https://www.elazigharputgazetesi.com/files/uploads/user/98da8504415f24bc2b36734096000875-7dc0ef7b5d569489766f.png
Av. İrfan SÖNMEZ

Bu din dili dindar üretmez!

31-08-2025 15:21 645 kez okundu.

En temel sorunlarımızdan biri, din aklının geçmişte kalması, çağın aklıyla çelişmesidir. Din adına konuşanlar, bugünün akıl ve idrakine hitap etmedikleri müddetçe, dinden çok deizme, ateizme, inkara hizmet etmiş olurlar.

Doğru olan, din aklıyla zamanın aklını buluşturmak, dini bugünün aklının alacağı şekilde sunmaktır.

Ne yazık ki, sahnede olanların çoğu akıl bile denmeyecek bir din dili ile konuşuyorlar. Kaş yapalım derken göz çıkarıyorlar.
Geçtiğimiz günlerde cüppeli bir cahil, “İzmir Yunan işgalinden tefriciye (zor zamanlarda Allahtan yardım istemek için yapılan dua)ile kurtuldu, millet de zannediyor ki, bilmem kim kurtardı,” dedi.

Meşayih öyle yazmışmış… Bu ifade bu kişinin kim bilir kaçıncı - din dışı ve dini örseleyen- ifadesi. Ortalama bir akıl, bu ifade karşısında şunu düşünür: madem bu işler dua ile oluyor, onca duaya rağmen Kerbela niye yaşandı. Hz. Peygamberin - en sevgili torunu-niçin katledildi?
Gazze ve Doğu Türkistan kan ağlıyor, dua ile bu işler çözülüyorsa niye bir - tefriciye- okuyup çözmüyorsunuz?

Şartları oluşmamış hiçbir şey duayla gerçekleşmez. Siz savaşa hazırlık yapmayacaksınız, aklı/bilimi kullanmayacaksınız, gerekli teknolojiye sahip olmayacaksınız, ama duayla bütün engelleri aşacak, problemleri çözeceksiniz.

Yıllardır anlatılan din budur! Böyle olunca da askere, silaha, uçağa, gerek kalmıyor. Bolca dua ehli yetiştirir her meselenizi çözersiniz.
Duası Hz. Peygamberden daha sevgili olan kim vardı? O bile Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te savaşmadı mı? Dua yetse, o dua eder gök ehli âmin der,o iş biterdi. Çünkü o biliyordu ki, sünnetullah veya adetullah (Kâinatın işleyişi)  böyle olmuyor. Bir şey istiyorsanız önce icaplarını yerine getireceksiniz. Dua, ancak icapları yerine getirildikten sonra bir anlam ifade eder. Savaşanların, davasına inancını güçlendirir, mücadelemizi -duası makbul olanlar da onaylıyor- diye moral motivasyonlarını artırır, cephede olanların maneviyatını besler, ölüme hazır hale getirir.

Yoksa, topun tüfeğin karşısına taş ve sopa ile gidene dua savaş kazandırmaz. Cübbeli cahilin, bu sözü söylemesinin esas nedeni, tam da milli mücadelenin- zaferle taçlandığı bir günde, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını değersizleştirmek, gözden düşürmek için.
Hayatında elini sıcak sudan soğuk suya sokmamış bir kişi, hayatı cephelerde geçmiş insanları küçümsüyor, onları maşeri vicdandan silmeye çalışıyor. Millete ahlak öğreteceğine din,vicdan ve hakikat dışı görüşleri ile toplumu zehirliyor.

Oysa gerçek mutasavvıflar asla böyle düşünmemiş böyle hareket etmemiştir. Birçoğu çağrılmadan koşa koşa cepheye gitmiştir. Gümüşhanevi Hz. İle Sait Nursi, doksan üç harbinde Rus cephesinde fiili olarak savaşmışlardır. Nursi, yıllarca Rusya’da esir kalmıştır,
Emir Sultan, Osmanlı ile hep cephelerde olmuştur. Akşemseddin, İstanbul’un fethinde Fatih’in yanı başında bir zafer müjdecisi ve moral üfleyicisi olarak bulunmuştur. Örnekleri çoğaltmak mümkün,
büyüklükleri müseccel bu zatlar işi duaya havale etmemişler, fiili duaya, yani mücadeleye bağlamışlar, kendileri de bizzat içinde olmuşlardır.
İfsat edici din dili, elbette Cübbeli örneğinden ibaret değil, geçtiğimiz günlerde sosyal medyaya düşen bir paylaşımda, başka bir sapkın şunları söylüyordu: “Allah’ın ayağı kaydı tam düşecekken Abdülkadir Geylani kurtardı. Allah’ı kurtaran Abdülkadir Geylani’nin bizi kurtarmayacağını mı sanıyorsunuz?”

