https://www.elazigharputgazetesi.com/files/uploads/user/98da8504415f24bc2b36734096000875-7dc0ef7b5d569489766f.png
Av. İrfan SÖNMEZ

Devlet aklı kimin aklı?

29-06-2025 21:38 640 kez okundu.

"Yaptıkları işlerin meşruiyetini sorgulatmak istemeyen her yönetici ve her yönetim 'toplumsal birlik/ümmetin birliği' ilkesine sarılmıştır. Ve bu birlik iddiası her zaman İslam toplumunun beka sorunu ile özdeşleştirilmiştir."(Koray Demir, Devlet Aklı Kimin Aklı,s.168)

Değerli yazar/akademisyen Koray Demir, "Devlet Aklı Kimin Aklı" isimli çalışmasında, tarihin tozlu sayfaları arasında -devlet aklını- arar. Ortaya çıkan sonuç ibret vericidir. Öyle bir akıl var mıdır, yok mudur? sorusuna cevap vermeden önce, birçok tarihi olayı teşrih masasına yatırır. Önümüze büyük bir maliyet koyar.

Önce devlet aklıyla, beka savunmasının çıkış noktasına dikkat çeker ve şu tespiti yapar:" Yönetici/yönetim yaptıklarının meşruiyetini sorgulayan herkese kendi otoritesinin sarsılması, zarar görmesi halinde 'toplumsal birliğin/ümmetin birliğinin 'bozulacağı' sonucunu adres göstermiştir. Ve başlangıcından bugüne, bu ikilem karşısında her olayda 'birlik-beka' ikilisi 'meşruiyet-yasa ikilisine galip gelmiştir. Bir işin doğru, adil, meşru, hukuki olarak yapılmasını istemek ile toplumsal bütünlüğü bozmak arasında bir ikileme sokulan dindar/milli insan her seferinde ‘toplumsal bütünlüğü' bozmamayı seçmiştir. Toplumsal birlik fikrinin tebliğcileri, bu fikrin yanına hemen 'beka' kelimesini ekleyip yönetici erkten şüphe duyulmasının önüne geçmiştir.(s.169)

Bu yeni bir şey değildir, yazar tespitlerini temellendiren, sayısız örnek verir. Buna çanak tutan siyasal kültüre işaret eder: "İslami siyaset kültürü, başlangıç yüzyılından 20. yüzyıla hatta günümüze kadar, İslami değerlerin bir ucuna tutunarak yükselen yöneticilerin elinde, halk için halka rağmen, Hakk için Hakk'a rağmen iğdiş edilmektedir... Buna aracılık yapan, meşrulaştırmaya çalışanlar ise devlet erkini ele geçiren cüretkarlarla ile halk arasında 'dini köprü' görevi yapan ilim ehlidir. Fakat hiç biri ne yöneticiler ne de ilim ehli, 'yöneticinin yönetenle ilişkisini' ahlaki, vicdani, duygusal sınırlardan alıp hukuki bir bağlayıcılığa taşıyamamış ve Türk-İslam dünyasını bu açmazdan çıkaramamış, çıkaramamışlardır. Bunun sonucu da " yöneticiye itaat Allah'a itaattir, olmuştur. Yönetilenin yönetenden güçlü olacağı kurumların inşa edilmediği hiçbir toplum, edilgen pozisyondan çıkamamış ve yaratıcı doğası hadım edilmiştir.(s.163-170)

Yazar, tespitinin içinde çareye de işaret etmekte, bu sarmaldan kurtulmanın yolunun, yönetilenleri güçlendirmek ve yönetenle-yönetilen arasındaki ilişkiyi hukuki bir temele bağlamakla mümkün olacağını belirtmektedir. Türk-İslam dünyasında yönetenleri sınırlayacak, keyfiliği engelleyecek bir siyaset hukukunun inşa edilememiş olması, halkı yönetenler karşısında güçsüz bırakmış, yönetimi her türlü hukuksuzluğa, yozlaşmaya açık hale getirmiştir. Siyaset denilince, hala on asır önce yaşamış Maverdi'ye veya dokuz asır önce yaşamış Gazali'ye atıf yapılması, nasihatnamelerde çare aranması hep bu zihniyetin mahsulü ve o tarihten bu tarihe siyaset hukukunda bir santim mesafe alınamadığının göstergesidir.

