Elazığ’da önemli çalıştay bugün itibariyle başladı. Elazığ’da bugün Uluslararası Su Ürünleri Zirvesi Akgün Hotel’de yapılan çalıştay ile başladı. Çalıştaya Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Sabuncu, Rektör Yardımcısı Mahmut Doğru, Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Şirin Budancamanak, Gana Büyükelçisi Abdul Nasureddin, Anasumder Genel başkanı Ergün Aslan ve Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz katılım sağladı.
“ŞU AN 9 ÜLKEDEN İŞ İNSANLARI VE BÜROKRATLARIMIZ BİZLERLE BERABERLER”
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Anasumder Genel Başkanı Ergün Aslan, “Biz süreci su ürünleri sektörüyle ilgili su ürünleri mühendisleri derneği olarak ne yapabiliriz diye düşünürken, bunun mücadelesini verirken ve bu projemiz fikir aşamasındayken bu fikrimizi haşladık. Balıkçılık Su Ürünleri Genel Müdürümüz, Sayın Valimiz, devlet büyüklerimiz, özel sektörün önemli temsilcileri ve vurgulayarak söylüyorum. Kent Konseyi Başkanımız Nafiz Hocamız ve Elazığ Belediye Başkanımız Sayın Şerifoğulları'na bu hayalimizi, bu fikrimizi, bu düşüncemizi hayata geçirmek için vermiş oldukları desteklerden dolayı çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar, saygılar sunuyorum. çok büyük kaynakları olan, çok büyük potansiyelleri olan bu ülkenin bu kaynakları işe, aşa, fakire, fukaraya, insanımıza hem gıda olarak hem de çalışma olarak dönüştürmeye çok büyük ihtiyacımız var ve artık bu bizim için, bizim bölgemiz için ve ülkemiz için bir zorunluluk haline geldi. Bu kaynakları kullanmaya, bu kaynakları ekonomik olarak değerlendirmeye çok büyük ihtiyacımız var. Fakat kaynaklarımızı sürdürülebilir bir şekilde kullanmak da zorundayız. Gerek geçene aldığımız gibi gelecek nesillere de bu kaynakları taşıyacağız. Bu çalışmaların, bu kaynakları hem ekonomik olarak kullanma hem de geleceğe taşımak için süreçteki teknik personeller su ürünleri mühendisleri. Ben su ürünleri mühendislerini temsil eden bir sivil toplumun, sivil toplum örgütünün yöneticisi olarak şunu söylemek istiyorum. Biz mühendisler olarak kamuda, özel sektörde, üniversitelerde altyapısını oluşturmuş vatanına, milletine, memleketine hizmet eden bir meslek dalıyız. Sivil toplum örgütlenmesinde de süreç elhamdülillah çok iyi gidiyor. 10'dan fazla şube başkanımız buradalar. 32 ilde teşkilatlanmamızı yaptık ve memleketimize, vatanımıza, milletimize hizmet etmeye devam ediyoruz. Biz su ürünleri mühendisleri olarak şu karşıyı bir çizdik. Dedik ki önce sivil toplum olarak kendimizi, kendi sorunlarımızı çözeceğiz. İkinci etapta da biz su ürünleri mühendisleri olarak bu ülkeye, bu vatana, bu millete nasıl hizmet edeceğiz, bunun çalışmalarını yapacağız. 3-4 kalemde çok önemli projemiz var. Bunlardan birisi de bu su ürünleri zirveleri olacak. Nasip olursa su ürünleri zirvelerimiz devletimizin koordinasyonunda, devletimizin himayelerinde, özel sektörümüzün birbiriyle entegre olmasını sağlayacak, birbiriyle ticaretini, ülke genelindeki ticaretini ve yurt dışı ile ticaretini entegre edecek bir zirveye dönüşecek, bir çalışmaya dönecek. Gana büyükelçimiz, çok kıymetli büyüğümüz de buradalar. Şu an 9 ülkeden iş insanları ve bürokratlarımız bizlerle beraberler. Sürece 19 ülkeyle başlamıştık ama planlamalarımızla 9 ülkeden misafirlerimizi, yurt dışı misafirlerimizi 9 ülkeden ağırlayabildik. İnşallah bir dahaki zirvelerde bu sayıları artırarak ticaretin kurulduğu ve ülke içinde bölgesel entegrasyonun kurulduğu ve bu bölgesel entegrasyonun nasip olursa ilerleyen dönemlerde tüm dünyaya yayıldığı bir