Yaz Sıcakları Görünmeyen Bir Kalp Krizi Tetikleyicisidir

YEREL - 30-06-2026 13:40 81 kez okundu.

Yaz Sıcakları Görünmeyen Bir Kalp Krizi Tetikleyicisidir

Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akbulut, yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava dalgalarının kalp ve damar hastalıkları üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.

Prof. Dr. Mehmet Akbulut, iklim değişikliğinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıktığını, insan sağlığını doğrudan tehdit eden önemli bir halk sağlığı problemine dönüştüğünü belirtti. Özellikle aşırı sıcaklıkların, bu tehdidin en görünür ve ölümcül sonuçlarından biri olduğunu 1950’li yıllardan itibaren sıcak hava dalgalarının sıklığında, şiddetinde ve süresinde ciddi artış yaşandığını, Küresel ölçekte yalnızca yüksek sıcaklıklar nedeniyle her yıl yaklaşık 17,5 milyon sağlıklı yaşam yılının kaybedildiğini, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa’nın dünyanın en hızlı ısınan kıtası konumuna geldiğini,  tüm önleyici çalışmalara rağmen yalnızca 2022 yılında Avrupa’da aşırı sıcaklara bağlı olarak 60 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek, iklim değişikliğinin artık süreklilik kazanan bir halk sağlığı krizine dönüştüğünü ifade etti.

Aşırı sıcaklıkların neden olduğu sağlık sorunlarının önemli bir bölümünün kalp ve damar sistemi kaynaklı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mehmet Akbulut, sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm ve hastalık oranlarında belirgin artış görüldüğünü, Yapılan araştırmaların, yerel eşik değerlerin üzerindeki her 1 derecelik sıcaklık artışının kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümleri yüzde 2,1 oranında artırdığını gösterdiğini bu oranın inmede yüzde 3,8’e, akut koroner sendromlarda ise yüzde 3,5’e kadar yükseldiğini, İnsan vücudunun sıcakla mücadele ederken ciddi bir fizyolojik yük altına girdiğini ifade eden, sıcak havalarda damarların genişlediğini, kan dolaşımının periferde göllendiğini ve kalbin daha hızlı çalışmak zorunda kaldığını, Özellikle altta yatan kalp ve damar hastalığı bulunan bireylerde bu durumun oksijen arz ve talep dengesini bozarak akut koroner sendromdan kardiyojenik şoka kadar uzanabilen ciddi tabloları tetikleyebileceğini belirtti.

Terleme sonucu oluşan sıvı kaybının yeterince karşılanmamasının da riski artırdığını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Akbulut, damar içi sıvı hacminin azalmasının kalbin yükünü artırdığını ve başta böbrekler olmak üzere birçok organı olumsuz etkilediğini,  Bu sürecin çoklu organ hasarına kadar ilerleyebileceğini artan kan yoğunluğu, sistemik inflamasyon ve pıhtılaşma eğiliminin de trombotik olay riskini yükselttiğini, sıcak havaların ilaçların etkisini de değiştirebildiğini, özellikle antitrombosit tedavi ve beta bloker kullanan hastalarda ölümcül olmayan kalp krizi riskinin anlamlı düzeyde arttığını, bu ilaçların birlikte kullanımında riskin yüzde 75’e kadar çıkabildiğini söz konusu etkinin yalnızca ileri yaş grubunda değil, 25-59 yaş aralığındaki bireylerde de görüldüğünü kaydetti.

Sıcaklık artışının hava kirliliği ile birleştiğinde etkisinin daha da arttığını vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Akbulut, ince partikül madde (PM2.5), azot dioksit ve ozon seviyelerinin yükseldiği günlerde hem kardiyovasküler hem de solunum sistemi kaynaklı ölümlerin arttığının bilimsel çalışmalarla ortaya konulduğunu Isının ozon oluşumunu artırarak kirleticilerin toksik etkilerini yükselttiğini belirten Akbulut, kirleticilerin de vücudun sıcaklık düzenleme mekanizmalarını bozarak kalp üzerinde adeta “çifte darbe” oluşturduğunu, riskin toplumun tüm kesimlerinde eşit dağılmadığını düşük sosyoekonomik düzeye sahip bireylerin, sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlı olanların ve uygun olmayan konut koşullarında yaşayan kişilerin daha büyük risk altında bulunduğunu, bu grupların daha az yeşil alan, daha fazla hava kirliliği ve belirgin kentsel ısı adası etkisine maruz kaldığını, iklim değişikliğinin diğer çevresel risklerle birleşerek kardiyovasküler kırılganlığı artırdığını kaydetti.