Çalışmada, -devlet akılsızlığına tarihten birçok örnek verilir. Balkanların, Trablus'un kaybına neden olan politikalar irdelenir, koca bir İmparatorluğu felakete götüren hatalar anlatılır. Anlatılan olayların çoğu, -tarihçiliğimizin” veya tarihçilerimizin- ilgisinden kaçmış olaylardır. Mesela Selanik'teki " Kız Vakası" veya diğer ismiyle "Selanik Hadisesi" bunlardan biridir. Olay şudur: Bir Müslüman'a ait çiftlikte çalışan Bulgar asıllı Stefani isimli fakir bir genç kız bir gün kayıplara karışır. Birkaç gün sonra köyünden on kilometre uzakta bir tren istasyonunda ortaya çıkar. Selanik'e gitmek için trene binmektedir. Yanında annesi Maria vardır. Stefani Müslüman olmuş, feracelere bürünmüştür. Artık adı da Ayşe'dir. Selanik'te o gün hem Cuma hem Hıristiyanlar için Aziz George günüdür. Dolayısıyla sokaklar hareketlidir. Kız trenden iner inmez yol boyunca neredeyse konuşmayan annesi, acı bir feryat koparıp çevreden yardım ister. Ortalık karışır, genç kız uzaklaşmaya çalışırken şehrin en zengin tüccarlarından G.Abbot ortaya çıkar, etrafında ciddi bir kalabalık vardır. Genç kıza yardıma gelen zaptiyeler bu grup tarafından darp edilirHerkesin ortasında Müslüman kıyafeti giymiş bu kızın peçesini açıp, feracesini yırtarlar. Zorla Amerikan Konsolosluğunun arabasına bindirerek Konsolosluğa götürürler. Olay şehirde duyulunca ertesi sabah Saatli Camii civarında toplanan Müslüman ahalinin sesleri yükselmeye başlar. Halk genç kızın geri getirilmesini ister. Kalabalık bilinçli olarak provoke edilir. Olaylar çıkar, iki Konsolos halk tarafından öldürülür. Olaylar bu noktaya getirildikten sonra kız olay yerine getirilir ama artık iş işten geçmiştir.

İki Konsolosun öldürülmesinin yankısı büyük olur, Türklerin Hıristiyanları katlettiği şeklinde yansıtılır. Avrupa devletleri sert notalarla Selanik’e asker çıkaracakları tehdidinde bulunurlar. Babıali, baskı altına alınır, suçluların derhal cezalandırılması istenir. Osmanlı'ya 8 günlük süre verilir. Şüphelilerin tespiti, tutuklanması, delillerin araştırılması, şahitlerin dinlenmesi ve savunma toplamda 5 gün sürer. Bu tarihin belki de en hızlı yargılamasıdır. 12 Kişi idama, 3 işi ömür boyu hapse mahkûm edilir. Kışkırtıcılara dokunmayan mahkeme, kurbanlarını Türkler arasından seçmiştir. Olayın asıl müsebbibi olanlar yargı dışı tutulur.

İngiliz Konsolos Blunt, idamların infazını şu şekilde anlatır: "Mahkumların zincirleri çıkarıldıktan ve abdest almaları için kendilerine temiz su verildikten sonra, zincirlenerek meydana götürüldüler. Sanki bir mücadeleye hazırlanıyormuşçasına hareket eden bu altı adam, kollarını açarak ve bellerini sıkarak darağaçlarının bulunduğu meydana girdiler. Burada öne çıkan imam, her biriyle birkaç kelime konuştu. Ardından hep beraber diz çöküp namaz kıldılar. Acısına ilk son veren, en yakındaki darağacına doğru yürüyüp, ipi yakalayan ,boynuna takan ve üzerine çıktığı tabureyi altından kendi ayağıyla tekmeleyen bir Arap oldu. Diğer beşi de neredeyse ölmeye hevesli görünüyorlardı. Her biri cellatlarına görevlerinde yardım ediyorlardı. Ölümleri anında olmadı. İp çekildikten sonra bir süre can mücadelesi devam etti. Cesaretleri ve soğukkanlı kayıtsızlıklarına rağmen, hiçbiri kaderiyle yüzleşmekten kaçamadı."(s.125)

Bu olayın Selanik Türk toplumunda yansıması büyük olur. İpe çekilen Selanik Müslümanlarının devlete olan inancı ve aidiyetidir. Her zaman olduğu gibi Müslüman Türk çocukları büyük güçlere kurban verilmiştir. Bu olaydan sonra devletin kendilerine sahip çıkamayacağı düşüncesi yaygınlaşır. Yunan tarihçilerine göre Selanik'in düşmesi bu olayla başlamıştır. Devlet Selanik'te, kendisine olan güveni asmıştır.