Bu söz asla Müslüman bir ağızdan çıkmaz. Her kelimesi ayrı bir sapkınlık, bir defa Allah’ı insanlar gibi oturup kalkan, insanlarla muhabbet eden bir derekeye indiriyor.

Oysa Allah, -muhalefetün havadistir-yani yaratılmışların hiçbirine benzemez, ikincisi Allah’a noksanlık izafe ediyor, ayağı takılıyor kendi kendini kurtaramıyor, Abdülkadir-i Geylani kurtarıyor, oysa Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir, kendi varlığı ile kaimdir, kimseye ihtiyacı yoktur. Üçüncüsü bu sözlerle, bir fani Allah’ın üzerine çıkarılıyor, ona yüce Yaratıcıda olmayan( haşa) bir kudret isnat ediliyor. Geylani büyük bir mutasavvıftır, ancak bu tip sözler tasavvuf dili ile söylemek gerekirse şathiyattır. Şathiyat: İlahi feyze gark olmanın sarhoşluğu ile söylenen, asla dini bir ölçü veya gerçeklik olmayan, mutasavvıfın içinde bulunduğu ruh halini yansıtan sözlere denir. O hali yaşayan için, o hal, aklını aklını istila ederek, tefrik etme yeteneğini kaybettirdiği için yine sadece o hal içinde mazur görülebilir. Ama bunu bir başkası alıp, dini bir hüküm veya hakikat gibi kullanamaz!

Bu sözlerin hepsi -elfazı küfürdür-şirktir, kişiyi iman dairesinin dışına iter. Şimdi soruyorum, çağın aklı bir faniden yardım alan bir Tanrı inancını kabullenebilir mi? Bu tarz ifadelerle bir dindarlık yaratılabilir mi?
Toplumu, böyle ağzına geleni söyleyen, üstüne vazife olmayan konularda abuk-subuk beyanlarda bulunan - derviş kılıklı- sapkınlar
İfsad ediyor. Genç dindarlığı, bunun için azalıyor.

Osmanlı tarikatlardaki çürümeyi, sahtelikleri görmüş 19. Yüzyılın başlarından itibaren tedbir almaya başlamıştı. Önce 3. Selim döneminde sapkın inançlı tarikat mensuplarının durumlarını denetlemek ve böylelerinin tekke kurmalarına mâni olmak için şeyhler görevlendirilmiştir. 1812’ de bir fermanla, bütün tekkeler, ilgili tarikatın İstanbul asitanesi merkez kabul edilerek buraya bağlanmıştır. Bu fermanla birlikte tekkeler idarî yönden Şeyhülislâmlığın, malî yönden Evkāf-ı Hümâyun Nezâreti’nin denetimine girmiştir. 1866’da bir irade ile Meclis-i Meşayih kurulmuş, başkanı Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Osman Selahaddin Dede olmak üzere Sa‘diyye, Kādiriyye, Sünbüliyye, Halvetiyye ve Nakşibendiyye’den birer temsilcinin bulunduğu 5 üyeden oluşmuştur. 1874’te Rifâiyye tarikatının da eklenmesi ile üye sayısı altıya çıkmıştır.

Sonraları tarikatlar bölge merkezleri kurularak buralara bağlanmıştır. Daha sonra 1918 tarihli Meclis-i Meşâyih Nizamnâmesi ile taşrada şeyhülislâmlığın tespit ettiği vilâyet, livâ ve kazalarda Encümen-i Meşâyih adıyla müftü başkanlığında iki üyeden oluşan bir kurum oluşturulmuştur. Bu üyeler vasıtasıyla yerel şeyh, tarikat ve tekkeler denetlenmiştir.

Bu denetimlerin nasıl yapıldığına dair bizzat yaşayanlardan dinlediğim bir olayı aktarmak istiyorum; Harput’ta tekke ve şeyhlik iddiasında olanları denetlemekle görevli olan zat hem alim hem mutasavvıf Beyzade efendidir. Elazığ’ın Molla Köyünde Ömer Hüdai babanın şeyhlik iddiasında bulunduğunu öğrenir. Kırk sorudan oluşan bir mektup gönderir ve her birine cevap vermesini ister. Ömer Hüdai baba, soruları halifesi Mehmet Efendi’ye verir,” cevaplarını yaz, sonra da bana getir göreyim” der. Mehmet Efendi, birkaç gün içinde cevapları yazar, Ömer Hüdai baba düzeltmeleri yapar ve kırk soruya karşılık kırk müridini başlarında Mehmet Efendi ile zikir ve ilahiler, def, kudüm ve elvanelerle Harput’a gönderir.