zirveyi, bir ateşi, birincisini, Türkiye'deki ilk projeyi, birincisini, ilk ateşi Elazığ'dan vermek istiyoruz. Planlamamız şu. 7 bölge, 7 zirve şeklinde bu planlamayı yapacağız. İkinci zirvemizin yapılacağı şehri de aday olan ana tünel şube başkanlarımız var. Kapanış toplantısında inşallah onun da kararını vereceğiz. İkinci zirvemizi yapacağımız bölgemizi ve şehrimizi belirleyeceğiz. Ben kıymetli hazürunun vaktini çok almak istemiyorum. Burada sizleri ağırlamaktan, kent konseyimizle, belediyemizle, paydaşlarımızla sizi burada ağırlamaktan çok büyük onur ve mutluluk duyuyorum. Yurt dışından gelen misafirlerimizi, ülke genelinden gelen misafirleri, devlet büyüklerimize ve lisans düzeyindeki kıymetli öğrencilere saygılar sunuyorum. Çok uzun ülkeye konu eklemek istiyorum. Zirvenin iki önemli ruhu var. Birincisi tüccarı bir araya getireceğiz. Ülke içindeki entegrasyonu sağlayacağız. Sonra da bu entegrasyonu sadece ticaret olarak değil, teknoloji olarak, milli birikim olarak ülke genelini ve ondan sonra da dünyaya yayacağız. Bunu da yaparken su ürünleri mühendisliği öğrencilerimizi de özel sektörümüzle, devletimizle entegre edeceğiz. İki önemli ruhla bu vatana, bu millete çok kıymetli halkımıza hizmet etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“GANA HÜKÜMETİ ÜRETEN YATIRIMLARI, SANAYİLEŞMEYİ VE İHRACATI DESTEKLEYEN POLİTİKALAR İZLEMEKTEDİR”
Gana'da ortak üretim, yerel istihdam, ihracat kapasitesi ve uzun vadeli sanayi ortakları kurmak için de fırsatlar sunulması gerektiğini söyleyen Gana büyükelçisi Abdul Nasureddin, “Denizlerimizde ton balığı, sardalya ve hamsi gibi ticari türler bulunurken özellikle Volta Gölü tilapia ve yayın balığı yetiştiriciliği için geniş imkanlar sağlamaktadır. Ülkemizde yetiştirilen mısır ve soya fasulyesi de yerli balık yemi sanayi için bütün Afrika bölgesi için çok çok değerli ve önemli giderlerdendir. Gana Afrika kıtasal serbest ticaret bölgesinin yani AfCFTA sekreteryesinin hem liderliği ve hem sahipliği yapmaktadır. Zaten bölgede ilk bağımsızlığını kazanan diplomatik yolu ile hiç savaşmadan 1957'de Gana idi. Ondan sonra liderliğini sürerek bütün diğer Batı Afrika ülkelerinin bağımsızlığı kazanması için çok çaba gösterdi. Nitekim şu anda bölgede en uzun demokrasi sürdüren ve kabile açısından en istikrarlı, demokrasi açısından en istikrarlı, siyaset ve dini açısından da hem Hristiyan ve Müslümanların çok barış bir şekilde ve istikrarlı bir şekilde kalan ülkelerden ve tek hiç başka bir ülke ile savaşmayan bir ülkeyiz. Ondan dolayıdır ki Gana Afrika kıtasal serbest ticaret bölgesinin merkezi şu anda Gana'dadır. Dolayısıyla Gana'da yatırım yapmak demek yalnızca ülkemize pazarına hitap değildir. 1.4 milyar Afrika insanına ve 4 trilyon dolarlık Afrika pazarına ile ticaret yapmak demektir. Gana ile ticaret yapmak. Türk dünyasının ve özellikle bu sektördeki insanların bizim için su ürünlerindeki olan bütün yatırım alanlarda gelmeniz çok önemli. Önceliklerimiz bir, ticari ölçekli balık yetiştiriciliği ve modern akuakültür tesisleri kurma, kuluçkahaneler ve balık yemi üretimi, balık işleme ve ambalajlama tesisleri, katma değerli ürün geliştirme, soğuk hava depolar ve frigorifik taşımacılık, ekipman imalatı ve teknoloji transferi ile araştırma da rol oynamanız oynamanız, mesleki eğitim ve teknik işbirliği için çok çok önemli sizlere davet ediyoruz. Şahsen 20 sene evvel hac görevimi yerine getirirken Elazığlılarla tanışıp ondan sonra 2006'dan beri Elazığ'dan hem kurban hem erzak bir sürü destek aldık ve hatta benim geldiğim memleketimde hem kurban