Trablus da aynı -akıl dışılığa- kurban edilmiştir. Bu coğrafyada Türklerin hakimiyeti Anadolu'daki hakimiyetinden daha eskidir. 9. yüzyılda Tolunoğullarıyla başlayan Türk hakimiyeti yaklaşık bin yıl sürmüştür. Bu nedenle Trablus'un askerin ve toplumun hafızasında farklı bir yeri olmuştur.1911 yılına gelindiğinde İtalyan gazeteleri açık açık Trablus'un işgal edileceğini yazmaktadır. Hükümete raporlar gönderilip uyarılar yapılır, kimse kaale almaz. Trablus mebusları mecliste, geliyorum diyen tehlikeye karşı yönetimi ikna etmek için adeta kendilerini parçalarlar. O tarihlerde Genelkurmay başkanı Ahmet İzzet Paşa'dır. Paşa, dört Balkan devletinin aynı anda saldırması halinde ne yapılacağına dair bir plan da hazırlamıştır. İstanbul'da kalması elzemdir. Lakin kişisel çekişmelerden dolayı Paşa Yemen'deki isyanı bastırmaya gönderilir. Alt derecede bir komutanın yapacağı bir görev Paşa'yı İstanbul'dan uzaklaştırmak için ona verilir. Trablus'ta bulunan Ordu da Paşa'nın emrinde isyanı bastırmakla görevlendirilir. Aynı tarihlerde askeri depodaki 40 bin tüfek bakım için Kayseri vapuru ile İstanbul'a gönderilir. Böylece Trablus silahsız, askersiz bırakılmıştır. Bu aslında Trablus'un İtalya'ya teslimi anlamına gelmektedir. Oysa İtalyanların işgal hazırlığında olduğunu sağır sultan bile duymuştur. Trablus 29 Eylül 1911'de işgal edilir. İçi yanan, Süleyman Baruni, Ömer Mansur Paşa, Albay Neşet, Ethem Paşa, genç subaylardan Mustafa Kemal, Mısırlı Aziz Ali, Tunuslu Şeyh Salih, Kuşçubaşı Eşref, Enver Bey, Süleyman Askeri, Nuri Conker, Gazzeli Cemal, Kel Ali, İşkodralı Ali Rıza, Polonya asıllı Seyfettin Gastrof, Müşir Deli Fuat Paşa ve daha niceleri cepheye koşarlar.(s.241-248) İlk keşif uçuşu, ilk uçak (hava saldırısı) İtalyanlar tarafından bu savaşta kullanılmıştır. Trablus yanarken İstanbul'da ise iktidar savaşları vardır. Ahmet İzzet Paşa Yemen'den döndüğünde İmparatorlu topraklarının üçte biri kaybedilmiş, hazırladığı Balkan devletlerinin saldırısını püskürtmeye yönelik rapor devre dışı bırakılmıştır. Çok geçmeden raporda ön görülen dört Balkan ülkesinin aynı anda saldırısı 8 Ekim 1912'de Karadağ askerlerinin Osmanlı topraklarına girmesi ile başlar. Devletin hiçbir hazırlığı yoktur. Devleti müdafaa aklının yerini iktidarı müdafaa aklı almıştır. Yüz binlerce şehit verilir ve Balkanlar kaybedilir.(s.250-251)

Kitapta, devlet aklının yoksunluğuyla ilgili birçok örnek daha var. Her biri günümüze ışık tutan ayrı bir ibret levhası sunuyor. Herhalde bugüne en çok benzeyeni de şu örnek olmalı:"...İstanbul Kadıköy'deki Osmanlı Bankası, Erzincan Kemaliyeli Papken Suni liderliğindeki 26 Ermeni komitacı tarafından basılmış ve bombalı bir saldırı gerçekleştirilmişti. Saatler süren çatışmalardan ve pek çok sivil ve asker kaybından sonra Rusya'dan yardım istenmiş, eylemi sonlandırmaları karşılığı teröristlere serbest kalma garantisi verilmişti. Bunun üzerine ellerini kollarını sallayarak öldürdükleri, yaraladıkları askerlerin önünden geçip, binadan çıkan teröristler Sir Edgar Vincnt'in yatıyla güven içinde Marsilya'ya giderler. Terör ekibinin sağ kalan 17 üyesinin lideri, Erzurumlu Karakin Pastırmacıyan (Armen Garo) bir süre sonra açılan Osmanlı Meclisi Mebusan'ına Erzurum milletvekili olarak girecek,"(s.181) teröristlikten siyasi bir kişiliğe terfi edecektir. Gariptir kimse de bu asker katilinin ne işi var burada demeyecektir.