Mehmet Efendi Harput’un Sara Hatun camiinde soruların cevaplarını Beyzade efendiye takdim eder. Beyzade efendi,” bir de zikrinizi göreyim” der, gelenler, bir zikir halkası kurarak zikrederler. Bir süre sonra Beyzade Efendi Mehmet Efendi’yi konağına davet eder, cevapların doğru, yapılan cehri/ kadiri zikrin usul ve erkana uygun olduğunu, söyler ve Ömer Hüdai babanın bu yolda yürümesine, irşatta bulunmasına yol verir.  Vedalaşırken, Beyzade Efendi Mehmet efendiyi kucaklar, Mehmet Efendi o anı anlatırken” sanki Beyzade efendinin göğsünden bir mangal kor ateşi göğsüme boşalttılar, ayakta duramadım diz üstü çöktüm kaldım” der.

Geçmişte tarikatlar, şeyhler böyle denetlenmişti. Bugün ipini koparan, iki hadis, üç ayet ezberleyip şeyhlik/ dervişlik iddiasında bulunabiliyor.
Din adına konuşmak en mesuliyetli iştir. Dini bilgi ve çağın ruhuna hâkim olmayı gerektirir. Bu olmadan söylenecek her söz hem Müslümanlığa hem sözün sahibine zarar verir.

Toplumu zehirleyen, saptıran bu tür kişi ve beyanlardan kurtulmanın yolu denetimdir.

Denetlenmeyen her kurum çürür, sahtecilere, istismarcılara yem olur. Dini tebliğ, bir cübbe/sarık meselesi değil, bir bilgi ve çağ aklını idrak meselesidir. Buna dikkat etmeyen bir din dili, dindar üretmez, dinden kopmuş nesiller üretir.