keserken yediğim memleketim olarak ve Volta Gölü'nün en büyük olduğu alan yer Yeci'ye yazıyoruz, Gana bayrağını koyuyoruz. Ondan sonra sponsorlar ve bağışçılar olarak da Elazığ'ı yazıyoruz ve Türk bayrağını koyuyoruz. Yıllarca 20 sene içerisinde küçük çocuklar bile Türk bayrağını görünce Elazığ diyorlar. Türkiye'de gözlemledim kadarıyla zekat kavramı sadece sadakaya bağlı olmayan hem infak hem ihsan hem bilgiden zekat verme hem görevden zekat verme hem güçten zekat verme ve bütün nimetlerin zekat verme kavramı çok köklü bir kavram sizin toplumunuzda ve bu da geçmişimizden gelmiş olan bir kültür. Dedeleriniz gittikleri yerde vermek için gittiler, almak için gitmediler. Biz de şu anda sizi çağırıyoruz. Ticarette geç kalmış olabilirsiniz. Fakat sanayi ve teknoloji transferlerinde lütfen geç kalmayınız. Dedelerimizin yaptığı kadarıyla yapamazsanız bile vermek için gelmek olmazsa bile paylaşmak için gelmeniz lazım. Bu alanlarda yalnızca ürün ticari ticareti için değil, Gana'da ortak üretim, yerel istihdam, ihracat kapasitesi ve uzun vadeli sanayi ortakları kurmak için de fırsatlar sunmaktayız. Türkiye'nin akuakültür teknolojisi, makine imalatı, işleme ve lojistik alanlarındaki deneyimini Gana'nın kaynakları ve bölgesel pazara avantajları ile birleştirmek istiyoruz. Gana hükümeti üreten yatırımları, sanayileşmeyi ve ihracatı destekleyen politikalar izlemektedir.” diye konuştu.
“Ülkemize Ait Marka Değere Hizmet Üreten Bir Şehir Konumundayız”
Gerçekleştirilen çalıştay hakkında konuşan Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Kenan Köprücü, “Burada Su Ürünleri Sektörü adına geniş anlatımda bulunmayacağım. Çünkü Gana Büyükelçimiz gerçekten çok teferruatlı, inovatif bir yaklaşımla sunum yaptı. Balıkçılık Su Ürünleri Genel Müdürümüz Elazığ'daki Su Ürünleri Sektörünün bugünlere gelmesinde büyük emek sahibi aynı zamanda fakültemiz mezunu olan büyüğümüz bizim öğrencilerimiz için de şu anda rol model olarak ifade ettiğimiz önemli bir değerimiz. Sayın Genel Müdürüm hoş geldiniz. Şeref buyurdunuz. Tabii Uluslararası Su Ürünleri Zirvemizin mottosu Fırat'tan Dünyaya Ticaretin yeni rotası bu zirvenin hedefini net bir şekilde ifade ediyor. Elazığ ilimiz gerçekten Su Ürünleri Sektörünün ülkede önemli temsil merkezlerinden birini oluşturuyor. Türk somonu üretiminin ana başlangıç merkezini Elazığ'ımız oluşturuyor. 47.000 ton üretimle alabalığın başkenti unvanına sahip. Yine Balıkçılık Su Ürünleri Genel Müdürümüzün çok yoğun çabaları sonucu geçmişten bugüne yeni yeni kendisini ifade eden bir incik üretiminin ayak seslerini de derinden hissediyoruz. 2 yıl içerisinde inşallah özel sektörümüzün oluşturmuş olduğu ana stok yönetimiyle 100 ton ilk etapta, 150 ton orta vadede 2 yıl 3 yıl içerisinde Türk havyarı markasıyla siyah havyarın üretimine geçeceğiz. Yani ne anlam ifade ediyor dersek Türk somonu üretiminde kilogram fiyat 6-7 dolar iken siyah havyarda, Türk havyarında kilogram fiyat 2.000 dolar toptan satış fiyatı olarak sunduğumuzda Elazığ 2-3 yıl içerisinde 220 milyon ton dolar Türk somonundan ve 700-750 milyon dolar da eğer 150 150 ton siyah havyar üretimi realize olursa Türk havyarından olmak üzere 1 milyar dolar bir katma değer üretebilecek. Yani ülkemize ait marka değere hizmet üreten bir şehir konumundayız. Biri Türk somonu. İnşallah 2-3 yıl içerisinde de Türk havyarı olarak karşımıza çıkacak. Bunun büyük mutluluğunu yaşıyoruz. Elazığ ilkleri gerçekleştiren bir şehir olma statüsünü her daim sürdürmüştür. Uluslararası Su Ürünleri Zirvesi de bunun önemli bir örneğini teşkil etmektedir.”