Yazar haklı olarak, hiç ceza almadan kurtulan bu kişilerin asker ve sivil görevliler üzerinde büyük travmalara neden olduğunu belirtir. Ne yazık ki onca tecrübe ve travmaya rağmen siyasi tarihimizde Pastırmacıyan ve benzerleri eksik olmamıştır. Teröristi baş tacı etmek devlet aklı denilerek topluma empoze edilmeye çalışılmıştır. Netice olarak, doğru, meşru, hukuki olanın yapılmasını istemek her defasında 'bütünlüğü bozmak, merkezi yapıyı zedelemek' suçlamasıyla karşılaşmıştır. Bu suçlamaları yapıp devletin beka problemine vurgu yapanlar, hareketlerini hukuka uydurmak yerine hukuku hareketlerine uyduranlar, bunu yaparken devleti savunduklarını söyleyenler BU COĞRAFYANIN GERÇEK BEKA SORUNUDURLAR.(s.182)

Kitap bize, devlet aklı zokasıyla uyutulmayın, yeni Pastırmacıyanlara yol vermeyin, aldanmayın, aldatılmayın, hukuk devletini savunun, çünkü diyor, devlet aklı dedikleri şey muktedirlerin iktidarlarını korumak için kullandıkları bir kılıftan başka bir şey değildir.

Bu güzel çalışma dikkatle okunmayı hak ediyor.