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI İhtiras aklı Çare demokrasi ve adalettir Yargının Butlanı Emevilerin yolunda... Ülkeye başka ortaklar aramak Kurucu önderlikten barış koordinatörlüğüne Din, dünya ve ulema Tom Barract'ın Türkiyesi Buna büyük devlet siyaseti denilebilir mi? Sıradaki kim? Macaristan seçimleri: Hiçbir otokrat yenilmez değildir! Savaşın bir galibi var mı? Kürtleri Apo'nun kucağına itmek, kürdün kürde mektubu Bir yiğit öldü diyeler... Süreci anlamak Bugün ile aramızdaki dün Bilgi ve enformasyon savaşı Din savaşı mı, çıkar savaşı mı? İran'a bakmak BOP'a selam sürece devam Laiklik bildirisi Ver cumhurbaşkanlığını, al istediğini Fenerbahçe- Notthingham maçı ve... Bir kitap ve bir yazarın çığlığı Ahde vefa ve parti değiştirmek Yeni bakanlar: Apo’yla barış muhalefetle kavga Maskeli bölücülük Tarih bize diyor ki… Atatürk'le mücadele ettiğiniz kadar... Terör örgütleri rica ve minnetle dağılmaz! İç cephe İYİ Parti kongresi Suriye'nin üniter yapısı kaldı mı? Bu kafayla mı? Ülgener ve iktisadi çözülme BİR HAYALİN PEŞİNDEN KOŞMAK Yargı yoluyla muhalefet'in CB adayını belirlemek Barış komisyonu Sevr komisyonuna dönmesin! YPG oluşumu kimin eseri? Yılgınlık yok, kimse bu ülkeyi bölemez Zana ve kötü tezahürat Bir ülke nasıl bölünür,nasıl bölünmez? Zindandan çıkamayanlar Ümmet ve millet Bir Kürtleşme hikâyesi; Koç Mehmetler Devlet aklı değil, Apo'nun aklı Sevr'le olmadı, Apo ile deneyelim Dersim isyanı, yalanlar ve gerçekler Trump'ın övgüleri Akrebin iğnesi İspanya'yı mahvettik hadi Türkiye’yi de mahvedelim TÜRKİYE'Yİ HANGİ MODELLE BÖLELİM? Kuzey İrlanda dersleri İran ve eğitim dili Geçmişi kullanma kılavuzu Bir hatıra ve İslam’ı yiyen İslamcılık Tarih ve gerçek Anlayana sivrisinek anlamayana davul zurna… Öcalan için sansür istemek Hainleri ödüllendirmek vatanseverliği cezalandırmaktır Bir fotoğrafın düşündürdükleri… Fevkalenin fevkinde… Milliyetçiliği daraltmak Bu neyin komisyonu? Aç canavara yaltakçılık onun iştahını artırmaya yarar! Devirler değişiyor, güç tutkusu değişmiyor… Kırk beş yıl sonra… Onlar örgütlere ne yaptı biz ne yapıyoruz? Örgütü cesaretlendiren ülkeyi yönetenlerin kullandığı dildir Root Zeynus Botnet Satişi ÜST KİMLİK YOK EDİLİRSE… DİN VE MİLLİYETÇİLİĞİN SERMAYELEŞTİRİLMESİ AMACA ULAŞMAK İÇİN HERŞEY MÜBAH MI? Asıl Tehdit Dil birliği olmayınca… Devlet deneme tahtası değildir! Bu bir çürümedir Cumhur’un masasına meze olmak! Düşünmeden konuşmak Komisyon tuzağı Bu yol, yol değil! Lübnanlaşma ve kota siyaseti Tarihten ders almak: Peru Aydınlık Yol Örgütü ve biz Terörsüz Türkiye’ye evet, milli devlete suikasta hayır! Onlar ne yaptı biz ne yapıyoruz? Kahrolsun metan gazı! Değişen Öcalan değil… Başbağlar’da… Bu mudur devlet aklı? Devlet aklı kimin aklı? Uyanın ey Mısırlılar! Adalet yoksa… İslam, demokrasi diktatörlük Öcalan’ın sözcüleri… Apo’nun peşinde kurtuluş aramak İran dersleri Yeni bir despot liderler çağı Bir işkence biçimi olarak cezaevinden cezaevine sevk Cübbeli cehalet Adalet gecikir ama asla şaşmaz Dini söylemin insanileştirilmesi Dil meselesi ve Özgür Özel Emri hak vaki oluncaya kadar… Devlet aklı mı? Çıkar aklı mı? CHP’ye operasyonlar neyi hedefliyor? Müslüman sokağında demokrasi PKK bahane Hani tasfiye şartsızdı? Endişe etmekte haksız mıyız? Yeni Belediyeler Yasası, Niçin? PKK aslında ne demek istedi? Bir gün milliyetçileri ikna ederlerse… Denetimsiz güç ve yozlaşma Turpun büyüğü Kıbrıs’ta Yolsuzluk ve hukuk Muhalefeti susturmak Terörsüz Türkiye neyin bahanesi? Sorunun adını doğru koymak! Sevr’e