkiye Sinan Ateş dosyası neyi bekliyor? Terörle mücadelede söz birliği ve kararlılık Deizm ve Kuran SULTAN DİNİN İKİZ KARDEŞİ OLUNCA Şehitlerimize dokunmayın! Dağın sözünü meclise taşımak Kabuk bağlamış yaraları deşmek ŞEHY SAİD ARAP'I SEVMEK YAHUT SEVMEMEK Kuyu ve külhan YUNANİSTAN ZİYARETİ İYİ Parti’nin kararı MİLLİYETÇİLİK VE MODERNİZM Atatürk Demirtaş’a selam gönderir miydi? Türkiye'de din anlayışında değişim süreci Yargı bağımsızlığı ABD/İsrail yapımı soykırım CHP’de yeni dönem Meclisin imkanlarını milletin aleyhine kullanmak! Kurtuluş paradoksu NİCE YÜZ YILLARA İslam düşüncesinin siyasal ufku Irak, Suriye, Libya ve Filistin, ya sonra?  Para ve Faiz FİLİSTİN,İSRAİL,BATI’NIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ Hamas'ın saldırısı ve Filistin sorunu Öz vatanda sığınmacı olmak AİHM kararları ve çifte standart Mafya ile mücadele Tek dil, bütünleştirir Edepsizliğin dini yoktur!  Cabiri; yeniden yapılanma -2 Bölünme Anayasası DAĞINIK MUHALEFET BİN DOKUZYÜZ YETMİŞ SEKİZ Tarihi parçalamak İtaat ve itaatsizlik üzerine Milliyetçiler nasıl birleşir? Milliyetçilerin birliği Cabiri ve yeniden yapılanma BAHÇELİ’NİN İTTİFAK ÇAĞRISI Çürüme Yerel seçimlere doğru, ittifak mı, tek başına mı? İSLAM VE SİYASET Hukuk olmadan ekonomi düzelmez! VATANDAŞ NEREDE, MUHALEFET NEREDE? ZAM YAĞMURU VE ALDATMA USTALARI İslam, demokrasi ve Türkiye Bu kafayla mı? KAYBETME PSİKOLOJİSİ İLE SEÇİM KAZANILMAZ Fransa’dan ders almak MERDAN YANARDAĞ, ÖCALAN İYİ PARTİ KONGRESİ VE YENİ SİYASETİN İPUÇLARI Bir kitap ‘Popülizmin küresel yükselişi’ Dini cehalet ve fanatizm Sorunumuz din ve milliyetçilik satanlardır 14 MAYIS SEÇİMLERİ VE BATI BİZ PKK'YA BAKARKEN... Yeni hükümet ve beklentiler Suçlu sadece muhalefet mi? Gyges'in yüzüğü yahut bağımlı yargı BİR HATIRA:GÜN SAZAK'IN ARDINDAN Geleceğini başkalarının ellerine bırakan toplum Anketler ve sonuçlar TARAFIMIZ BELLİ! Ayrıştırma siyaseti yerine birleştirme siyaseti Türkiye değişim istiyor AKP giderse... Milliyetçiler birleşiniz! Zamansız söz kime yarar EKONOMİK KRİZ,MİLLİYETÇİLİK VE AYRIŞMA Enfokrasi Testi kırıldı Akşener ve Altılı masa DAHA SORGULAMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ? Zaman daralıyor AFET BÖLGESİ, KADER-TEDBİR Deprem, Hatay ve Sığınmacılar Acımız büyük Büyük felaket Akşener ne diyor? Ortak politikalar metni, bir iktidar sıçraması Her seçim İmralı KARNE HEDİYESİ Bu sese kulak verilmeli FAY HATLARI ÜZERİNDE SİYASET Tutukluluk ve siyaset SİNAN ATEŞ'İN YAKTIĞI ATEŞ Yeni bir milliyetçi sıçrama ŞİDDET KÜLTÜRÜ Robotların duyguları yoktur! Tepkileri toplumsallaştırmak Seçilmiş travma Akşener’in suçu! Sosyal medya ve seçimler HERKES İÇİN ADALET Mahkeme kararı ile Kılıçdaroğlu’nun önü açıldı Yargı’nın intiharı ÇOCUK İSTİSMARI, STRATEJİSİZLİK ASKERİMİZ FAKİRDENDİR POST KAVGASI DEĞİL,VATAN KAVGASI Seçmenle duygusal ilişki kurmak YALANLA AVUNMAK Telafisi olmayan bir seçim Parti kapatma: Hukuk ve siyaset Sisi, Esat, muhalefet Parti kapatmak HDP, HANGİ MASANIN ALTINDA? HDP ile görüşme YERLİ VE MİLLİ OTOMOBİLDE SORULAR Suçlu bulundu: Türklük SİYASÎ İSTİKRAR VE GÜNDEM Kapanmış yarayı deşmek Fakıbaba, erdemli siyaset SİYASETÇİNİN BAŞARISI NE İLE ÖLÇÜLÜR? SEÇMEN EĞİLİMLERİNİ ANLAMAK Demokrasi ne ile var olur? YORUMA AÇIK OLMAYAN NAS BUDUR! BİZDEN Mİ OLSUN, ONDAN MI OLSUN? Bu kafayla terör bitmez! Sığınmacı sorunu, biz ve ABD SİYASİ NEZAKET VE CHP AHLAK KRİZİ Anketler ne diyor? İttifak ve nezaket Selçuklunun Osmanlının torunu, cumhuriyetin çocuklarıyız... Adaylık tartışmaları CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? YA HUKUK DEVLETİ YA YOLSUZLUK DEVLETİ KAFALAR DEĞİŞMEDİKÇE TARİH ÜZERİNDEN KUTUPLAŞTIRMA İMAM HATİPLER VE ŞARKICI GÜLŞEN EKONOMİK SORUNLARI ÇÖZECEK KADRO Doğru aday, kazanacak adaydır Keskin dil barış getirmez PARTİLER, İHTİMALLER