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI İhtiras aklı Çare demokrasi ve adalettir Yargının Butlanı Emevilerin yolunda... Ülkeye başka ortaklar aramak Kurucu önderlikten barış koordinatörlüğüne Din, dünya ve ulema Tom Barract'ın Türkiyesi Buna büyük devlet siyaseti denilebilir mi? Sıradaki kim? Macaristan seçimleri: Hiçbir otokrat yenilmez değildir! Savaşın bir galibi var mı? Kürtleri Apo'nun kucağına itmek, kürdün kürde mektubu Bir yiğit öldü diyeler... Süreci anlamak Bugün ile aramızdaki dün Bilgi ve enformasyon savaşı Din savaşı mı, çıkar savaşı mı? İran'a bakmak BOP'a selam sürece devam Laiklik bildirisi Ver cumhurbaşkanlığını, al istediğini Fenerbahçe- Notthingham maçı ve... Bir kitap ve bir yazarın çığlığı Ahde vefa ve parti değiştirmek Yeni bakanlar: Apo’yla barış muhalefetle kavga Maskeli bölücülük Tarih bize diyor ki… Atatürk'le mücadele ettiğiniz kadar... Terör örgütleri rica ve minnetle dağılmaz! İç cephe İYİ Parti kongresi Suriye'nin üniter yapısı kaldı mı? Bu kafayla mı? Ülgener ve iktisadi çözülme BİR HAYALİN PEŞİNDEN KOŞMAK Yargı yoluyla muhalefet'in CB adayını belirlemek Barış komisyonu Sevr komisyonuna dönmesin! YPG oluşumu kimin eseri? Yılgınlık yok, kimse bu ülkeyi bölemez Zana ve kötü tezahürat Bir ülke nasıl bölünür,nasıl bölünmez? Zindandan çıkamayanlar Ümmet ve millet Bir Kürtleşme hikâyesi; Koç Mehmetler Devlet aklı değil, Apo'nun aklı Sevr'le olmadı, Apo ile deneyelim Dersim isyanı, yalanlar ve gerçekler Trump'ın övgüleri Akrebin iğnesi İspanya'yı mahvettik hadi Türkiye’yi de mahvedelim TÜRKİYE'Yİ HANGİ MODELLE BÖLELİM? Kuzey İrlanda dersleri İran ve eğitim dili Geçmişi kullanma kılavuzu Bir hatıra ve İslam’ı yiyen İslamcılık Tarih ve gerçek Anlayana sivrisinek anlamayana davul zurna… Öcalan için sansür istemek Hainleri ödüllendirmek vatanseverliği cezalandırmaktır Bir fotoğrafın düşündürdükleri… Fevkalenin fevkinde… Milliyetçiliği daraltmak Bu neyin komisyonu? Aç canavara yaltakçılık onun iştahını artırmaya yarar! Devirler değişiyor, güç tutkusu değişmiyor… Kırk beş yıl sonra… Onlar örgütlere ne yaptı biz ne yapıyoruz? Örgütü cesaretlendiren ülkeyi yönetenlerin kullandığı dildir Bu din dili dindar üretmez! Root Zeynus Botnet Satişi ÜST KİMLİK YOK EDİLİRSE… DİN VE MİLLİYETÇİLİĞİN SERMAYELEŞTİRİLMESİ AMACA ULAŞMAK İÇİN HERŞEY MÜBAH MI? Asıl Tehdit Dil birliği olmayınca… Devlet deneme tahtası değildir! Bu bir çürümedir Cumhur’un masasına meze olmak! Düşünmeden konuşmak Komisyon tuzağı Bu yol, yol değil! Lübnanlaşma ve kota siyaseti Tarihten ders almak: Peru Aydınlık Yol Örgütü ve biz Terörsüz Türkiye’ye evet, milli devlete suikasta hayır! Onlar ne yaptı biz ne yapıyoruz? Kahrolsun metan gazı! Değişen Öcalan değil… Başbağlar’da… Bu mudur devlet aklı? Uyanın ey Mısırlılar! Adalet yoksa… İslam, demokrasi diktatörlük Öcalan’ın sözcüleri… Apo’nun peşinde kurtuluş aramak İran dersleri Yeni bir despot liderler çağı Bir işkence biçimi olarak cezaevinden cezaevine sevk Cübbeli cehalet Adalet gecikir ama asla şaşmaz Dini söylemin insanileştirilmesi Dil meselesi ve Özgür Özel Emri hak vaki oluncaya kadar… Devlet aklı mı? Çıkar aklı mı? CHP’ye operasyonlar neyi hedefliyor? Müslüman sokağında demokrasi PKK bahane Hani tasfiye şartsızdı? Endişe etmekte haksız mıyız? Yeni Belediyeler Yasası, Niçin? PKK aslında ne demek istedi? Bir gün milliyetçileri ikna ederlerse… Denetimsiz güç ve yozlaşma Turpun büyüğü Kıbrıs’ta Yolsuzluk ve hukuk Muhalefeti susturmak Terörsüz Türkiye neyin bahanesi? Sorunun adını doğru koymak! Sevr’e