“SU ÜRÜNLERİ ZİRVEMİZ HAYIRLARA VESİLE OLSUN DİYORUM”
Programın sonunda Fırat’ın önemi hakkında konuşan Elazığ Valisi Dr. Numan Hatipoğlu, “Fırat'ın aslında Fırat adını aldığı aynı zamanda kendisinden sonraki tüm sınırları aşarak adeta en çok farklı coğrafyayı cennete çevirdiği bir merkezdeyiz, büyük noktadayız. Hem Keban Barajımızdaki hem Karakaya Barajımızdaki hem de daha sonra oluşmuş olan ilgili olarak ülkemizin en önemli rezervlerine sahip bir ihracat açısından ülkemizdeki üretim açısından büyük bir potansiyel taşıyor ki bunları hem Sayın Genel Müdürümüz hem de yine bizim kalkınma Ajansı eliyle yaptığımız destekleri Genel Sekreterimiz de ifade etti. Ben burada Sayın Kanada Büyükelçisine yetişmiş olduğu ülkemizde daha sonra tekrar hizmette bulunuyor olması kendi memleketiyle ülkemiz arasında bir köprü olmasını çok anlamlı buluyorum. Sözlerinde ifade ettiği bazı hususları hatırlatmak istiyorum. Fırat'ta gündem hem su ile ilgili zaten muhtemelen 2 gün boyunca devam edecek ama kendisi zekattan ve infaktan bahsetti. Ben de bu vesileyle ayrıca kendisiyle daha önceki ziyaretimde yine vakfın ve çalışmaları ülkemizdeki okuma dönemi ile ilgili olarak da bilgiler almıştım. Kendi çok teşekkür ediyorum bu anlamda. Devletimiz çok büyük bir medeniyetin üzerine inşa edilmiş 2200 yıllık bir geleneğe sahibiz ama bu geleneğin en önemli unsurlarından birisi hakim olduğu coğrafyalarda gittiği yerlerde hiçbir zaman için mazlumları ezmemiş daima mazlumların yanında yer almış sömürge amacıyla gitmemiş yani bugün Portekiz'in veya İspanya'nın Kuzey Amerika'nın tüm altınlarını aldığı gibi ya da Afrika'yı hem insan açısından hem maden açısından sömüren ülkeler gibi davranmamış. Dolayısıyla da gittiği coğrafyada adeta bizim bugün ay yıldızlı albayrağımızın olduğu gibi gölgesine sığınılacak alanlar inşa etmiş. Bu anlamda da tarihimizden ne kadar iftihar etsek azdır. Bugün de yine Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hem Afrika için bir açılım söz konusu. Şu anda ülkemizin değişik üniversitelerinde binlerce Afrikalı öğrenci okuyor ve bununla açıkçası ben de iftihar ediyorum. Suriye ile ilgili olarak pek çok tartışmalar yapılmıştır ülkemizde ama biz yine her zaman için mazlumların yanında yer alan bir ülke olarak gördük. Bugün binlerce Suriyeli de Türkçe konuşan Türkçe düşünen adeta insan var. İşte Afrika'da aynı şekilde olacak. Çünkü biz Afrika'ya gittiğimizde sömürme için gitmiyoruz. Biz Afrika'ya paylaşmak için gidiyoruz. Çünkü kapitalizmle bizim aramızdaki en büyük fark ben iktisat hocam Bahri Kaynak rahmetliydi. Kapitalizmle ilgili de en temelde öğrendiğim üniversite yıllarındaki hususlardan birisidir. Yani mal biriktirme servet biriktirme varlık biriktirme anlamında bir husus söz konusu. Şimdi bizde ise yani Türk İslam medeniyetinde Müslümanlarda ise paylaştıkça çoğaldığına bereketlendiğine inandığımız bir inancın üzerindeyiz. Yani kapitalizmin aksine biz paylaştıkça verdikçe yardım ettikçe birilerini ayağa kaldırdıkça zenginleştiğimize inanan bir milletiz. O yüzden çarşılarımızdan ben bugün alışveriş yaptım ben siftahımı yaptım. Komşumun yanına gidip komşumdan alışveriş ettim diyen vatandaşlarımızla esnafımızla dostlarımızla biz bir ve beraber olduk büyüdük. Aslında bu şekilde çoğalmayı öğrendik. Sayın Büyükelçi de bu anlamda çok muazzam bir varlıkta bulundu. Umuyorum ki Afrika'nın tarihini muhakkak ki değiştirecek pek çok insan ülkemizde üniversitelerimizde yetişecek tıpkı sizler gibi. Bu anlamda da özellikle bu konuyu ifade etmek istedim ben. Su ürünleri zirvemiz hayırlara vesile olsun diyorum.” diyerek sözlerini noktaladı



























