Böyle önemli bir maça iki hücumcu, Elazığspor’un gol ayaklarından Kemal Rüzgar ve Mert Örnek’in sakatlıkları önemli eksiklikti. Bunların yerine Enes Soy ve Ali Altınöz sahadaydı. Saha dizilişine baktığımızda, Kemal’in yerine orta sahanın en çok koşan ve mücadele eden oyuncusu Alperen Pak en uçta yer aldı ve 2. dakikada golünü attı. 4. dakikada ise Furkan Köse’nin hatasından yenilen golle skor 1-1 oldu. Karşılıklı goller kaleci hatalarından geldi.
İlk devrede iki kaleci hatasından gelen karşılıklı goller ve Enes’in iki net pozisyondan yararlanamaması vardı. Oyuna baktığımızda Çorlu takımı; koşan, oyunu kendi alanında kabul eden ve topla çabuk çıkabilen bir ekip görüntüsü verdi. Alperen’in topla buluşamaması ve yerini yadırgaması önemli bir eksiklikti.
İkinci devrede maça başlaması gereken diziliş vardı. Enes santrfora, Barış ise sol açığa geçti. Elazığspor’un oyunu rakip alana yıkacağı, şutlar atacağı ve iyi bir oyunla maçı kurtaracağı düşüncesi hâkimdi. Ancak Enes’in ve Hakan’ın kaçırdığı net pozisyonlar vardı.
Bu maç hocaya yazar. Takımı organize edemedi. Futbolcular arasındaki dağınıklığa çare olamadı. Daha kötüsü, stadın dörtte üçü takımı sahiplenirken sadece bir kesimin protestosuna boyun eğen Serdar Bozkurt, 45. dakikada oyuna aldığı Barış’ı 79. dakikada çıkardı. Üstelik Barış, takımın en pahalı transferi.
Hoca, bu sana hiç yakışmadı. Sen bu futbolcuyu nasıl kazanacaksın ya da o futbolcu sana nasıl güvenecek? Barış’ı çıkararak kendini kurtarmak istedin. O arada 3. golü yedin. Yazık, çok yazık!
Yine bir kez daha söylemekte fayda var: Skor maçı kurtarır, iyi oyun takımı şampiyon yapar. Elazığspor bugün ne skoru aldı ne de iyi bir oyun oynadı.