Dönüş AKP kime hizmet ediyor? Allah adına konuşmak Bahçeli’nin anayasa çağrısı Memlekete Apo lazımsa… Bir adalet sorunumuz yok mu? İmamoğlu’nun diploması İspanya örneği üzerinden spekülasyon Deizm ve inkara giden yol Terörü bitirmenin karşılığı egemenliği paylaşmak olmamalıdır Kabileleşmeyi kim istiyor? İlk izlenimler AKP kongresi: Her şey bir defa daha seçilmek için ÖRGÜT’ÜN GİZLİ MECLİSİ DTK VEYA HDK HÜDAPAR ve DEM, madalyonun iki yüzü Devletle AKP’yi ısıttık, şimdi sıra milliyetçilerde… BAKLAYI AĞIZLARINDAN ÇIKARDILAR. ÖCALAN DEĞİŞMEDİ, BİZ DEĞİŞTİK. Millet düzelmedikçe hiç bir şey düzelmez! Adaleti yıkmak Diktaya giden yol! Kolombiya ne yaptı biz ne yapıyoruz? İki Dillilik Terör ve ayrılıkçılık üzerine bir çalışma Barzani'den akıl almak Esas amaç terör mü, yeniden seçilmek mi? Bu seviye ile aleme nizam vermek Terör yoluyla millet inşası Grup hakları üzerinden tartışma olmaz! Ağla ey halkım Özür diliyorum Yirmi iki yılın öğrettikleri Silahsız militanlar Suriye’nin bütünlüğü; iki tutum Ezberlerimiz değil gerçeklerimiz var Öcalan umut etme hakkından yararlanabilir mi? Sarıklı sakallı BOP Suriye dağılırken Fanatizm HER ŞEY OLUP BİTTİĞİNDE GERİYE NE KALACAK… Yeryüzünün lanetlileri Eğri cetvelle düz çizgi çizilmez! Çaresiz değiliz Bu günah hepimizin... Vatan, millet, din, iman eşittir Erdoğan Her yanlış hamle bölücülüğe hizmet eder Kim kazandı? Kaybeden yine millet Milli felakete doğru Bir devlet aklı var mıydı? Birliğe çağrı Apo’yu paşa yapalım mı? Hırsın dini var mı? Yeni bir çözülme süreci mi? Paralel din İsrail üzerinden iç politika Sinan Ateş dosyası ve tehdit siyaseti Lübnan dersleri ve milletin çeşitliliği Yapıcıoğlu’nu kim konuşturuyor? Siyasette tutarlılık ve inandırıcılık Teğmenlerin yemini Yargıtay’ın ziynet kararı ve düşüncelerimiz Malazgirt neyin aleti? Cami ve siyaset Siyasi ahlak ve milletvekili transferi Dava ahlakı olmayınca Stratejisiz muhalefet Haniya suikastı Ahlaksızlığa çağrı! Tarikat, hakikat ve yalan Nasıl bir ülkücülük? SEKİZİNCİ YILINDA 15 TEMMUZ Sorumluluktan kaçmak Alın size muhacir Cevabı verilmeyen soru Havanda su dövmek Nasıl bir tanrı idraki? Gerçek bir yumuşama mümkün mü? Kayyım ATEŞ CİNAYETİ VE BİR ZİHNİYET ANALİZİ Ruanda ile turizm anlaşması mı? Düşman ve düşmanlıklardan beslenmek Özgür Özel nereye koşuyor? Zaman mekân ve din algımız Yargı bağımsız mı gerçekten? Sinan Ateş iddianamesinin söyleyemedikleri Erdoğan, Özgür Özel görüşmesi İYİ Parti kongresi, Akşener’in vedası Hak'ka batılı karıştırmak Şimdi milliyetçilik yapma zamanı Dil üzerinden bölücülük Balkon konuşmasının satır araları Milliyetçiliğin özlü bir tarihi Ahlaksız siyaset kaybetti Kazanan demokrasidir Tony Blair'in yolculuğu Kazanan milliyetçilik olmalı Bir terör saldırısının düşündürdükleri Asıl tehdit bu siyaset tarzıdır Ülkücülük yağmalanırken Yerlikaya ve mafya operasyonları Bülbülü öldürmek DEM üzerinden milliyetçilik Biz seyrederken yahut siyasi münafıklık Mülakatlar ve iktidar Korkuları yönetmek Milliyetçilik ve İslam Sisi ile barış Montaigne haksız mı? Zana ve Ahmet Türk’ün çağrısı İslam düşüncesi ve ikbal Enkazdan oy çıkarmak! Aynı kaba tükürmek Düşün artık yargının yakasından Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail kararı Şeyhefendi'nin rüyasındaki Türkiye Sinan Ateş dosyası neyi bekliyor? Terörle mücadelede söz birliği ve kararlılık Deizm ve Kuran SULTAN DİNİN İKİZ KARDEŞİ OLUNCA Şehitlerimize dokunmayın! Dağın sözünü meclise taşımak Kabuk bağlamış yaraları deşmek ŞEHY SAİD ARAP'I SEVMEK YAHUT SEVMEMEK Kuyu ve külhan YUNANİSTAN ZİYARETİ İYİ Parti’nin kararı MİLLİYETÇİLİK VE MODERNİZM Atatürk Demirtaş’a selam gönderir miydi? Türkiye'de din anlayışında değişim süreci Yargı bağımsızlığı ABD/İsrail yapımı soykırım CHP’de yeni dönem Meclisin imkanlarını milletin aleyhine kullanmak! Kurtuluş paradoksu NİCE YÜZ YILLARA İslam düşüncesinin siyasal ufku Irak, Suriye, Libya ve Filistin, ya sonra?  