Gece sıcaklıklarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Akbulut, gece saatlerinde yeterli soğumanın olmamasının kalp ve damar sistemi üzerinde sürekli bir stres oluşturduğunu, ani sıcaklık değişimlerinin de kalp krizi riskini artırdığını, sıcaklığa bağlı ölümlerdeki artışın hastane başvurularındaki artışın üzerinde olmasının, birçok olayın hastane dışında gerçekleştiğini düşündürdüğünü, gelecekte sıcaklığa bağlı sağlık sorunlarının daha da artmasının beklendiğini bu yüzyıl içerisinde Avrupa ve Türkiye’de sıcaklığa bağlı yüz binlerce, hatta milyonlarca ek ölüm yaşanabileceğini sıcaklığa bağlı ölümlerdeki artışın, soğuğa bağlı ölümlerdeki azalmadan çok daha fazla olduğunu çözümün şehirlerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak şekilde yeniden tasarlanmasından geçtiğini söyledi.

Yeşil alanların artırılması, su yüzeylerinin yaygınlaştırılması, ısıyı yansıtan yapı malzemelerinin kullanılması ve kentsel ısı adası etkisinin azaltılmasının sıcaklık maruziyetini düşürebileceğini, etkili sıcaklık-sağlık eylem planlarının erken uyarı sistemleri, güçlü yönetişim, hedefe yönelik iletişim ve dayanıklı sağlık sistemleriyle mümkün olacağını hekimlerin de bu süreçte önemli sorumluluklar üstlendiğini, hastalara yalnızca kolesterol ve tansiyon değerlerinin değil, iklim değişikliğinin de kardiyovasküler risk yönetiminin bir parçası olarak anlatılması gerektiğini hastaların sıcak havalarda sıvı tüketimi, dış ortam maruziyeti ve ilaç kullanımı konusunda bilgilendirilmesinin önemli olduğunu, erken uyarı belirtilerinin tanınmasının hayat kurtarıcı olabileceğini kaydetti.

Prof. Dr. Mehmet Akbulut, sıcak ve nemli havalarda özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketilmesi, sıvı alımının gün içine dengeli şekilde yayılması, aşırı çay, kahve, gazlı içecek ve alkol tüketiminden kaçınılması açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesi,sentetik ve teri tutan kıyafetlerden uzak durulması, güneş altında şapka ve güneş gözlüğü kullanılması, saat 11.00 ile 16.00 arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması, egzersiz ve fiziksel aktivitelerin akşam saatlerinde yapılması, ev ortamında güneş ışığını azaltmak için perdelerin kapalı tutulması,klima veya vantilatör kullanılması, ortam sıcaklığının 24-26 derece arasında tutulması, akşam saatlerinde ortamın havalandırılması, ılık duş alınması, ense, bilek ve koltuk altı gibi bölgelerin serin su ile rahatlatılması,.Ağır ve yağlı yiyecekler yerine hafif besinler tercih edilmesive sebze ve meyve gibi su oranı yüksek gıdalar tüketilmesinin önem arz ettiğini söyledi.

Tansiyon ve idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Akbulut, baş dönmesi, halsizlik veya tansiyon düşüklüğü gibi şikâyetler görüldüğünde mutlaka doktora başvurulması gerektiğini, İlaç düzeninin yaz şartlarına uygunluğu konusunda hekim görüşü alınmasının önemli olduğunu kalp yetmezliği, ritim bozukluğu, yüksek tansiyon, pulmoner hipertansiyon ve koroner arter hastalığı bulunan bireylerin kendilerini daha yakından takip etmeleri gerektiğini ifade etti.

Prof. Dr. Mehmet Akbulut, sıcak havalarda alınacak basit önlemlerin kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını belirterek vatandaşları özellikle yaz aylarında daha dikkatli olmaya davet etti.

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Hicret Mahallesi Pırıl Pırıl

Hicret Mahallesi Pırıl Pırıl

30-06-2026 - YEREL

Açıkkapı'dan Elazığ'a müjdeler

Açıkkapı'dan Elazığ'a müjdeler

30-06-2026 - YEREL

hepsibet