Dönüş AKP kime hizmet ediyor? Allah adına konuşmak Bahçeli’nin anayasa çağrısı Memlekete Apo lazımsa… Bir adalet sorunumuz yok mu? İmamoğlu’nun diploması İspanya örneği üzerinden spekülasyon Deizm ve inkara giden yol Terörü bitirmenin karşılığı egemenliği paylaşmak olmamalıdır Kabileleşmeyi kim istiyor? İlk izlenimler AKP kongresi: Her şey bir defa daha seçilmek için ÖRGÜT’ÜN GİZLİ MECLİSİ DTK VEYA HDK HÜDAPAR ve DEM, madalyonun iki yüzü Devletle AKP’yi ısıttık, şimdi sıra milliyetçilerde… BAKLAYI AĞIZLARINDAN ÇIKARDILAR. ÖCALAN DEĞİŞMEDİ, BİZ DEĞİŞTİK. Millet düzelmedikçe hiç bir şey düzelmez! Adaleti yıkmak Diktaya giden yol! Kolombiya ne yaptı biz ne yapıyoruz? İki Dillilik Terör ve ayrılıkçılık üzerine bir çalışma Barzani'den akıl almak Esas amaç terör mü, yeniden seçilmek mi? Bu seviye ile aleme nizam vermek Terör yoluyla millet inşası Grup hakları üzerinden tartışma olmaz! Ağla ey halkım Özür diliyorum Yirmi iki yılın öğrettikleri Silahsız militanlar Suriye’nin bütünlüğü; iki tutum Ezberlerimiz değil gerçeklerimiz var Öcalan umut etme hakkından yararlanabilir mi? Sarıklı sakallı BOP Suriye dağılırken Fanatizm HER ŞEY OLUP BİTTİĞİNDE GERİYE NE KALACAK… Yeryüzünün lanetlileri Eğri cetvelle düz çizgi çizilmez! Çaresiz değiliz Bu günah hepimizin... Vatan, millet, din, iman eşittir Erdoğan Her yanlış hamle bölücülüğe hizmet eder Kim kazandı? Kaybeden yine millet Milli felakete doğru Bir devlet aklı var mıydı? Birliğe çağrı Apo’yu paşa yapalım mı? Hırsın dini var mı? Yeni bir çözülme süreci mi? Paralel din İsrail üzerinden iç politika Sinan Ateş dosyası ve tehdit siyaseti Lübnan dersleri ve milletin çeşitliliği Yapıcıoğlu’nu kim konuşturuyor? Siyasette tutarlılık ve inandırıcılık Teğmenlerin yemini Yargıtay’ın ziynet kararı ve düşüncelerimiz Malazgirt neyin aleti? Cami ve siyaset Siyasi ahlak ve milletvekili transferi Dava ahlakı olmayınca Stratejisiz muhalefet Haniya suikastı Ahlaksızlığa çağrı! Tarikat, hakikat ve yalan Nasıl bir ülkücülük? SEKİZİNCİ YILINDA 15 TEMMUZ Sorumluluktan kaçmak Alın size muhacir Cevabı verilmeyen soru Havanda su dövmek Nasıl bir tanrı idraki? Gerçek bir yumuşama mümkün mü? Kayyım ATEŞ CİNAYETİ VE BİR ZİHNİYET ANALİZİ Ruanda ile turizm anlaşması mı? Düşman ve düşmanlıklardan beslenmek Özgür Özel nereye koşuyor? Zaman mekân ve din algımız Yargı bağımsız mı gerçekten? Sinan Ateş iddianamesinin söyleyemedikleri Erdoğan, Özgür Özel görüşmesi İYİ Parti kongresi, Akşener’in vedası Hak'ka batılı karıştırmak Şimdi milliyetçilik yapma zamanı Dil üzerinden bölücülük Balkon konuşmasının satır araları Milliyetçiliğin özlü bir tarihi Ahlaksız siyaset kaybetti Kazanan demokrasidir Tony Blair'in yolculuğu Kazanan milliyetçilik olmalı Bir terör saldırısının düşündürdükleri Asıl tehdit bu siyaset tarzıdır Ülkücülük yağmalanırken Yerlikaya ve mafya operasyonları Bülbülü öldürmek DEM üzerinden milliyetçilik Biz seyrederken yahut siyasi münafıklık Mülakatlar ve iktidar Korkuları yönetmek Milliyetçilik ve İslam Sisi ile barış Montaigne haksız mı? Zana ve Ahmet Türk’ün çağrısı İslam düşüncesi ve ikbal Enkazdan oy çıkarmak! Aynı kaba tükürmek Düşün artık yargının yakasından Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail kararı Şeyhefendi'nin rüyasındaki Türkiye Sinan Ateş dosyası neyi bekliyor? Terörle mücadelede söz birliği ve kararlılık Deizm ve Kuran SULTAN DİNİN İKİZ KARDEŞİ OLUNCA Şehitlerimize dokunmayın! Dağın sözünü meclise taşımak Kabuk bağlamış yaraları deşmek ŞEHY SAİD ARAP'I SEVMEK YAHUT SEVMEMEK Kuyu ve külhan YUNANİSTAN ZİYARETİ İYİ Parti’nin kararı MİLLİYETÇİLİK VE MODERNİZM Atatürk Demirtaş’a selam gönderir miydi? Türkiye'de din anlayışında değişim süreci Yargı bağımsızlığı ABD/İsrail yapımı soykırım CHP’de yeni dönem Meclisin imkanlarını milletin aleyhine kullanmak! Kurtuluş paradoksu NİCE YÜZ YILLARA İslam düşüncesinin siyasal ufku Irak, Suriye, Libya ve Filistin, ya sonra?  