Para ve Faiz FİLİSTİN,İSRAİL,BATI’NIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ Hamas'ın saldırısı ve Filistin sorunu Öz vatanda sığınmacı olmak AİHM kararları ve çifte standart Mafya ile mücadele Tek dil, bütünleştirir Edepsizliğin dini yoktur!  Cabiri; yeniden yapılanma -2 Bölünme Anayasası DAĞINIK MUHALEFET BİN DOKUZYÜZ YETMİŞ SEKİZ Tarihi parçalamak İtaat ve itaatsizlik üzerine Milliyetçiler nasıl birleşir? Milliyetçilerin birliği Cabiri ve yeniden yapılanma BAHÇELİ’NİN İTTİFAK ÇAĞRISI Çürüme Yerel seçimlere doğru, ittifak mı, tek başına mı? İSLAM VE SİYASET Hukuk olmadan ekonomi düzelmez! VATANDAŞ NEREDE, MUHALEFET NEREDE? ZAM YAĞMURU VE ALDATMA USTALARI İslam, demokrasi ve Türkiye Bu kafayla mı? KAYBETME PSİKOLOJİSİ İLE SEÇİM KAZANILMAZ Fransa’dan ders almak MERDAN YANARDAĞ, ÖCALAN İYİ PARTİ KONGRESİ VE YENİ SİYASETİN İPUÇLARI Bir kitap ‘Popülizmin küresel yükselişi’ Dini cehalet ve fanatizm Sorunumuz din ve milliyetçilik satanlardır 14 MAYIS SEÇİMLERİ VE BATI BİZ PKK'YA BAKARKEN... Yeni hükümet ve beklentiler Suçlu sadece muhalefet mi? Gyges'in yüzüğü yahut bağımlı yargı BİR HATIRA:GÜN SAZAK'IN ARDINDAN Geleceğini başkalarının ellerine bırakan toplum Anketler ve sonuçlar TARAFIMIZ BELLİ! Ayrıştırma siyaseti yerine birleştirme siyaseti Türkiye değişim istiyor AKP giderse... Milliyetçiler birleşiniz! Zamansız söz kime yarar EKONOMİK KRİZ,MİLLİYETÇİLİK VE AYRIŞMA Enfokrasi Testi kırıldı Akşener ve Altılı masa DAHA SORGULAMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ? Zaman daralıyor AFET BÖLGESİ, KADER-TEDBİR Deprem, Hatay ve Sığınmacılar Acımız büyük Büyük felaket Akşener ne diyor? Ortak politikalar metni, bir iktidar sıçraması Her seçim İmralı KARNE HEDİYESİ Bu sese kulak verilmeli FAY HATLARI ÜZERİNDE SİYASET Tutukluluk ve siyaset SİNAN ATEŞ'İN YAKTIĞI ATEŞ Yeni bir milliyetçi sıçrama ŞİDDET KÜLTÜRÜ Robotların duyguları yoktur! Tepkileri toplumsallaştırmak Seçilmiş travma Akşener’in suçu! Sosyal medya ve seçimler HERKES İÇİN ADALET Mahkeme kararı ile Kılıçdaroğlu’nun önü açıldı Yargı’nın intiharı ÇOCUK İSTİSMARI, STRATEJİSİZLİK ASKERİMİZ FAKİRDENDİR POST KAVGASI DEĞİL,VATAN KAVGASI Seçmenle duygusal ilişki kurmak YALANLA AVUNMAK Telafisi olmayan bir seçim Parti kapatma: Hukuk ve siyaset Sisi, Esat, muhalefet Parti kapatmak HDP, HANGİ MASANIN ALTINDA? HDP ile görüşme YERLİ VE MİLLİ OTOMOBİLDE SORULAR Suçlu bulundu: Türklük SİYASÎ İSTİKRAR VE GÜNDEM Kapanmış yarayı deşmek Fakıbaba, erdemli siyaset SİYASETÇİNİN BAŞARISI NE İLE ÖLÇÜLÜR? SEÇMEN EĞİLİMLERİNİ ANLAMAK Demokrasi ne ile var olur? YORUMA AÇIK OLMAYAN NAS BUDUR! BİZDEN Mİ OLSUN, ONDAN MI OLSUN? Bu kafayla terör bitmez! Sığınmacı sorunu, biz ve ABD SİYASİ NEZAKET VE CHP AHLAK KRİZİ Anketler ne diyor? İttifak ve nezaket Selçuklunun Osmanlının torunu, cumhuriyetin çocuklarıyız... Adaylık tartışmaları CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? YA HUKUK DEVLETİ YA YOLSUZLUK DEVLETİ KAFALAR DEĞİŞMEDİKÇE TARİH ÜZERİNDEN KUTUPLAŞTIRMA İMAM HATİPLER VE ŞARKICI GÜLŞEN EKONOMİK SORUNLARI ÇÖZECEK KADRO Doğru aday, kazanacak adaydır Keskin dil barış getirmez PARTİLER, İHTİMALLER