Para ve Faiz FİLİSTİN,İSRAİL,BATI’NIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ Hamas'ın saldırısı ve Filistin sorunu Öz vatanda sığınmacı olmak AİHM kararları ve çifte standart Mafya ile mücadele Tek dil, bütünleştirir Edepsizliğin dini yoktur!  Cabiri; yeniden yapılanma -2 Bölünme Anayasası DAĞINIK MUHALEFET BİN DOKUZYÜZ YETMİŞ SEKİZ Tarihi parçalamak İtaat ve itaatsizlik üzerine Milliyetçiler nasıl birleşir? Milliyetçilerin birliği Cabiri ve yeniden yapılanma BAHÇELİ’NİN İTTİFAK ÇAĞRISI Çürüme Yerel seçimlere doğru, ittifak mı, tek başına mı? İSLAM VE SİYASET Hukuk olmadan ekonomi düzelmez! VATANDAŞ NEREDE, MUHALEFET NEREDE? ZAM YAĞMURU VE ALDATMA USTALARI İslam, demokrasi ve Türkiye Bu kafayla mı? KAYBETME PSİKOLOJİSİ İLE SEÇİM KAZANILMAZ Fransa’dan ders almak MERDAN YANARDAĞ, ÖCALAN İYİ PARTİ KONGRESİ VE YENİ SİYASETİN İPUÇLARI Bir kitap ‘Popülizmin küresel yükselişi’ Dini cehalet ve fanatizm Sorunumuz din ve milliyetçilik satanlardır 14 MAYIS SEÇİMLERİ VE BATI BİZ PKK'YA BAKARKEN... Yeni hükümet ve beklentiler Suçlu sadece muhalefet mi? Gyges'in yüzüğü yahut bağımlı yargı BİR HATIRA:GÜN SAZAK'IN ARDINDAN Geleceğini başkalarının ellerine bırakan toplum Anketler ve sonuçlar TARAFIMIZ BELLİ! Ayrıştırma siyaseti yerine birleştirme siyaseti Türkiye değişim istiyor AKP giderse... Milliyetçiler birleşiniz! Zamansız söz kime yarar EKONOMİK KRİZ,MİLLİYETÇİLİK VE AYRIŞMA Enfokrasi Testi kırıldı Akşener ve Altılı masa DAHA SORGULAMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ? Zaman daralıyor AFET BÖLGESİ, KADER-TEDBİR Deprem, Hatay ve Sığınmacılar Acımız büyük Büyük felaket Akşener ne diyor? Ortak politikalar metni, bir iktidar sıçraması Her seçim İmralı KARNE HEDİYESİ Bu sese kulak verilmeli FAY HATLARI ÜZERİNDE SİYASET Tutukluluk ve siyaset SİNAN ATEŞ'İN YAKTIĞI ATEŞ Yeni bir milliyetçi sıçrama ŞİDDET KÜLTÜRÜ Robotların duyguları yoktur! Tepkileri toplumsallaştırmak Seçilmiş travma Akşener’in suçu! Sosyal medya ve seçimler HERKES İÇİN ADALET Mahkeme kararı ile Kılıçdaroğlu’nun önü açıldı Yargı’nın intiharı ÇOCUK İSTİSMARI, STRATEJİSİZLİK ASKERİMİZ FAKİRDENDİR POST KAVGASI DEĞİL,VATAN KAVGASI Seçmenle duygusal ilişki kurmak YALANLA AVUNMAK Telafisi olmayan bir seçim Parti kapatma: Hukuk ve siyaset Sisi, Esat, muhalefet Parti kapatmak HDP, HANGİ MASANIN ALTINDA? HDP ile görüşme YERLİ VE MİLLİ OTOMOBİLDE SORULAR Suçlu bulundu: Türklük SİYASÎ İSTİKRAR VE GÜNDEM Kapanmış yarayı deşmek Fakıbaba, erdemli siyaset SİYASETÇİNİN BAŞARISI NE İLE ÖLÇÜLÜR? SEÇMEN EĞİLİMLERİNİ ANLAMAK Demokrasi ne ile var olur? YORUMA AÇIK OLMAYAN NAS BUDUR! BİZDEN Mİ OLSUN, ONDAN MI OLSUN? Bu kafayla terör bitmez! Sığınmacı sorunu, biz ve ABD SİYASİ NEZAKET VE CHP AHLAK KRİZİ Anketler ne diyor? İttifak ve nezaket Selçuklunun Osmanlının torunu, cumhuriyetin çocuklarıyız... Adaylık tartışmaları CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? YA HUKUK DEVLETİ YA YOLSUZLUK DEVLETİ KAFALAR DEĞİŞMEDİKÇE TARİH ÜZERİNDEN KUTUPLAŞTIRMA İMAM HATİPLER VE ŞARKICI GÜLŞEN EKONOMİK SORUNLARI ÇÖZECEK KADRO Doğru aday, kazanacak adaydır Keskin dil barış getirmez PARTİLER, İHTİMALLER